Navigation

Buradasınız

Hakkını Arayan İşçi “Vatan Haini” midir?

İşçi Dayanışması Bülteni, No:128

Yaşadığı topraklara ve insanlarına ihanet… Bir davaya, topluma ve arkadaşlığa ihanet eden insan haliyle sevilmez. Bu yüzden “hainlik” utanç vericidir. İşte bu kavram, tam da utanç verici olduğu için en acı verici, yaralayıcı ve susturucu bir suçlamaya dönüşebiliyor: “Vatan haini!” Bu suçlamaya egemenler tarafından çok sık başvuruluyor. Meselâ 1950’lerde Adnan Menderes Hükümeti, ABD’nin isteği üzerine Kore’ye asker gönderdi. Böylece Anadolu’nun yoksul çocukları, adını bile duymadıkları bir ülkedeki cephelere sürülmüş oldu. Onların Kore’de can vermesi, egemenlerin zerrece umurunda değildi. Hükümet, Kore’ye gönderdiği “vatan çocukları” karşılığında ABD’den para yardımı alıyordu. ABD’li yetkililer ise Türk askerinin çok ucuz olduğunu söylüyordu. İşçi sınıfının namuslu ozanı Nâzım Hikmet, yoksul Anadolu çocuklarının ABD’nin sürdürdüğü bu savaşa gönderilmesine karşı çıktı, bunu anlatan şiirler yazdı. Hükümet ve hükümet yanlısı gazeteler, Nâzım Hikmet’i derhal “vatan haini” ilan ettiler. Neden? Nâzım Hikmet “hain” olarak damgalanmak için ne yapmıştı? Emekçi çocuklarının Kore’de ölmesine karşı çıkmıştı. Bir aydın olarak toplumu uyandırmak istemişti. Ama bu, iktidar sahiplerinin işine gelmiyordu. İşte bu yüzden onu toplumun gözünden düşürmek istediler ve “vatan haini” ilan ettiler. Nâzım Usta ise onlara şu cevabı verdi:

“Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt

hainiyim, ben vatan hainiyim.

Vatan çiftliklerinizse,

kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,

vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,

vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,

fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,

vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,

vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,

ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,

vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,

vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,

ben vatan hainiyim.”

Sermaye sahipleri işçilerin bilincini bulandırmak ve aralarına nifak sokmak için sık sık bu tür suçlamalara başvururlar. Zamanında Nâzım’ı vatan haini ilan eden egemenler, bugün de çıkarlarına çomak sokan herkesi aynı şekilde yaftalıyorlar. Meselâ grevler “milli güvenliği bozucu” görülerek yasaklanırken, grevci işçiler de “vatan haini” olarak yansıtılıyor. İşten atma saldırılarına boyun eğmeyen direnişçi işçiler de aynı şekilde lanse ediliyor. Son olarak üçüncü havaalanı inşaatında çalışan işçilerin “vatan haini” olduğu yansıtıldı kamuoyuna. İyi yemek, tahtakurusuz yatak, iş cinayetlerine daha fazla kurban vermemek için önlemlerinin alınmasını isteyen inşaat işçileri “vatan haini” öyle mi? Anayasal haklarını kullanarak sendikalaşan, patronların hukuksuz işten atma saldırılarına karşı direnişle cevap veren işçiler “vatan haini” öyle mi? Hakları için mücadele eden, yaşadıkları sorunlar karşısında birlik olmak için çaba harcayan işçiler “hain” olmakla suçlanırken, yasaları açık açık çiğneyen patronlar için ise hiçbir yaptırım uygulanmıyor. Üstelik vatan eğer üzerinde yaşadığımız topraksa, tüm zenginlikleri biz üretiyoruz, onlar ise el koyuyor. Vatanın sefasını onlar sürüyor, cefasını ise biz çekiyoruz. Tüm zenginlik, bizlerin ellerinin hüneri değil mi? Peki, o halde daha iyi yaşam koşulları istememiz ve bunun için mücadele etmemiz suç mudur, ihanet midir? Elbette hayır, olamaz!

Kardeşler, mücadeleci işçileri ihanet etmekle suçlayan egemenlerin “vatan”dan anladıkları, üzerinde yaşadığımız topraklar değildir. Ne olduğuna ise en iyi cevabı Nâzım Hikmet vermiştir. Nâzım Usta, onların “vatan” diye kastettiklerinin sermayeleri olduğunu ortaya koymuştur. Onların tek derdi iktidarlarını ve çıkarlarını korumak, sermayelerini arttırmaktır. Bu nedenle sömürücüler ve egemenler, milliyetçiliği kışkırtıyor ve işçi mücadelelerini vatan hainliğiyle yaftalayıp kötülemeye çalışıyor. Hak arama eylemlerini genel işçi kitlesinin gözünde bu şekilde gayrimeşru ilan etmek istiyor. İstiyorlar ki işçiler birleşmesin, hakları için mücadele etmesin. Ama biz işçi sınıfıyız ve bu oyunlara prim vermemek için bilinçli hareket etmeliyiz!

23 Kasım 2018

Son Eklenenler

  • 15-16 Haziran 1970’de işçiler ayaktaydı… O dönemde tek vücut olabilen işçiler, giriştikleri şanlı mücadeleden hem alınlarının akıyla hem de gelecek işçi kuşaklarına miras bıraktıkları nice zengin deneyimle çıktılar. 15-16 Haziran Büyük İşçi...
  • Son zamanlarda öyle adaletsiz şeyler oluyor ki insanın kanı donuyor. Adaletin dibe vurduğu bir kaç olaydan bahsetmek istiyorum. 8 Temmuz 2018’de yaşanan tren faciasında 25 kişi yaşamını yitirmiş, yüzlerce yolcu yaralanmıştı. Faciaya ilişkin açılan...
  • Patronlar genellikle en temel işçi haklarını bilmediklerini ve ucuza çalışacaklarını düşünerek genç işçileri çalıştırmayı tercih ediyorlar. Akıllı telefon, medya, internet olanakları elimizin altında olmasına rağmen, sermaye düzeni işçilerin en...
  • Dünya genelinde 2 milyonun üzerinde işçi çalıştıran ve dünyanın en çok ciro yapan şirketleri arasında yer alan marketler zinciri Walmart’ın Şili’deki şubelerinde işçiler grevde! Yaklaşık 17 bin işçi, 10 Temmuz Çarşamba günü ücret artışı ve iş...
  • Bir havalimanı işçisi: Ben daha çocukken gelmişim UİD-DER’lilerin yanına, babam getirmiş... Babam etkinliği izlesin diye UİD-DER’liler bana bakarmış mesela… Sonra bir süre babamın iş koşullarından, yaşam koşullarından kaynaklı olarak gidemedik. Ben...
  • Ben Gebze’ye yakın bir mahallede yaşayan bir ev hanımıyım. Eşim metal işçisi. Biz emekçi kadınlar evimizde, yaşadığımız mahallemizde, çalıştığımız fabrikalarda pek çok sorunlarla karşılaşıyoruz. Ekonomik kriz biz ev hanımlarını da yakından...
  • Merhaba dostlar! Kimimiz öğrenciyiz, kimimiz işçi… Memleketlerimiz ayrı, cinsiyetlerimiz ayrı… Ama ortak bir paydamız var; bizler yolu UİD-DER’le kesişmiş gençleriz, işçi sınıfının gençleriyiz! Geçtiğimiz günlerde uidder.org’da çıkan “Emekçi...
  • İşten çıkmıştım, saat 8 civarıydı ve karnım iyice acıkmıştı. Akşam yemeğini daha fazla geciktirmek istemediğimden işlek bir E5 kenarı lokantasına girdim. Ana haber saati olduğundan kocaman televizyonun karşısındaki masaya yerleştim. Ağır ağır...
  • Şili’de öğretmenler çalışma koşullarının iyileştirilmesi talebiyle 3 Hazirandan bu yana grevdeler. Şili Öğretmenler Sendikasında örgütlü yaklaşık 80 bin öğretmenin grevine toplumun büyük bir kesimi de destek veriyor. İşçi ve emekçiler, öğretmenlerin...
  • Evimizin yakınında büyük bir AVM var ve uzun zamandır yenileniyor, neredeyse yeni baştan yapılıyor. Arazisi genişletildi, dışarıya bakan kısımların çoğu yıkıldı, yenileri yapıldı, otopark alanı yıkıldı, yenilendi, çevresine peyzaj çalışmaları...
  • Ben inşaat sektöründe, taşeron firmada çalışan bir işçiyim. İki aydır ücretlerimiz ödenmiyor. Mesailerimiz eksik yatırılıyor. Çalıştığım şantiyede birçok taşeron firma var. Hatta bir iki ay öncesine kadar taşeron şirketlerin altında da alt...
  • Biz UİD-DER’de örgütlü evli bir çiftiz. Önce UİD-DER’le tanıştık. Burada öğrendik örgütlü mücadele etmeyi. UİD-DER kültürüyle büyüdü mücadelemiz. Birbirimizle de UİD-DER çatısı altında tanıştık ve sonrasında birlikte bir aile kurmaya karar verdik....
  • Gerçek enflasyon rakamlarının %30’ların üzerine çıktığı günümüz ekonomik kriz koşullarında hükümetin enflasyonu düşük göstererek emekli maaşlarına sadece %5 zam yapması öfkeyle karşılandı. DİSK’e bağlı Emekliler Sendikası (Emekli-Sen) %5’lik düşük...

UİD-DER Aylık Bülteni

Broşürlerimiz