UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Köle İbrahim Tuhaf Konuşuyor Sahnede

Haziran 2012, No:51

UİD-DER İşçi Tiyatrosu’nun hazırladığı Köle İbrahim Tuhaf Konuşuyor adlı oyun 27 Mayısta İstanbul Avrupa Yakasında, 3 Haziranda Sarıgazi’de, 10 Haziranda Aydınlı’da işçi-emekçi seyircileriyle buluştu. Oyun 1 Temmuz­da ise Gebze’deki seyircileriyle buluşacak. Oyunu izlemek için, İstanbul’un birçok semtinden işçiler ve aileleri bir araya geldiler.

Oyun eski Mısır’da geçiyor, ama aslında günümüzü anlatıyor. Mısır’da firavunlar için piramitler inşa eden kölelerden mütemadiyen aynı sözcükler duyulur: “Taş al, taş ver, taş koy!” Kölelerden biri olan İbrahim’in başına, yükselen piramidin tepesinden bir taş düşer. O andan itibaren artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Çünkü İbrahim artık farklı konuşmaya başlamıştır. Sendikadan, sigortadan, kölelerin birliğinden, işçilikten, iş kazasından, ücretten söz etmektedir. Köle olmayı kabul etmediğini, köleliğin kader olmadığını, her şeyi üretenin köleler olduğunu, sömürülmek istemediğini, firavunların asalak olduğunu söylemektedir. Tüm köleler için muhteşem bir rüya başlar. Köleler, İbrahim’in başına taş düştükten sonra söylediklerini anlamazlar, kulaklarının ilk kez duyduğu kavramları anlaşılmaz ve tuhaf bulurlar. Fakat İbrahim öyle güzel şeyler söyler ki bundan etkilenmemek elde değildir. Başta bu tuhaflığa anlam veremeyen Yusuf ile Musa’yı da; İbrahim’in söylediklerine benzer sözler ettiği için anlaşılmayan ve ahalinin delisi olarak bilinen Mecnun’u da;  ileri görüşlü, dik kafalı, deneyimli Bilgeköle’yi de sarıp sarmalar İbrahim’in hayali. Hatta kölebaşını bile cezbeder, içine çeker bu sözcükler.

Mecnun, Mısır ülkesinin tüm delileri birleşin diyerek İbrahim’i destekler. Nihayetinde tüm köleler tuhaf tuhaf konuşmaya başlarlar. İsyan eden köleler isteklerini şu sözlerle dile getirirler: “Mavi gök kubbenin altında ve bereketli toprakların üzerinde ne varsa bizim olacak!” Bu sözleri duyan seyirciden yükselen alkışlar, aslında bu düşün, tüm işçilerin hakkı ve özlemi olduğunu gösteriyordu.

Firavun’un kâhinleri, ayaklanan köleleri ne kadar efsunlasa da kâr etmez. Firavun, “servet düşmanlığı suçtur” diyerek de ikna edemez köleleri. Kâhinler nihayet ne ile karşı karşıya olduklarını anlar ve Firavun’u uyarırlar: “Grev! Tüm zamanların en kuvvetli icadını keşfetmiş bu cahil köleler!” Daha öncele­ri, “Çalışmamak nedir bilmeyiz, biz yalnızca çalışmayı biliriz. Gün doğmadan çalışmaya başlar, gün batana dek sadece çalışırız” diyen köleler, artık üretimi durdurmuş ve ayaklanmışlardır.

Firavun’u bulmak için koşturan İbrahim’in başına tekrar taş düşer. Yavaş yavaş ayılan İbrahim, artık eski sünepe İbrahim’dir. “Haydi, ne duruyoruz, taş taşıyalım, birazdan Kölebaşı gelecek” diye endişelenip Yusuf ile Musa’yı hayal kırıklığına uğratır. Haklı olarak Musa ile Yusuf birbirlerine sorarlar: “Biz rüya mı gördük?” Neyin rüya olup neyin rüya olmadığına, oyunu ve elbette sonunu izleyen izleyiciler karar veriyor.

Salonu selamlamaya gelen oyuncu arkadaşlarımız, dakikalarca alkışlandı. Oyunu izleyen işçi-emekçi kardeşlerimizi kapıda uğurlarken, onları davet ettiğimiz için UİD-DER’e teşekkür ettiler. Sohbet ettiğimiz işçi-emekçi izleyiciler, “keşke hepimizin başına taş düşse” diyerek işçilerin bilinçli olmasına ve birleşmeye olan ihtiyacını dile getirdiler. Köle İbrahim, 1 Temmuzda Gebze Osman Hamdi Bey Sahnesi’nde tuhaf konuşmaya devam edecek.

15 Haziran 2012






  İşçi Dayanışması Bülteni

Son Eklenenler

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this