Navigation

Buradasınız

Kıdem Tazminatının Gaspını ve Grev Yasaklarını Ancak İşçiler Durdurur!

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 111
İşçi grevleri yasaklanıyor, kıdem tazminatına el konulmak isteniyor, işe iadelerde mahkeme yolu kapatılıyor, iş güvenliği yasasının önemli maddeleri erteleniyor, işsizlik fonu patronlara peşkeş çekiliyor… Liste uzayıp gidiyor. Siz de bunlara uzun iş saatlerini, düşük ücretleri, iş cinayetlerini ve diğerlerini ekleyin. Peki, bu liste neyi gösteriyor? Tek bir gerçeği: İşçilerin saldırı altında olduğunu… Bu saldırının arkasında patronlar sınıfı var. Ama saldırı AKP hükümeti eliyle yapılıyor.
Uzun süredir hükümet, bir fon yoluyla kıdem tazminatına el koymayı amaçlıyor. Lakin işçilerin tepkisinden çekindiği için kıdem tazminatına doğrudan el koyamıyor. Bu engeli aşmak amacıyla hükümet fon sistemi kuruyor. Böylece işçilerin işten atılmasını zorlaştıran ve bir fren rolü oynayan kıdem tazminatı da ortadan kalkmış olacak!

İşçi grevleri yasaklanıyor, kıdem tazminatına el konulmak isteniyor, işe iadelerde mahkeme yolu kapatılıyor, iş güvenliği yasasının önemli maddeleri erteleniyor, işsizlik fonu patronlara peşkeş çekiliyor… Liste uzayıp gidiyor. Siz de bunlara uzun iş saatlerini, düşük ücretleri, iş cinayetlerini ve diğerlerini ekleyin. Peki, bu liste neyi gösteriyor? Tek bir gerçeği: İşçilerin saldırı altında olduğunu… Bu saldırının arkasında patronlar sınıfı var. Ama saldırı AKP hükümeti eliyle yapılıyor. Çünkü AKP de daha önceki hükümetler gibi patronlara hizmet ediyor. Öncelikle bu gerçeği tüm işçilerin görmesi lazım…

Uzun süredir hükümet, bir fon yoluyla kıdem tazminatına el koymayı amaçlıyor. Lakin işçilerin tepkisinden çekindiği için kıdem tazminatına doğrudan el koyamıyor. Bu engeli aşmak amacıyla hükümet hülle yapıyor, yani fon sistemi kuruyor. Nasıl olsa fonu istediği gibi yönetecek ve isterse bir kararnameyle kaldırabilecek. Ama bu arada, işçilerin işten atılmasını zorlaştıran ve bir fren rolü oynayan kıdem tazminatı da ortadan kalkmış olacak!

İşçi sınıfının şairi Nazım Hikmet, bir şiirinde şöyle diyor: “Asrım sefil/ asrım yüz kızartıcı…” Bu sefil asrın en önemli özelliği en büyük yalanın en katı gerçek olarak sunulmasıdır. Bunun için muazzam araçlar geliştirilmiştir ki, işte medya böyle bir araçtır. Düzen medyası, AKP’nin hüllesini işçilere yedirmek üzere gece gündüz yalan haber yapıyor. Bu haberlerde işçilerin aynı bir portföy yöneticisi gibi düşüneceği, fonda biriken paralarını isterlerse dövize ve altına yatırabilecekleri söyleniyor. Utanmadan sıkılmadan sefilce yalan söylüyor ve işçilerle alay ediyorlar. Sanırsınız ki ay sonunu getirmek için gece gündüz çalışan işçi, büyük miktarlarda paraya sahip olacak ve yatırım işleriyle uğraşacak!

AKP hükümeti, ekonomiyi ve çalışma hayatını baştan aşağıya sermayenin çıkarları temelinde düzenliyor ve işçileri köle konumuna itiyor. Bu gidişata ancak işçiler dur diyebilir. Ancak bunun için tüm işçilerin gerçekleri görmesi, AKP’nin yalanlarına kanmaması, bir sınıf olarak birleşmesi gerekiyor.

Haberlerin deste deste para görüntüsü ya da fotoğrafı eşliğinde yapılması özellikle dikkat çekici! Amaç işçilerin bilinçaltına seslenmek! Verilen mesaj şu: Fon kurulursa para alacaksınız! Ne yazık ki bu kuyruklu yalanlara kanan işçiler de var. Kimi işçiler kıdem tazminatının devlet güvencesinde olacağını sanıyorlar. Elbette İşsizlik Sigortası Fonunun devlet eliyle nasıl patronlara peşkeş çekildiğini bilmeden… Bilinçli işçiler ise şu soruları soruyorlar: Nasıl oluyor da patronlar, “tüm işçiler kıdem tazminatı alacak” diyen AKP’nin fon önerisini destekliyorlar? Burada bir gariplik yok mu? İşçilerin kıdem tazminatını vermeyen aynı patronlar değil mi? Mademki hükümet işçilerin kıdem tazminatı almasını istiyor, o zaman neden taşeronluk sistemini kaldırmıyor? Bir gün çalışan işçinin bile tazminat alması için neden yasa değişikliği yapmıyor? Neden kıdem tazminatı ödemeyen patronlara ağır cezalar getirmiyor?

Bu sorular son derece anlamlı ve can alıcıdır. İşçi Dayanışması okurları gönderdikleri mektuplarında haklı olarak sık sık bu soruları soruyorlar. Fakat hükümetin bu sorulara verecek cevabı yok. Çünkü hükümetin gerçek amacı kıdem tazminatına el koymak, işçilik maliyetlerini daha da ucuzlatmak ve patronlara kâr kapısı açmaktır. Nitekim Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, 18 Mayısta, üst düzey şirket yöneticilerine yaptığı konuşmada kıdem tazminatının patronlar için pranga, yük ve tehdit olduğunu çekinmeden söyleyebildi. Buyurun size işçiyi düşünen AKP!

Aynı AKP, Ocak ayından bu yana metal, banka, ilaç ve cam sektöründe dört ayrı grevi yasakladı. Neymiş “grev milli güvenliği ve toplum sağlığını bozucu” imiş! İşçi Dayanışması’na bir mektup gönderen Trakya Şişecam işçisi haklı olarak şu soruyu soruyor: “Kardeşler ben araba camı üretiyorum ve size soruyorum, araba camının milli güvenlikle ne alâkası var? Aslında «milli güvenlik» onların bahanesi, aslında haklarımızı genişletmemizi istemiyorlar.” İşte gerçek budur! Grevlerin yasaklanmasının boks maçına çıkan boksörlerden birinin elinin kolunun hakem tarafından bağlanmasından ne farkı var? Patronlar ve hükümet, işçiler hiçbir şeye ses çıkartmasınlar, haklarını aramasınlar ve aynı bir köle gibi çalışsınlar istiyor.

“Milli güvenlik”le kastedilen sermayenin güvenliğidir ve bilinçli işçiler bunu çıplak bir şekilde görüyorlar. Yalnızca 2016’da 1970 işçinin iş kazalarında katledildiğini belirten bir başka okurumuz, şöyle yazıyor: “İş güvenliği konusunda hiçbir önlem almayanlar şimdi işçilerin grevini «milli güvenliği bozduğu» gerekçesiyle yasaklıyorlar. Onlara göre, kıdem tazminatının fona devredilmesi, taşeronluk sisteminin yaygınlaşması, kölelik bürolarının kurulması, sigortasız ve güvencesiz çalışma milli güvenliği bozmazken, işçilerin grev hakkını kullanması milli güvenliği bozuyor!” Bir başka okurumuz ise şunları yazıyor: “Kıdem tazminatı patronlara yük, sendikalı işçi patronlara yük, SGK primleri patronlara yük, yıllık izinler patronlara yük, ikramiye hakkı yük ve liste uzayıp gidiyor. AKP hükümeti ve patronlar ellerinden gelse üç kuruş asgari ücreti de yük diye kaldırıp işçiyi hepten köle gibi çalıştıracaklar.”

İşçilerin haklarına saldıran AKP, işçilerin birlik olmamasından, emekçilerin kutuplaştırılmasından yararlanıyor. Eğer işçiler örgütlü olsa ve haklarına sahip çıksaydı hiçbir iktidar bu kadar rahat ve aldırışsız işçi haklarına saldıramazdı. Meselâ Erdoğan büyük patronların örgütü TÜSİAD’ın toplantısında kalkıp OHAL’in sermaye sınıfının önünü açtığını ve grevleri bitirdiğini söyleyemezdi. Hükümet peş peşe grevleri yasaklayamaz, işe iade davalarının önüne kesemez, iş güvenliği yasalarının kritik maddelerini erteleyemezdi. Lakin işçiler birlik değiller, haklarını bilmiyorlar ve bu yüzden de hükümet işçilere orman kanunlarını dayatabiliyor.

AKP hükümeti, ekonomiyi ve çalışma hayatını baştan aşağıya sermayenin çıkarları temelinde düzenliyor ve işçileri köle konumuna itiyor. Bu gidişata ancak işçiler dur diyebilir. Ancak bunun için tüm işçilerin gerçekleri görmesi, AKP’nin yalanlarına kanmaması, bir sınıf olarak birleşmesi gerekiyor. Bu yolda bilinçli işçilere büyük görevler düşüyor.

20 Haziran 2017

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • İstanbul Fatih’te 6 Kasım Çarşamba günü dört kardeş evlerinde ölü bulundu. Tanıdıkları haber alamayınca evlerine gittiler ve kapıda “Dikkat siyanür var, polisi arayın, içeri girmeyin” notu ile karşılaştılar. Notu gören kardeşlerin tanıdıkları polise...
  • Milyonlarca işçinin brüt ücretinden yapılan kesintiler, işçinin yıllık gelirine göre değişiyor. Geliri 18 bin liraya kadar olanlardan yüzde 15, 18 binle 40 bin lira arasında olanlardan yüzde 20, 40 binle 148 bin lira arsında olanlardan ise yüzde 27...
  • TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, beklenen büyük İstanbul depreminin olası sonuçlarına ilişkin 11 Kasımda bir çalıştay düzenledi. Düzce depreminin 20. yılında Kadıköy’de düzenlenen İstanbul Deprem Çalıştayında, 20 milyonluk mega kentin depreme...
  • Zeytinoğlu Grubu’na bağlı Entil Endüstri, Halpaki Döküm ve Tarkon Makine işçilerinin kıdem tazminatları ve 5 aylık ücretlerinin ödenmesi talebiyle 4 Kasımda başlattıkları nöbet eylemi devam ediyor. 3 fabrikada çalışan işçiler, taleplerini duyurmak...
  • 17 Ağustos depremini Kocaeli Karamürsel’de yaşamış birisi olarak, o gece ve sonrasında yaşadıklarımı sizlerle paylaşmak istedim. O zamanlar eşim İstanbul’da çalışıyor, ben 1 yaşındaki kızım ve 4 yaşındaki oğlumla annemde kalıyordum. 17 Ağustos...
  • Genç yaşlı, evli bekâr, köylü, şehirli, Avrupalı, Asyalı fark etmiyor. Dünyanın her yerinde baskı altına alınıyor, şiddet görüyoruz. Kadınların emek gücü ucuzdur. Bu düzende söz hakkımızı erkekler belirlemek istiyor. Çalışıyor ve ev geçindiriyoruz...
  • Ankara’nın Etimesgut ilçesinde Elya Yapı’ya ait Elya Center şantiyesinde çalışan 30 inşaat işçisi aylardır ödenmeyen ücretlerini talep ettiler. Elya Yapı patronları 9 Kasımda işçilere ücretlerinin ödeneceği sözünü verdi. Aldıkları sözün ardından...
  • Ben on üç yaşından beri çalışmaktayım. Adana’da birçok fabrikada çalıştım, son beş yıldan beri ise bir fabrikada metal işçisi olarak çalışıyorum. Daha önce hep duyuyordum UİD-DER’in etkinliklerini ama böyle bir etkinliğe hiç katılmamıştım....
  • İki dağcı genç çadırlarını alır dağa çıkarlar. Çadırlarını kurar ve gece içinde uyurlar. Gençlerden biri gece uyanır. Panik halde arkadaşını uyandırır. Ne olduğunu, niye uyandırıldığını anlayamayan şaşkın arkadaşına sorar:
  • Geçenlerde eve dönmek için dolmuşa bindim, dolmuş hakikaten dolmuş durumdaydı. Dolmuşta iki kişinin kendi aralarında yaptıkları sohbete kulak misafiri oldum. Diş hekimi bu iki insan bir birilerine “müşteri nasıl kazıklanır” taktiğini veriyordu. “Bak...
  • Yeni Ekonomi Programı çerçevesinde güncelleme (zam) gündemime girdiğinde, acaba bu mektubu yazana kadar konu güncelliğini yitirir mi diye çok düşündüm. Sonunda mektubu yazmaya başladım ve burasına üzülsem mi, sevinsem mi bilemedim ama güncelliğini...
  • İstanbul Silivri açıklarında yaklaşık altı büyüklüğündeki deprem, yılardır bastırdığımız deprem korkumuzu tekrar gündemimize getirdi. Yaşanan sarsıntıyla yoksul işçi ve emekçiler artık diken üzerinde yaşamaya başladı. Büyük sarsıntıdan sonra,...
  • Kardeşler, bir servis şoförü olarak bugün sizinle biraz dertleşmek istedim. Yaşadıklarımı, tanık olduğum şeyleri sesli düşünerek aktarayım sizlere. Yirmi yıl çalıştıktan sonra emekli olacağım, artık çalışmama gerek yok diyerek emekli oldum. Emekli...