Navigation

Buradasınız

Ne Kadar Mücadele O Kadar Ekmek!

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 139
Ekmeğin tarihi, insanlığın tarım devrimiyle yerleşik hayata geçmesine kadar uzanır. Ekmeğin yaşamımıza girmesinden bu yana geçen yaklaşık 10 bin yılda insanlık çok büyük değişimler yaşadı, ekmek de öyle. Uzun yüz yıllar boyunca insanlar, ekmeği eşit bölüştüler. Ta ki toplum bir gün sınıflara bölünene kadar. Sınıfsız toplumların yerini sınıflı toplumlar aldı; yani bir avuç asalak çoğunluğun ürettiğine el koymaya başladı.

Ekmeğin tarihi, insanlığın tarım devrimiyle yerleşik hayata geçmesine kadar uzanır. Ekmeğin yaşamımıza girmesinden bu yana geçen yaklaşık 10 bin yılda insanlık çok büyük değişimler yaşadı, ekmek de öyle. Uzun yüz yıllar boyunca insanlar, ekmeği eşit bölüştüler. Ta ki toplum bir gün sınıflara bölünene kadar. Sınıfsız toplumların yerini sınıflı toplumlar aldı; yani bir avuç asalak çoğunluğun ürettiğine el koymaya başladı. Böylece ekmek de zenginlerin ekmeği ve yoksulların ekmeği olarak ikiye bölündü. Zenginlerin ekmeği beyaz ve yumuşak, yoksulların ekmeği ise esmer ve sertti. Zenginlerin kuş sütü eksik sofralarının süsü olan ekmek, yoksullar için temel besin maddesi oldu. Dünyanın farklı coğrafyalarında, tarihin pek çok döneminde ekmek bulamayan yoksullar isyan ettiler. Bu isyanlar tarihe “ekmek isyanları” olarak geçti. Kimi zaman da egemenler yoksul halkların isyanının önüne geçmek için ekmeği kullandılar. Örneğin Roma’da imparatorlar sefalet içinde yaşamaya mahkûm ettikleri halka bedava ekmek dağıtarak, isyanların önüne geçmeyi başarabiliyorlardı.

Geçmişten bugüne çok şey değişti şüphesiz. Artık yoksul sofralarında ekmekten başka gıdalar da bulunuyor. Yine de biz işçiler için ekmeğin ayrı bir yeri var. İşçi sınıfının ozanı Hasan Hüseyin’in bir şiirinde dediği gibi, sofrada etten önce ekmeğe varıyor elimiz. Ama bundan da önemlisi ekmeğin binlerce yıllık serüveni onu bir simge haline getirmiş bulunuyor. Öyle ki her dilde söylenişi farklı olsa da dünyanın neresine giderseniz gidin işçilerin ekmeğe yüklediği anlam aynıdır. Örneğin yaşam kavgası “ekmek kavgası” demektir işçiler için. “Ekmek parası” için çalışırız. Yaşamın zorlaştığını anlatmak için “ekmek aslanın ağzında” deriz. Daha iyi bir yaşam için verdiğimiz mücadele “ekmeğimizi büyütme mücadelesidir” mesela. Geçmiş işçi kuşaklarının mücadeleyle kazandığı haklarımız elimizden alındığında “ekmeğimiz küçüldü” deriz. İşten atıldığımızda ekmeğimizden edildik deriz, ekmeğimize göz dikenlere, ekmeğimizle oynayanlara öfke duyarız.

Bugün bütün dünyada egemen olan sistem kapitalizmdir. Sanayinin ve teknolojinin daha önce hiç olmadığı kadar gelişmesiyle, yaşamımızı kolaylaştıracak olanaklar da arttı. Değişen koşullar toplumsal ihtiyaçları da değiştirdi. Ekmek sadece bildiğimiz ekmek değildir artık. Ekmek kıdem tazminatımızdır. Ücretimizdir, sosyal yaşamımızdır, sevdiklerimize ayırdığımız zamandır ekmek. Ekmek eğitimdir, konuttur, sağlıktır, emeklilik hakkıdır, demokratik haklarımızdır. İşte bütün bunlar için verdiğimiz mücadele ekmek mücadelesidir. Ama ekmeğimiz giderek küçülüyor. Patronlar sınıfı ve onların hizmetindeki AKP iktidarı ekmeğimizi giderek küçültüyor. Onlar deveyi hamutuyla götürürken bizim kırıntılarla yetinmemizi istiyorlar. Emeklilik yaşı yükseltiliyor, ücretler düşürülüyor. Kıdem tazminatımız elimizden alınmak isteniyor. Ücretlerimizi arttırmak ve çalışma koşullarını iyileştirmek için grev yapmak istediğimizde grevlerimiz yasaklanıyor. Sendikalaşma hakkını kullanmak istediğimizde işten atılıyoruz ama patronlardan hesap soran yok. Bir ev sahibi olabilmek için yaşamımızın 10-20 yılını ipotek etmemiz gerekiyor. Çocuğumuzun iyi bir eğitim almasını istiyoruz ama gerçekten kaliteli okulların kapısından girecek paramız yok. Ailemizle, sevdiklerimizle daha fazla vakit geçirmek istiyoruz ama geçinebilmek için yaptığımız fazla mesailer bize zaman bırakmıyor.

Demek ki çok çalışmakla büyümüyor ekmeğimiz, aksine küçülüyor. Sesimizi çıkarmadığımız sürece de küçülmeye devam edecek. Tarihin hiçbir döneminde egemenler kendiliğinden hak bahşetmediler bize. Sınıflı toplumların ortaya çıkışından bu yana ezilenler, emekçiler egemenlere karşı mücadele ederek büyüttüler ekmeklerini. Sadece bir yük hayvanı gibi karınlarını doyurmak istemediklerini, aynı zamanda yaşamın tüm güzelliklerinden paylarına düşeni almak istediklerini söylediler. Onların verdiği mücadeleler sayesinde bugün sahip olduğumuz haklar bize miras kaldı. Birçok hakkımıza el konuldu ama sermaye sınıfı sınır tanımıyor. Elimizde kalan hakları korumak, kaybettiklerimizi geri almak ve yeni haklar elde etmek için bizim de mücadeleden başka seçeneğimiz yok. Binlerce yıllık tarihimiz bize bunu gösteriyor. Ne kadar mücadele, o kadar ekmek!

29 Ekim 2019

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Eskiden insanlar kendisine iyi haber veren, örneğin çocuğu olduğunu söyleyen, yani müjde veren birine hediye verirdi. Verilen müjdenin küçük de olsa somut bir karşılığı vardı. Müjdeyi veren “müjdemi isterim” der, aldığı hediyeyle mutlu olurdu....
  • Son haftalarda dünyanın gündemi Covid-19 virüsü. Hemen hemen dünyanın her ülkesinde görüldü ve dünyanın başlıca gündem maddesi haline geldi. Pek çok ülke sözde Covid-19 salgını ile mücadelede çeşitli paketler ve bütçeler açıkladılar.
  • Salgınlar ve hastalıklar her sektörden işçiyi tehdit ettiği gibi denizcilik sektöründe çalışan işçileri de tehdit ediyor. Gerek gemilerde çalışan işçiler olsun gerekse de tersanelerde çalışan işçiler olsun ölümlere rağmen hâlâ kötü koşullarda...
  • Merhaba dostlar, ben İstanbul Havalimanında uçak temizliğinde çalışan genç bir işçiyim. Geçtiğimiz haftalarda koronavirüs adlı yeni tip virüsün yüzü aşkın sayıda ülkede görüldükten sonra Türkiye’ye de geldiği duyuruldu. Virüs nedeniyle market ve...
  • 1. İşçi sağlığı ve güvenliği önlemleri tüm işyerlerinde derhal ve eksiksiz alınsın! İşçilere, gerekli önlemlerin alınıp alınmadığını denetleme yetkisi verilsin! Önlemleri almayan işyerlerine ağır cezalar getirilsin!
    2. İşten atmalar...
  • Sermaye sınıfı, ekonomik krizin faturasını koronavirüsü bahane ederek işçilere kesiyor. Dünya genelinde şu ana kadar kaç milyon işçinin işten atıldığı henüz netleşmiş değil. Ama sömürücü kapitalistler, işçileri milyonlar halinde işsizliğe ve açlığa...
  • Tüm dünyanın gündemine hızla giren ve küresel salgın ilan edilen Covid-19 hastalığı egemenlerin yarattığı sis perdesi altında yayılıyor. Tüm dünyada egemenler işçileri, emekçileri evlerine hapsederken koronavirüs salgınını bir fırsata dönüştürüp...
  • Hepimizin bildiği gibi yeni tip koronavirüs (Covid-19) ile ilgili sosyal medyada, televizyonlarda bulamaç halinde, kafa karıştırıcı yorumlar yapılırken sağlık işçilerinin adı tek bir satırda “minnet duyuyoruz” şeklinde geçiyor. Sizlere bu mektubu...
  • Kapitalist sistem büyük bir sarsıntı geçiriyor. Şu ana kadar dünya çapında milyonlarca işçi işten atıldı ama henüz işten atma saldırılarına bir tepki yükselebilmiş değil. Çünkü egemenler koronavirüs üzerinden topluma korku salıp işçi ve emekçilerin...
  • Bildiğiniz gibi koronavirüs gündemimize girdi gireli dünya işçileriyle ortak bir sorunumuz daha oldu. Sağlık Bakanı, bizim ülkemizde de koronavirüs vakalarının çıktığını ve yayıldığını söyledi. Bu durum insanlarda paniğe ve korkuya sebep oldu....
  • Kapitalist sistem gün geçtikçe çürüyor, çürüdükçe de toplumun hayatını zindana çeviriyor. Sistemin efendileri kasıtlı olarak yalan söylemekte, kendi sömürü sistemlerinin bir sonucu olan koronavirüs salgınından nasıl fayda sağlayacaklarının hesabını...
  • Geçtiğimiz günlerde iktidarın çağrısıyla üç gün, saat 21.00’da insanlar balkonlara, pencerelere çıkıp sağlıkçılara destek alkışında bulundular. Tabii ki insanların birçoğu iyi niyetle bunu yaptı, sözümüz onlara değil. Fakat iktidar sahiplerinin...
  • Söylenene göre Covid-19 hızlı yayılma seyriyle dünyanın büyük bölümüne tesir etmiş. Açıklanan rakamlara göre ölümlerin ve vakaların sayıları hâlâ hızlı bir tempoda artmaktaymış. Ülkemizde de gün geçtikçe vaka sayılarının katlanarak arttığı...