Navigation

Buradasınız

Sudan’da Emekçi Kadınlar Ekmek ve Özgürlük Mücadelesinde Önde!

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 134
Sudan’da sokakları dolduran kalabalıkların büyük çoğunluğunu kadınlar oluşturuyor. Çünkü Sudanlı kadınlar El Beşir rejimi altında büyük baskılara maruz kaldılar. Çıkartılan yasalarla hem sosyal hayattan hem de çalışma hayatından koparıldılar. Ömer El Beşir’in askeri rejiminde “Kamu Düzeni Yasası” adıyla bir yasa çıkarıldı. Bu yasaya göre pantolon giyen, başı açık olan, düğün ya da konserlerde “ahlâka aykırı şarkılar” söyleyen ve yanında erkek bulunmadan dışarı çıkan kadınlar cezalandırıldı.

Başında örtüsüyle işçi kadınlar

elleri yumruk yürekleri anacan

sokaklar caddeler / yollar ve yollar

ekmek diyorlar emek diyorlar hak diyorlar

“kahramanlık en çok onlara yakışıyor”


Sudanlı emekçiler, geçtiğimiz Aralık ayında sokağa döküldüler. Çünkü artık sabırları taşmıştı. Başlarında tam 30 yıldır bir diktatör vardı. Enflasyon %100’ü aşmış, başta ekmek olmak üzere gıda ürünlerine ve akaryakıta peş peşe gelen zamlar yaşamı çekilmez kılmıştı. Ekmek zammına, yoksulluğa, işsizliğe karşı başlayan eylemler, hızla başkente ve diğer bölgelere yayıldı. Halk, sadece ekmek değil demokrasi ve özgürlük de istediğini haykırmaya başladı. Sudanlı işçi ve emekçiler bu taleplerinin mümkün olması için diktatör Ömer El Beşir’den ve zorba rejiminden kurtulmaları gerektiğini anladılar. Emekçi halk aylarca sürdürdükleri eylemlerle 30 yıldır ülkeyi zorbalıkla yöneten devlet başkanı Ömer El Beşir’in iktidarını sonunda devirdi. Şimdi demokratik hakları ve özgürlükleri için mücadele etmeyi sürdürüyorlar.

Sudan’da sokakları dolduran kalabalıkların büyük çoğunluğunu kadınlar oluşturuyor. Çünkü Sudanlı kadınlar El Beşir rejimi altında büyük baskılara maruz kaldılar. Çıkartılan yasalarla hem sosyal hayattan hem de çalışma hayatından koparıldılar. Ömer El Beşir’in askeri rejiminde “Kamu Düzeni Yasası” adıyla bir yasa çıkarıldı. Bu yasaya göre pantolon giyen, başı açık olan, düğün ya da konserlerde “ahlâka aykırı şarkılar” söyleyen ve yanında erkek bulunmadan dışarı çıkan kadınlar cezalandırıldı. Rejim bu yasayı muhalif kadınları tutuklamak için kullandı. Yasa aracılığıyla kadınlar çalışma hayatından koparıldı, eve hapsedildi. Kadınların karşı karşıya kaldığı bu ayrımcılık ve iç savaş boyunca maruz kaldıkları tecavüz, zulüm ve ölüm onları rejime karşı daha öfkeli ve isyankâr hale getirdi.

İşte bu nedenle Sudan’da rejime karşı protestoların simgesi olan genç bir kadın kendisini dinleyen ve “Devrim” diye haykıran halka Sudanlı şair Azhari Mohamed’in bir dizesiyle şöyle sesleniyordu: “Mermi öldürmez, insanların sessizliği öldürür.”

Bu gerçeği yaşayarak öğrenen Sudanlı emekçi kadınlar, tüm baskı ve zorluklara rağmen mücadelede yerlerini aldılar. Sokaklarda, meydanlarda seslerini yükselttiler. İşçi kadınlar grev yaptılar. Evlerinden çıkamayan kadınlar protestocuları evlerine alarak polisten korudular, yaşlı kadınlar ellerine aldıkları tava ve tencerelerle ses çıkararak protestoculara cesaret, rejim güçlerine huzursuzluk verdiler. Engelli bir kadın protestoculara tekerlekli arabasıyla su taşıdı. Kadınlar rejimin askerlerine karşı her yerde erkeklerle yan yana hatta daha da öne çıkarak özgür bir yaşam için mücadele ettiler, etmeye de devam ediyorlar.

Sudan’da kadınların ekmek ve özgürlük mücadelesi bugün başlamadı. Kadınlar sömürücülere, iç savaşa ve ekonomik, sosyal, siyasal haklarını gasp edenlere karşı yıllarca mücadele yürüttüler. Sudan sokaklarında özgüven ve cesaretle rejime karşı savaşan kadınlar, sömürücülere karşı halk ayaklanmalarında öne çıkmış kadınların yolundan gidiyorlar. Kadınların oy hakkı, eşit işe eşit ücret ve annelik izni için mücadele etmiş olan Sudan Kadınlar Birliği lideri Fatima İbrahim’in ve onlardan önceki mücadeleci kadınların geleneğini geleceğe taşıyorlar.

Sudan’da kadınlar sadece ekmek için mücadele etmiyorlar. Onlar “gül” de istiyorlar. Yani saygı görmeyi, hayata özgürce katılmayı, bunun için kendilerine zaman kalmasını, cinsiyet ayrımcılığı olmadan çalışmayı ve yaşamayı istiyorlar. Protestolara katılan bir kadın şunları söylüyor: “Çok umutluyum ve daha önce hiç bu kadar umutlu olmamıştım. Değişim için çok güçlü bir talep var ve biz kadınlar rejime karşı çok güçlü bir rol oynuyoruz. Şimdi geri dönüş yok!”

Hiçbir zulüm, hiçbir baskı ezilenlerin mücadelesini sonsuza dek durduramaz. Sudan’da bütün hakları ellerinden alınmış kadınların sokaklarda olması ve mücadelede öne çıkması bunun kanıtıdır. Emekçi kadınlar baskı ve zulüm son buluncaya kadar mücadelede önde olmaya devam edecekler.


Başında örtüsüyle işçi kadınlar

en öndeler kol kola yürek yüreğe

dudaklarında bir ağızdan türküler var

kızlar gelinler illa kadınlar

“kahramanlık en çok onlara yakışıyor”

22 Mayıs 2019

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Pandemi bahanesiyle milyonlarca Amerikalı işini kaybetmeye devam ediyor. Çalışma Bakanlığının verilerine göre dönemsel olarak görülen işsiz sayısının dışında Mayıs ayının ikinci haftasında 3 milyon kişi daha işini kaybetti. Böylelikle Mart ayının...
  • Sosyal Güvenlik Kurumu 7 Mayısta özel bir genelge yayınladı. Bu genelgeyle Covid-19’un iş kazası ya da meslek hastalığı kapsamında sayılmayacağı bildirildi. Yani bu genelgeye göre çalışırken işyerinde, fabrikada Covid-19’a yakalanan işçiler için iş...
  • Tüm dünyada olduğu gibi bu topraklarda da emekçi kitleler çok zor günlerden geçiyor. İşçiler işsizlikten açlıktan, yoksulluktan intihar ediyor. İşçi ailelerinde ekonomik sorunlar nedeniyle şiddet artıyor, psikolojiler bozuluyor. Sefaletin kör...
  • 2020 1 Mayıs’ını koronavirüs korkutmasının gölgesinde bırakmayan UİD-DER, hem internet sitesiyle hem de İşçi Dayanışması bülteniyle işçilere moral ve güç verdi. Koronavirüsten başka bir şey konuşulmadığı, insanların bırakın meydanlara evinin önüne...
  • Dünyanın çeşitli coğrafyalarında bugün farklı diller konuşuluyor fakat insanlık, ağızdan dökülen sözcükler dışında iletişim kurmanın sayısız yolunu icat etti tarih boyunca. Jestler, figürler, simgeler, semboller… İçlerinde biri var ki arkasında...
  • Kıssalar, anlatmak isteyip de anlatamadıklarımızı özlü biçimde anlatır. Dilimize söz, duygularımıza tercüman olan, hikâye ve masal tadında dinleyende de anlatanda da güzel hisler bırakan bu kıssalardan kendimize hisseler çıkarırız. Az sonra...
  • Makine gürültüsü, iş stresi, fazla mesai bile bugün siyasi iktidarın yarattığı koronavirüsle mücadele önlemlerinden daha çok zarar vermiyor bünyemize. Ekonominin krize girmesi ve acı faturanın bize yıkılması, pek çok insanda gelecek kaygısına sebep...
  • Sağlık Bakanının Türkiye’de de koronavirüs salgınının varlığını ilan etmesi ve bunun tüm medyada hızlı bir şekilde yayılmasıyla beraber, herkesin evinde olduğu gibi bizim evi de korku ve panik sardı. Başta babam olmak üzere, hepimizde ciddi bir...
  • Sen evdeyken ücretsiz izinler yasal hale geldi. Sen evdeyken yılık izinlere patronlar el koydu. Sen evdeyken kısa çalışma adı altında patronların yükü azaldı. Sen evdeyken elektrik, su, doğalgaz, internet, yemek, yol parasını işçi kendi...
  • Selam olsun işçi sınıfının tarihine şanlı destanlar yazan işçi kardeşlerimize! Bizler çeşitli fabrikalarda çalışan kadın işçileriz. 1 Mayıs’ta meydanları kapatanlara inat UİD-DER bizleri çatısı altında topladı. Bazı anlar gelir duygu ve...
  • Dünya işçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs’ı geride bıraktık. Egemenlerin korona virüs bahanesiyle yasaklarına ve baskılarına rağmen işçi sınıfı 1 Mayıs geleneğine sahip çıktı, alanlarda olmasa da bulunduğu her...
  • Bugün toz kondurmuyoruz keyfimize
    Bugün “Mayıs Bir”!
    Bir Mayıs’ta İstanbul
    Bizim olmuş gibidir!
  • Salgın bahanesiyle dünya genelinde milyonlarca işçi işsiz bırakılırken, sağlık çalışanlarınınsa iş yükü artıyor. Yetersiz ekipman, uzun nöbetler, sürekli tekrarlanan ve korku yaymak için kasıtlı olarak yapılan “tehlike” anonsları özellikle sağlık...