Navigation

Buradasınız

TÜMTİS Başkanı Kenan Öztürk: Kargo İşçilerini Sendikalaşmaya Çağırıyoruz!

Aralık 2013, No:69
Kargo sektörü, düşük ücretlerin, ağır çalışma koşullarının, güvencesiz ve kuralsız çalışmanın yoğun olduğu sektörlerden biridir. Kargo/taşımacılık işkolunda işçilere sefalet koşullarını reva gören patronların güvendiği tek şey ise işçilerin örgütsüz oluşudur. Uzun yıllar boyunca işçilerin her tür örgütlenme girişimini baskı ve zorla engelleyen patronlar, artık eskisi kadar huzurlu değiller. 2010 yılından itibaren TÜMTİS’in başarıyla sonuçlanan sendikalaşma mücadeleleri sayesinde, örgütlenmiş olan kargo işçilerinin ücretleri yükseldi ve çalışma koşulları düzeldi. Bu durum diğer kargo işçilerine de örnek teşkil ediyor. TÜMTİS Genel Başkanı Kenan Öztürk ile kargo işçilerinin sorunları ve bu sektördeki işçilerin sendikalaşma ihtiyacı üzerine bir röportaj gerçekleştirdik.

Kargo sektörü, düşük ücretlerin, ağır çalışma koşullarının, güvencesiz ve kuralsız çalışmanın yoğun olduğu sektörlerden biridir. Kargo/taşımacılık işkolunda işçilere sefalet koşullarını reva gören patronların güvendiği tek şey ise işçilerin örgütsüz oluşudur. Uzun yıllar boyunca işçilerin her tür örgütlenme girişimini baskı ve zorla engelleyen patronlar, artık eskisi kadar huzurlu değiller. 2010 yılından itibaren TÜMTİS’in başarıyla sonuçlanan sendikalaşma mücadeleleri sayesinde, örgütlenmiş olan kargo işçilerinin ücretleri yükseldi ve çalışma koşulları düzeldi. Bu durum diğer kargo işçilerine de örnek teşkil ediyor. TÜMTİS Genel Başkanı Kenan Öztürk ile kargo işçilerinin sorunları ve bu sektördeki işçilerin sendikalaşma ihtiyacı üzerine bir röportaj gerçekleştirdik.

İşçilerin büyük sorunlar yaşadığı, örgütlülük geleneğinin zayıf olduğu bir sektörde sendikacılık yapıyorsunuz. Öncelikle, taşımacılık sektöründe çalışan işçilerin sorunlarından söz eder misiniz?

Türkiye’de genel olarak işçilerin örgütsüz ve güvencesiz çalışmalarıyla ilgili yoğun sorunlar yaşanıyor. Her yıl binlerce işçi en temel hak olan sendikalaşma hakkını kullandığı için kapıya atılıyor. Bizim bulunduğumuz taşımacılık sektöründe de bu sorunlar biraz daha uç noktada yaşanıyor. Özellikle kayıt dışı çalışmanın, baskıların yoğun olduğu, mafyanın cirit attığı, denetimsiz bir sektörle karşı karşıyayız.

Bu sorunlara karşı tek çözüm örgütlü mücadeledir, sendikalaşma mücadelesidir. Bizim sektörümüzde, özellikle son dönemlerde örgütlenme eğilimi yoğun olarak artıyor. Taşıma işkolunda sendikamıza dönük yoğun bir örgütlenme talebi var. Patronların tüm baskılarına rağmen işçilerin sendikamıza üye olma isteği devam ediyor.

TÜMTİS’e üye işçilerle sendikasız işçilerin çalışma koşullarında ne tür farklar var?

Birçok sektörde olduğu gibi, özellikle son dönemlerde taşımacılık sektöründe de uluslararası şirketler egemen hale gelmeye başladılar. Gerek Türkiye kökenli gerekse uluslararası kargo firmalarında çalışma koşulları ne yazık ki çok kötü durumda. İşçiler sabah 8’de işbaşı yapar ve işin ne zaman biteceği belli değildir. Günde 12-14 saat gibi sürelerle çalıştırılıyorlar. Hiçbir güvencesi olmayan işçiler, koşullara en ufak bir itirazda kapıya konuyorlar. 12-14 saat çalıştırılmalarına rağmen, aldıkları ücret asgari ücret veya asgari ücretin 50 ya da 100 lira üzerinde oluyor. İşçiler, hiçbir sosyal hakka sahip değiller. Sabah işe giderken, bir sonraki gün işe gidip gitmeyeceklerini bilemiyorlar. “Acaba bugün işten çıkarılır mıyım” gibi endişeler, işçilerin yaşamını olumsuz etkiliyor. Örgütsüz işçiler böylesine ağır koşullarda ve genellikle kayıt dışı çalışmaya mahkûm ediliyorlar.

Daha önce “kargoda sendika olmaz” düşüncesi hâkimdi. Fakat sendikamızın UPS ile başlayan, DHL ile devam eden mücadelesiyle birlikte bu anlayış yıkıldı. Artık kargo sektöründe de sendikalı, iş güvenceli, 8 saatlik işgünü olabileceğini, kargoda çalışan işçiler de Türkiye’deki diğer emekçiler de gördüler. Sendikal örgütlülüğümüzün olduğu UPS gibi büyük kargo şirketlerinde ve yine örgütlü olduğumuz diğer küçük çaplı işyerlerinde işçiler 8 saat çalışıyor, fazla mesai ücretlerini alabiliyorlar, iş güvenceleri var. Sendikanın da eşit oy hakkına sahip olduğu disiplin kurullarının kararı olmadan hiçbir sendika üyesi işçi işten çıkarılamıyor. İşçiler sabahları, “acaba bugün işime son verilir mi” gibi bir endişeyle işe gitmiyorlar. Sendikamızın yürüttüğü sözleşme süreciyle birlikte, işçiler için çok önemli kazanımlar sağlandı: 8 saatlik işgünü kazanılmıştır. Ücretlerde yeni kazanımlar sağlanmıştır. UPS’de birinci toplu sözleşme döneminde %30 ilâ %50 arası zam almıştık. Bu dönem UPS’deki sözleşmenin ikincisini yeni bitirdik.

UPS’de 2. dönem sözleşme tamamlandı. İmzalanan sözleşmeyi siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

UPS’de sendikamız örgütlenmeden önce, işçilerin hiçbir iş güvencesi yoktu, 8 saat çalışma uygulaması yoktu, kuralsız bir çalışma hüküm sürüyordu, yoğun bir taşeronlaşma vardı. Sendikalı olan tüm taşeron işçileri kadroya alındı. Geçmişte UPS işçileri 3-4 sene hiç zam almadan çalıştırılıyordu. Sendikamızda örgütlendikten sonra ise %22 ilâ %42 arasında değişen oranlarda zam aldık. Yeni kazanımlarımız da oldu. Çalışma saatleri haftada 3,5 saat daha aşağı düşürüldü. Toplu sözleşme sonucunda birçok yeni sosyal hak ve kazanımlar sağlandı. Yakacak yardımı, eğitim yardımı, ikramiye gibi yeni kazanımlar sağlandı. Yıllık izinler arttı, yeni izinler eklendi. Bugün sendikanın bilgisi ve onayı olmadan işveren hiç kimseyi işten çıkartamıyor; işçilerin artık iş güvencesi var. Bunların hepsi örgütlü mücadelenin kazanımıdır. Yeni sözleşmeyle bu kazanımlar daha da yükseltildi.

Sözleşme sürecine nasıl hazırlandınız?

UPS’de, her iki dönemde de toplu sözleşmeyi işçilerle birlikte sürdürdük. Uzun bir sözleşme süreci oldu. Öncelikle işçi arkadaşlarla anketler yaptık. Bu anketler ve işyeri toplantıları yoluyla arkadaşların taleplerini öğrendik. İşçi arkadaşlarımızın taleplerini esas alan bir teklif tasarladık ve bu taslakta yer alan hakları işverenden istedik. Toplu sözleşme süreci boyunca, arkadaşlarla vardiya vardiya, bölüm bölüm, işyeri işyeri toplantılar yaparak gelişmeleri üyelerimizle paylaştık ve sözleşmeyi birlikte bitirme sözümüze uygun olarak bütün bölgelerde eş zamanlı toplantılar yaptık. Gelinen son noktayı anlattık ve üyelerimizin oyuna başvurduk. İşçilerin önemli bir çoğunluğunun kararı ve onayıyla toplu sözleşmeyi imzaladık. Her iki sözleşmeyi de arkadaşlarımızın onayladığı şekilde imzaladık. Sendikamız bürokratik bir şekilde işlemediği için, TİS sürecini işçilerle beraber noktaladık. Bütün işyerlerinde örgütlenme ve TİS politikamız bu şekilde işletilmektedir.

Henüz sendikadan yoksun çalışan kargo işçilerine bir mesajınız var mı?

Özellikle kargo ve lojistik firmalarındaki işçiler çok uzun süre örgütsüz çalıştı. 2010 öncesine kadar sendikal mücadeleler maalesef başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Sendikamızın UPS’de yürüttüğü mücadelenin başarıyla sonuçlanması ve yine DHL’de yürüttüğümüz uzun süreli mücadelenin başarıyla sonuçlanması, kargo işverenlerini harekete geçirdi. Bazı şirketler, baskıyı yoğunlaştırarak örgütlenmenin önüne geçmek istiyorlar. Bazı kargo firmalarında da çalışma saatleri aşağı düşürülmeye başlandı. Hatta günde 13-14 saat işçi çalıştırıp hiç fazla mesai ücreti vermeyen kargo firmaları, ücretleri ödemeye başladılar. Bunu duyduğumuzda sevindik tabii. Sendikanın adının bile geçmesi, işverenlerin bu koşulları sağlamasına yetti. İşverenler, işçilerin örgütlenmemesi için geçici bir süreliğine koşulları iyileştirerek, işçileri sendikadan vazgeçirmeye çalışıyor. Çünkü bir işyerine sendika girerse orada koşullar düzelir, ücretler artar, yeni haklar elde edilir ve bu haklar kalıcılaşır. İşverenlerin tüm oyunlarına rağmen, biz örgütlenme mücadelemizi yoğunlaştıracağız. Bütün kargo ve lojistik firmalarındaki işçileri, bu mücadeleye katılmaya çağırıyoruz. Kuralsız, güvencesiz, kayıt dışı çalışmak kargo işçilerinin kaderi değildir. Bu koşulları değiştirmek ancak sendikalaşmayla mümkündür. UPS işçileri de DHL işçileri de bunun olabileceğini gösterdi. Diğer kargo işçileri sendikamızla beraber bu haklara kavuşabilecektir.

Örgütsüz işyerlerinde işveren tarafından yapılan baskılar ve aşağılanmalar, örgütlü işyerlerinde söz konusu değildir. Örgütlü işçilerin hukukçusuyla, yöneticisiyle, her sorununda yanında olan sendikası var. Yalnız olmadıklarını bilen örgütlü işçiler, işte bu sayede kendilerine güvenen, başı dik, güçlü işçiler haline gelirler.

Bütün baskılara, engellemelere rağmen kararlı bir mücadele ile başarılabileceğini sendikamız hem UPS’de hem de DHL’de kanıtlamıştır. Bu nedenle bütün kargo işçilerini sendikalaşma mücadelesine katılmaya, sendikamızda örgütlenmeye çağırıyoruz.

21 Aralık 2013

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Siyah emekçilere yönelik ırkçı saldırılar devam ediyor. ABD’de geçtiğimiz Mayıs ayında George Floyd’un katledilmesi üzerine tüm dünyada emekçilerin adalet talebi yükselmiş, meydanlar ırkçı nefrete karşı dolup taşmıştı. Kıtadan kıtaya sıçrayan...
  • Sağlık sistemindeki çöküş salgınla birlikte daha görünür hâle geldi. Sağlık çalışanlarının yükü artarken, dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de sağlık işçileri bu duruma sessiz kalmıyor. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikasının (SES...
  • Çok şahit olmuşuzdur ilginç haber başlıklarına. “Emeklilere Müjde”, “Çalışanlara Müjde”, “Artık Herkes Kıdem Tazminatı Alacak” vs... Ama haber içeriğine baktığımızda hiç de müjdeli bir şeyle ya da başlıkta söylendiği gibi heyecan verici bir haberle...
  • “Bir adım öne geçme zamanı! 60 yıllık tecrübemizi çalışma hayatımızın yarınları için seferber ediyoruz. Ülkemizi geleceğin merkezi yapmak için teknoloji hareketini başlatıyoruz.” Metal Sanayicileri Sendikası MESS ilk ürününü paylaşmaktan gurur...
  • Sağlıklı bireyler olabilmek başta sağlıklı beslenmekten geçiyor. İyi beslenenler daha az hasta olurlar. Özellikle kanser gibi önemli hastalıklara yakalanma riskleri de düşer. Bağışıklık sistemleri güçlü olduğundan Covid-19 gibi bulaşıcı hastalıklara...
  • Koronavirüs salgını dünyanın her yerinde sağlık işçilerinin iş yükünü daha da arttırdı. Bu süreçte hayata geçirilen tüm uygulamalar bilim kisvesi altında yapılırken gelin biz de artan iş yükü ve gece mesailerini bilimsel çerçevede değerlendirelim....
  • Ah ah ne günlerdi! Hasta olmaktan ve iğnelerden korksam da hasta olunca yiyeceğim güzel yemeklerin hayalini kurardım çocukken. O zamanlar pek öyle dolabımız dolmazdı. Okula giderken yılda toplasan beş defa bile harçlık aldığımı bilmem. Alsak bile en...
  • Pandemi ortaya çıktığından beri biz işçilerin sırtına binen yük her geçen gün artıyor. Biz işçiyiz, yük hayvanı, bir alet ya da makine parçası değiliz. Bizlerin de yaşamları, aileleri ve özlemleri var. Ama öyle bir düzende yaşıyoruz ki, biz işçiler...
  • Dünyanın birçok ülkesinde ücret artışı, iş güvenliği önlemlerinin alınması, ağır çalışma koşullarının düzeltilmesi, sağlık alanında daha fazla istihdam gibi taleplerle sokaklara çıkan sağlık işçilerine İranlı sağlık işçileri de katıldı. İşçiler 2...
  • UİD-DER olarak, sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı yılbaşı akşamı ve takip eden üç gün boyunca yaptığımız yayın akışı sırasında dünyanın dört bir yanından sınıf kardeşlerimizin mücadelelerini hatırlattık. “Zamanı Karanlığa Boğanlara İnat Umut...
  • 2020 yılı işçi sınıfının haklarına yönelik büyük saldırıların gerçekleştiği bir yıl olarak geride kaldı. İşçilerin haklarını kırpmak, gasp etmek için her fırsatı değerlendiren sermaye sınıfı, koronavirüs salgınını da büyük bir fırsat olarak gördü ve...
  • Otlakların birinde bir öküz sürüsü yaşarmış. Çevredeki aslan sürüsünün de gözü öküzlerdeymiş. Ancak, öküzler saldırı anında bir araya geldiği zaman, aslanların yapacak bir şeyi kalmazmış. Bu yüzden küçük hayvanlarla beslenmek zorunda kalan aslanlar...
  • İş güvenliği önlemlerinin alınmaması nedeniyle sık iş cinayetlerinin gerçekleştiği sektörlerin başında gelen tersanelerde yine bir iş cinayeti yaşandı. İstanbul’da Tuzla Gemi Tersanesinde 9 Ocakta gerçekleşen iş cinayetinde 25 yaşındaki İsmail...

UİD-DER Aylık Bülteni