Navigation

Buradasınız

AKP İşçilere Değil Patronlara Çalıştı!

Eylül 2015, No:90
Bu düzende hangi hükümet başa geçerse geçsin patronların çıkarı için çalışıyor. 2002’de iktidara gelen AKP de patronların en has hizmetkârlarından biri oldu. 2003’te 4857 Sayılı İş Kanunu’nu yürürlüğe koyarak, işçileri esnek ve güvencesiz çalışma koşullarına mahkûm etti.

AKP hükümetinin 12 yıllık iktidarı döneminde, patronların çıkarına olan birçok yasa Meclis’ten geçti, yürürlüğe girdi. Bu yasalar, işçileri iliklerine kadar sömürmenin önünü açan yasalar. İş Kanunu’nun değiştirilmesi, emeklilik yaşının uzatılması, sağlıkta kesintileri getiren paketler, esnek çalışma ve taşeronlaştırmanın önünün açılması, “istihdam paketi” adı altında teşvikler, “torba yasa” adı altında sosyal hakların gasp edilmesi ve daha birçoğu AKP döneminde gerçekleşti. AKP hükümeti, işçilerin haklarına saldıran bu yasaları utanıp sıkılmadan “müjde” ve “reform” diyerek sundu. Fakat ortada ne “müjde” ne de “reform” vardı.

Bu düzende hangi hükümet başa geçerse geçsin patronların çıkarı için çalışıyor. 2002’de iktidara gelen AKP de patronların en has hizmetkârlarından biri oldu. 2003’te 4857 Sayılı İş Kanunu’nu yürürlüğe koyarak, işçileri esnek ve güvencesiz çalışma koşullarına mahkûm etti. Bu yasa ile birlikte kısa süreli sözleşmenin ve taşeronluğun önü açıldı, kadrolu çalışmaya büyük darbe indirildi. En başta da hastanelerde, belediyelerde ve bakanlıklarda taşeronlaştırma aldı başını yürüdü. İnşaat ve madenler hem taşeronlaştırmanın hem de iş cinayetlerinin merkezleri haline geldiler. 6, 8 ya da 11 aylık kısa süreli sözleşmelerle çalıştırılan işçiler, kıdem tazminatı gibi haklarını alamazken, sendikalı olmalarının da önü kesildi, kesiliyor.

2006’da getirilen SSGSS (Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası) yasasıyla sağlık hakkımız tırpanlanarak kuşa çevrildi. Kesintilerle birlikte paralı sağlık sisteminin önü açıldı. Muayene, reçete, katılım payı derken, sağlık için gittiğimiz hastanelerden ceplerimiz boşalarak çıktık. Ayrıca sigortalı olarak bir işte çalışmayan herkes kendi primini kendisi ödemek zorunda kalıp potansiyel borçlu haline geldi. Liseyi bitirip üniversiteyi kazanamayan ve bir iş bulamayan on binlerce öğrenci sağlık primi ödemek zorunda kalıyor.

Çıkartılan “torba yasa” ve istihdam paketleri ile patronlara teşvikler getirilirken, kıyaklar yapılırken, işçilerin çalışma ve yaşam koşulları her geçen gün ağırlaştırıldı. AKP hükümeti, bu paketlerle, yatırım yapmaları için patronlara İşsizlik Fonu’ndan teşvik verilmesinin önünü açtı. Patronun çalıştırdığı işçilerin sigorta primlerinin de yine bu fondan ödenmesini sağladı. Binlerce işçi İşsizlik Fonu’ndan yararlanmak için prim gün sayısı ve çalışma süresini doldurma gibi yasal engellere takılırken, AKP utanmadan işçilerin parasını patronlara peşkeş çekti, çekiyor. Ayrıca milyonlarca işçi bir ev alabilmek için gece gündüz çalışmak zorunda kalırken, AKP yine bu paketlerle bir çırpıda patronlara yatırım yapacakları araziler ve özel organize sanayi bölgeleri tahsis etti.

İş Güvenliği Yasasında ya da bu alandaki düzenlemelerde AKP hükümeti patronların taleplerini derhal hayata geçirdi. İşçiler için acil olan düzenlemeleri ise gelecek yıllara erteledi. En son geçtiğimiz aylarda işçiler için hayati önem taşıyan bazı yasa maddeleri ertelendi. Yüzlerce işçinin iş cinayetlerinde hayatını kaybetmesine rağmen, bu yasanın uygulanması sermayenin büyümesinin önünü açmak için sürekli erteleniyor. Çünkü iş güvenliği ve sağlığı önlemleri gibi hususlar maliyetleri arttırıyor, sermayenin kârlarını düşürüyor. Patronların ve AKP’ninse buna tahammülü yok. Sermaye daha fazla büyümeli. Bu gidişattan işçilerin payına düşense ölesiye çalışmak ve iş cinayetlerinde ölmek ya da sakat kalmak!

AKP hükümeti, patronlar için bu kadar çok şey yapıp bir günde yasalar çıkarırken işçiler için ne yaptı? Tabii ki hiçbir şey! AKP, yukarıda değinebildiğimiz yasaları ve paketleri çıkarırken, işçilerin ve onun örgütlerinin taleplerini dikkate almadı. O patronların ve TİSK, TÜSİAD, MÜSİAD gibi patron örgütlerinin sözünden çıkmadı. Düşük ücretlere, ağır çalışma koşullarına karşı durmak için greve çıkan işçilerin grevini yasaklamaktan geri durmadı. 30 Ocak 2015’te, patronların çağrısı üzerine 15 bin metal işçisinin grevini yasaklayarak kimin hizmetkârı olduğunu ortaya koydu.

Kapitalist düzende hükümetler asla tarafsız değildir. Onların tarafı patronlardır ve görevleri de patronların isteklerini yerine getirmektir. Çıkarılan yasalar, yapılan değişiklikler patronlar lehinedir. İşçilerin haklarını ne hükümetler ne de patronlar verdi. Onları geçmişte mücadele ederek kazandık ve ancak bu şekilde koruyabiliriz. Haklarımızı korumak ve geliştirmek için işçiler olarak örgütlenmeli, düzen partilerine ve patronlara kanmamalıyız.

22 Eylül 2015

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • 19 Ocakta Gebze’de yapılan mitingde Birleşik Metal-İş genel başkanı, işçilerin baskısına dayanamayarak 5 Şubatta greve çıkılacağını açıklamıştı. Keza Türk Metal de grev kararı almış ama tarihini açıklamamıştı. Bu gelişme üzerine MESS tekrar...
  • Yunanistan’da kamu ve özel sektör işçileri hükümetin sosyal güvenlik sistemi için hazırladığı saldırı tasarısını 24 saatlik bir genel grevle protesto etti. Sağlık ve sosyal güvenlik sisteminin özelleştirilmesini içeren yasa tasarısına “hayır” diyen...
  • Çok uzun zamandır her sektörden işçinin gözü kulağı metal işçilerinin MESS’in dayatmalarına karşı giriştiği eylemlerdeydi. MESS’in işçileri hor gören tavrına karşı işçilerin “grev” kararlılığı sadece sendikalı işyerlerinde, fabrikalarda değil,...
  • Kasım ayında damat bakan kameraların karşısına geçmişti. “Dar gelirlilere düşük faizli ev müjdesi” açıklaması malum medya ağzıyla ballandıra ballandıra verilmeye başlandı. Üstüne de “20 yıl kira öder gibi” eklenince bu “müjdeli” açıklama asgari...
  • Benim adım Hazal. 4 buçuk yaşındayım. Benim annem her gün beni bırakıp işe gidiyor. Ben annemin işe gitmesini hiç istemiyorum, çünkü beni parka götürsün istiyorum. Her gün anneme soruyorum “Pazar günü de işe gidecek misin? Ben seni çok özlüyorum.”...
  • Şubat ayının ilk haftasında Âdem Yarıcı adlı işçi, Hatay Valiliği önünde “çocuklarım aç” diyerek kendini ateşe verdi ve hastaneye götürülürken hayatını kaybetti. Türkiye’de daha önce olmayan şeyler oluyor. İşsizlik ve yoksulluğun pençesinde kıvranan...
  • Değerli arkadaşlar, sizlere bu mektubu yazmamdaki amacım, fabrikamda yaşadığım ama aslında işçi sınıfının tümünü ilgilendiren örgütsüzlüğün bizleri ne hale düşürdüğünü göstermektir. Metal sektöründe çalışıyorum. Eşim, çocuklarımızın küçük olmasından...
  • Aylardır beklediğimiz metal işçilerinin toplu iş sözleşmesi istenmeyen bir sonuçla bitirilmiş oldu. Sözleşme süresince çeşitli fabrikalardan arkadaşlarla ve yakınlarımla fikir alışverişi yapıyorduk. Gelinen nokta ne yazık ki mücadeleci bir...
  • Ekonomik kriz ve onun yarattığı işsizlik başta olmak üzere kapitalizmin türlü sonuçları emekçilerin yaşamını cehenneme çevirmeye devam ediyor. Gün geçtikçe artan sayıda insan, intihar ederek yaşamına son veriyor. Çeşitli kentlerden art arda intihar...
  • Bizler bir kamu hastanesinde çalışan sağlık işçileri olarak yazıyoruz bu mektubu. Yakın zaman önce UİD-DER çatısı altında İstanbul’un çeşitli hastanelerinden sağlık işçileri olarak bir araya geldik. O güne dair fikirlerimizi, duygularımızı sizlerle...
  • Bursa Kestel’de bulunan Bodo Bode-Doğrusan Otomotiv fabrikasında çalışan işçiler sendikalaştıkları için işten atıldı. Türk-Alman ortaklığıyla kurulan fabrikada işçilerin sendikaya üye olduğu bilgisini alan patron, saldırıya geçti ve işten atmalara...
  • 16 yaşında, gençliğe yeni adım atmış bir kızdım. 1993 yılının Haziran ayının son günü hayatımın geride kalanı, 1 dakika içinde değişmişti. Okula gitmek için bindiğim otobüsten indiğimde arkadan gelen vidanjör bana çarpıp altına almıştı. O çarpmanın...
  • Kardeşler yaşadığımız düzende gün geçtikçe sorunlarımız artıyor. Ekonomik kriz, işsizlik, sürekli artan vergiler, zamlar, sefalet ücretlerine mahkûm edilmemiz, çocuklarımızın eğitim sorunları ve buna ekleyebileceğimiz onlarca sorun. Bu sıkıntılar...