Navigation

Buradasınız

Ancak Ölüler Bir Şey Yapamaz!

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 147
“Gereksiz yere yanan ışıkları kapatın”, “duş süresini kısaltın”, “pencerelerinizi kontrol edin”, “diş fırçalarken suyu kapatın”, “peteklerinizin arkasındaki duvarı kaplayın”… Biz işçi ve emekçiler böyle tavsiyeleri çok sık duyarız. Ama koronavirüs korkutmacasıyla insanların evlerine kapatıldığı aylarda bu tavsiyeleri çok daha sık duyduk, duymaya devam ediyoruz.

“Gereksiz yere yanan ışıkları kapatın”, “duş süresini kısaltın”, “pencerelerinizi kontrol edin”, “diş fırçalarken suyu kapatın”, “peteklerinizin arkasındaki duvarı kaplayın”… Biz işçi ve emekçiler böyle tavsiyeleri çok sık duyarız. Ama koronavirüs korkutmacasıyla insanların evlerine kapatıldığı aylarda bu tavsiyeleri çok daha sık duyduk, duymaya devam ediyoruz.

Elbette bu tip haberlerin korona zamanında yoğunlaşması tesadüf değil. Korona salgını bahanesiyle pek çok işçi evden çalışmaya zorlandı. Okullar kapandığı için çoluk çocuk tüm aile evde kaldı. Bu durum faturaları, mutfak masraflarını ziyadesiyle kabarttı. Biz bu yükün altından nasıl kalkacağımızı kara kara düşünürken haber programlarında işte böyle türlü türlü tavsiyeler duymaya başladık. Faturaları düşürmek için “tavsiyeler”, tasarruf etmek için “püf noktaları”, tüketimi azaltacak “çözüm” önerileri ardı ardına geldi. Tabii evin içinde bu uyarıları dikkate alması gereken de emekçi kadınlardı! Şimdilik kimimiz işe geri döndü, tüm aile evde değiliz. Ama “tavsiyeler” devam ediyor.

Bu gibi öneriler ilk bakışta pek çoğumuza mantıklı görünebilir. Ama durup bir düşünürsek biz işçi ve emekçiler zaten son derece tutumlu davranıyoruz. Faturaları azaltmak için her türlü önlemi zaten alıyoruz. Mutfağımıza ancak en ucuz gıdalar giriyor. Buna rağmen ay sonunu getirmek, faturalara yetişmek, pazar parasını denkleştirmek için büyük çaba harcıyoruz. Çünkü sorun bizim tutumlu ve dikkatli olup olmamamız değil. Hayat pahalı, ücretler düşük, işsizlik yüksek, vergiler, masraflar çok… Bu sorunlarımız orta yerde dururken faturaları, masrafları kısmak için bin bir önlem alsak da nafile!

Bize öneriler sıralayıp duranların ne kadar ikiyüzlü olduğunu görmek için şu örnek yeterli: Korona yasakları sırasında çok sayıda beyaz yakalı işçi evden çalışmaya zorlandı. Dolayısıyla evde çalışan işçilerin masrafları daha da arttı. Patronların servis, yemek, elektrik, internet, su, evrak masraflarıysa azaldı, yani işçilik maliyetleri düştü. Yemek ve benzeri ihtiyaçlar artık işçilerin cebinden çıkar oldu. Tüm gün evde bilgisayar başında çalışmak elektrik ve internet tüketimini arttırdı, faturaları kabarttı. İşte bunu dile getiren ve maaşına zam isteyen bir emekçi kadın patronu tarafından “şaşkınlıkla” karşılandığını anlatıyor. Patronunun “insanlık can derdinde, sen para derdindesin!” dediğini dile getiriyor. Oysa böyle taleplere kulak tıkayan, işçileri nankörlükle suçlayan patronlar, evden çalışma sistemine geçer geçmez yol ücretlerini derhal kaldırmayı ihmal etmiyorlar. İşçinin artan masraflarını görmezden gelip “evde rahat rahat çalışıyorsunuz, ne zammı?” diyebiliyorlar.

Evet, bu sözleri gece gündüz nasıl kâr edeceklerini düşünen, sırtımızdan inmeyen patronlar söylüyor! Egemenler işsizliğin, yoksulluk ve sefaletin sorumlusu değillermiş gibi yaşanan krizin tüm yükünü bize yüklüyorlar. Sonra da utanmadan koronavirüsü bahane ederek bu saldırılarını haklı göstermeye çalışıyorlar. “Hepimiz aynı gemideyiz” diyerek fedakârlık gazeli okuyorlar! Bu zorlu süreçte “sabır ve sağduyu” beklediklerini açıklıyorlar.

Ücretsiz izinler iyice yaygınlaşıyor. Ücretsiz izne çıkarılan işçi günde 39 liraya mahkûm ediliyor. Çalışan işçilerin ücretleri düşürülüyor. Sözde yasağa rağmen işten atmaların ardı arkası gelmiyor. İşsizlik, işçilerin yoksulluğunu, sorunlarını arttırıyor. Salgın tantanasının koparıldığı ilk günlerde “korkmayın, biz bize yeteriz” diyen egemenler bugün bizleri açlıkla yüz yüze bırakıyorlar. İşte biz işçi ve emekçilere tavsiyeler verenler, bu gerçekleri gizlemek, sorunlarımızı konuşmamıza engel olmak, bizi oyalamak, kafamızı karıştırmak istiyorlar! 

Emekçi kadın kardeşlerimiz, tek başımıza bu ağır sorunların üstesinden gelemeyiz. Pek çok ülkede yoksul emekçi kardeşlerimiz egemenlerin dayatmalarına karşı yeniden meydanlara iniyor. Lübnanlı emekçiler “koronavirüs korkutmacasına geçit vermeyeceğiz” diyor. Bangladeşli, Tunuslu işçiler “açlıktan ölmeyeceğiz” diyor. Almanyalı kardeşlerimiz “asıl sorun kapitalist sistemin kendisi” diyor. Bizim de yapmamız gereken korku duvarlarını aşmak, artan hayat pahalılığına, işsizliğe, yalanlara ve baskılara karşı yan yana gelmektir. Bir metal fabrikasında çalışan kadın işçi kardeşimizin dediği gibi: “Ancak ölüler bir şey yapamaz!” Bir araya gelelim, örgütlü gücümüzü, dayanışmamızı arttıralım ve yaşadığımızı gösterelim!

3 Temmuz 2020

Son Eklenenler

  • Koronavirüs’ün zengin yoksul ayırımı yapmadığı, “pandemi” sürecinde ekonominin tüm kesimleri olumsuz etkilediği, hepimizin “aynı gemide olduğu” masalları anlatıladursun gerçeğin hiç de böyle olmadığını veriler ortaya koyuyor. İlk koronavirüs...
  • Hangi yana baksak aslında çok büyük sorunlara işaret eden ayrıntılarla karşılaşıyoruz. Çünkü paranın insanın mutluluğundan, yaşamından daha değerli görüldüğü bir düzende yaşıyoruz. Hepimiz daha iyi bir yaşamın hayalini kuruyoruz.
  • Merhaba dostlar. Bizim için yürüdüğümüz yolu aydınlatan araçlardan biri oluyor İşçi Dayanışması... Her ay okur mektuplarıyla, yazılarla gündemdeki işçi sınıfını ilgilendiren gelişmeler ve karşılaştığımız, karşılaşacağımız birçok sorunla ilgili...
  • İnsanlık uzun çağlar boyunca yaşadığı deneyimlerden çıkarttığı dersleri, gelecek kuşaklara bazı deyimler veya atasözleri ile aktarır. “Denize düşen yılana sarılır” deyimi de çaresizliğin insana her şeyi yaptırabileceğini anlatmaktadır. Bunu içinden...
  • ABD’li aktör Robert De Niro’nun, Twitter üzerinden “İşte Amerika” notuyla yaptığı paylaşım, köhneyen kapitalist düzenin pis kokularını, çürümüşlüğünü bir kez daha gözler önüne serdi. Görüntüler uzunca bir caddede yatıp kalkmak, çöplerin içinde...
  • İnsanların psikolojik olarak yıprandığı, yalnızlaştığı ve çaresizliğe kapıldığı bir dönemden geçiyoruz. Fakat kendi adıma şunu çok rahat söyleyebilirim ki bu duyguların hiç birini yaşamamamın tek sebebi UİD-DER’de verdiğim örgütlü mücadeledir....
  • Koronavirüs gerekçesiyle okulların tatil edilmesinin üzerinden dört beş ay geçti. Bu sürede milyonlarca öğrenci okula gidemedi. Çocuklar arkadaşlarını göremiyor, sokakta gönlünce oyun oynayamıyor. Evin içine hapsoldukça, cep telefonlarına ve...
  • Covid-19 salgını bahanesiyle patronlara ballı teşvikler açıklayan siyasi iktidar sözde “işten atma yasağı” getirmiş, geçtiğimiz günlerde de yasağın süresini uzattığını açıklamıştı. Ancak iktidarın sözde işten atma yasağı patronlar için bir engel...
  • Koronavirüs salgınıyla örtmeye çalıştıkları krizi fırsata dönüştürme hayalleri kuran patronlar ve hükümet el ele verip kıdem tazminatımızı elimizden almak için yeni hamleler yapıyorlar. Bir yandan “dünyayı ve insanlığı tehdit eden bir virüsle karşı...
  • Merhaba arkadaşlar. Bültenimizin son sayısındaki “Bir Devir ve Bir İşçi Lideri: Kemal Türkler” başlıklı yazının altındaki bir resim beni çok etkiledi. Resimde DİSK’in kurucusu Kemal Türkler’in eşi Sebahat abla, işçi sınıfına grev hakkını armağan...
  • Merhaba arkadaşlar. 22 Temmuz günü mücadeleci sınıf sendikacılığının sembol ismi Kemal Türkler’i anmak için UİD-DER’li işçi kardeşlerimle birlikte anmaya katıldım. Mezarlığa gittiğimizde arkadaşlarımın her birinin yüzünde işçi sınıfının...
  • 2012 yılında İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çıkartıldı. Bu kanun ile birlikte işyerlerinin birçoğunda iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi bulundurma zorunluluğu getirildi. Kamu kurumları ve 50’den az işçi çalıştıran işyerleri için uzman ve hekim...
  • Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri artmaya devam ediyor. Bu can yakıcı sorun karşısında önlem almayan ve kadın düşmanı politikaları sürdürerek daha da körükleyen iktidara karşı emekçi kadınların tepkisi büyüyor. Petrol-İş Sendikası Gebze...

UİD-DER Aylık Bülteni