Navigation

Buradasınız

İşçi Çocuklar

İşçi aileleri, çocuklarının gelecekte kendilerinden daha iyi koşullarda yaşamasını ister ve bunun için çalışırlar. Evlatlarının geleceği için kendi ihtiyaçlarından kısmaktan çekinmezler. Oysa gözlerini kâr hırsı bürümüş patronlar sınıfı, işçilerin, evlatları için güzel hayaller kurmasına bile izin vermiyor. İşçi aileleri derin bir yoksulluğa mahkûm edildiği için çocuklarını çalıştırmak zorunda kalıyorlar. Okula gitmesi, oyun oynaması gereken çağda çocuklar, patronların düzeninde birer işçi haline getiriliyor ve gencecik bedenleri sömürünün çarklarına kurban ediliyor.  

İçinde yaşadığımız düzen, patronların işçileri sömürmesine dayalı kapitalist sistemdir. Kapitalizm, ortaya çıktığı günden bu yana işçileri en vahşi biçimde sömürüyor, işçi çocukları da bundan fazlasıyla nasibini alıyor. Avrupa’da 1700’lerin sonu ve 1800’ler boyunca sanayi çok hızlı bir şekilde gelişiyordu. İşçilerin durumu içler acısıydı. O yıllarda doğru dürüst ne sendika ne iş kanunu ne sigorta ne de sosyal hak vardı. İşçilerin haklarını arayabilecekleri hiçbir örgütleri yoktu. İşte o dönemde 6-7 yaşlarındaki çocuklar günde 9-10 saat çalıştırılabiliyordu. Daha küçücük yaşlarında işçi çocukların belleri kamburlaşıyor, kemikleri çarpılıyordu. Çocuklar makinelerin başında uyuyakalıyor, ustalar onları döverek uyandırıyorlardı.

Paydos olduğunda evlerine gidecek takatleri kalmıyor, tezgâh başlarında bayılıyor, ölüyorlardı. Bir çocuk fabrikada ölünce aynı fabrikada çalışan anne-babasına mesai bitinceye kadar haber verilmiyordu. Bu yaştaki çocukların 6,5 saatten fazla çalışmasının yasaklanması için çetin mücadeleler verildi. Bu mücadeleler ancak 1840’lı yıllarda sonuç verdi.

O yıllardan sonra sözde çok şey değişti. Çocukların çalıştırılmasını engellemek ve iş koşullarını düzeltmek için yasalar çıkarıldı. Elbette bu yasalar önemlidir ve daha da geliştirilmelidir. Ama kâğıt üzerindeki yasalar tek başına hiçbir işe yaramaz. Yönetmeliklere göre, 14 yaşını bitirmiş ama 15 yaşını doldurmamış çocuk işçiler, yardımcı büro işleri, düşme ve yaralanma riski olmayan meyve sebze toplayıcılığı, satış ve paketleme gibi hafif işlerde çalıştırılabilirler. Bu çocuklar şayet okula gidiyorlarsa günde iki saatten fazla, okulu bitirmiş iseler günde 7 saat ve haftada 35 saatten fazla çalıştırılamazlar. Ama bu yasağa uyulmuyor ve işyerleri denetlenmiyor. Geçtiğimiz sene, Adana’da okul harçlığını çıkarmak için 100 lira haftalıkla bir plastik fabrikasında çalışan 13 yaşındaki Ahmet Yıldız’ın başı pres makinesine sıkışmıştı. Ahmet, çocuk yaşında feci bir şekilde yaşamını kaybetmişti. Ahmet, gözünü kâr hırsı bürümüş patronların ne ilk ne de son kurbanıydı. 2013 yılında 59 çocuk işçi iş kazalarında hayatını kaybetti.

Resmi rakamlara göre dünya üzerinde 306 milyon, Türkiye’de ise yaklaşık 1 milyon çocuk çalışıyor. Türkiye’de çocuk işçilerin 292 bini 6 ilâ 14 yaş arasında. Çalışan çocukların yarısı okula gitmiyor. 400 bini tarımda çalışıyor. Aşırı sıcaklar, zehirli tarım ilaçları, salgın hastalık, akrep ve yılan sokması gibi tehlikelere maruz kalan çocuklar, çadırlarda yaşıyor, okula gidemiyorlar. 217 binden fazla çocuk sanayi alanında çalışıyor. Buna iş kazalarının en çok görüldüğü, tehlikeli sektörler olan madenler ve inşaatlar da dâhil. 277 bin çocuksa hizmet sektöründe çalışıyor.

Gerekli denetimler yapılmadığı için çıraklık uygulaması kapsamında çalıştırılan çocuklara büyüklerle aynı iş yaptırılıyor, çalışma saatleri sınırlamasına uyulmuyor. İşverenler çıraklara ödedikleri ücreti gider olarak gösteriyorlar, vergiden muaf tutuluyorlar. İşverenler, sigorta primleri devlet tarafından ödenmesine rağmen çırak işçilere asgari ücretin %30’u kadar ücret veriyorlar. Çırak, işe girerken bir sözleşme imzalıyor ve bu sözleşme nedeniyle işyerini değiştirmesi zorlaşıyor.

Çocuk işçiler, henüz çok küçük oldukları için ağır çalışma koşulları ve kötü muameleye karşı savunmasız kalıyorlar. Fiziksel ve ruhsal gelişimleri bundan olumsuz etkileniyor. Yaşamlarının geri kalanında acısını duyacakları sağlık sorunları ile karşı karşıya kalıyorlar. Eğitimlerini tamamlayamıyor, oyun oynayamıyor, kendilerine vakit ayıramıyorlar. Sürekli olarak bir mahrumiyet duygusu yaşıyorlar. Hayatın tadını çıkaracakları zamanda yıpranıyor, tükeniyorlar.

İşçilerin yine işçi olan çocuklarının tüm bu sıkıntılara katlanmak zorunda kalmalarının nedeni, ailelerinin düşük ücretlere ve işsizliğe yani kapitalist sömürüye mahkûm edilmesidir. Bu nedenle işçi ailelerinin çocukları için yapabilecekleri en iyi şey, kapitalist sömürü sistemini ortadan kaldırmak için mücadele vermektir. Kapitalizme karşı örgütlenen işçiler, evlatlarının geleceğini ortak mücadele ile değiştirebilirler.

23 Nisan 2014
...önceki
Tahterevalli
sonraki...
1 Mayıs

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Afrika zengin, varlıklı Afrika... Güneşten parlak bir elmas çıkacaksa bu dünyadan, onun derinliklerindedir. Afrika zengin, varlıklı Afrika... Platin, uranyum, petrol, altın... Bütün cevherleri biriktirmiştir kara Afrika, bereketli bağırsaklarında....
  • Bizler kimi kamuda, kimi özel sektörde çalışan bir grup öğretmeniz. Bugün bizler açısından en yakıcı gündemlerden biri ekonomik krizdir. Ekonomik krizin tüm işçi ve emekçilerin ortak gündemi ve sorunu olduğunu biliyoruz. Ekonomik kriz hayat...
  • Geçtiğimiz günlerde İstanbul, 5,8 büyüklüğünde depremle ve buna eşlik eden yüzlerce artçıyla sallandı. Herhangi bir can kaybı yaşanmasa da meydana gelen depremler, İstanbul’un olası bir faciaya ne kadar hazırlıksız olduğunu bir kez daha gösterdi....
  • 1977-1978 “büyük grev”inden önce toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin hazırlıkları aylar öncesinden başlamış, talepler bizzat işçiler tarafından belirlenmiş ve Maden-İş de büyük bir kararlılık ve özveriyle grev diyerek süreci kazanımla...
  • Birkaç hafta önce, kamu hastanelerine ayrılan bütçenin kısılması yüzünden bazı hastanelerde ameliyatların ertelendiğini anlatan bir haber görmüştüm. Haberde ayrıca bu kesintilerin makam araçlarına milyonlarca lira harcandığı bir dönemde yapıldığı da...
  • Tarihin derslerini unutmak, insanlığı felakete sürüklüyor. Aslında tarih, insanın en büyük rehberidir. Ama unutmak istemeyen ve bu rehberin izinden gidenler için… Eğer işçi sınıfı ve emekçiler örgütlü değillerse, büyük acılar pahasına öğrendiklerini...
  • Doğduğumuz andan itibaren başlar bu sistem bizi içine çekmeye. Yürümeye başladığımız zaman başlar hayat bizi sınamaya. Okula başladığımızda hayat ilk darbeyi çoktan vurmuştur. Devletin vermiş olduğu, daha doğrusu vermemiş olduğu eğitim hakkı okula...
  • Asıl müjdeyi toplantının sonlarına doğru veren bakanın müjdesini dinleyemeyenler için veriyorum: “Yılda 60-100 milyar lira büyüklük sağlayacak tamamlayıcı emeklilik sistemi sosyal tarafların mutabakatıyla kurularak, özellikle sermaye piyasalarını...
  • Merhaba kardeşler. Bundan üç ay kadar önce çalıştığım yerden, haksız bir şekilde işten atıldım. İşsiz kaldığım süre boyunca, iş bulmak için birçok yere başvurdum. Farklı sektörlerden iş görüşmelerine gittim. Hiçbirinden olumlu bir cevap alamadım....
  • Krizin bedeli işçi sınıfına ödetilmek istenirken dünyanın pek çok ülkesinde işçiler bu saldırılara direniş ve grevlerle karşı duruyorlar. ABD de grev ve direnişlerin yaygınlaştığı ülkelerden biri... Otel, hastane, market işçileri, eylemleri dünyanın...
  • İşsizlik rakamları her ne kadar devletin resmi kurumlarınca düşük gösterilmeye çalışılsa da gerçekler ayan beyan ortada. Bugün 7 milyon insan işsizlikle boğuşuyor. İşsiz sayısı artarken işsiz kalan işçiler de İşsizlik Sigortası Fonundan yararlanmak...
  • Kanada’nın Saskatchewan eyaletinde kamuya bağlı Crown şirketlerinde su ve kanalizasyon, enerji dağıtımı, iletişim hizmetlerinde çalışan ve Unifor Sendikası üyesi yaklaşık 5 bin işçi greve çıktı. Eyalet hükümeti şirket çalışanları için beş yıllık bir...
  • Pakistan’ın Hayber-Pahtunhva eyaletinde doktorlar başta olmak üzere hemşirelerin ve diğer sağlık çalışanlarının da dâhil olduğu yaklaşık 45 bin sağlık işçisi greve çıktı. Eyalet hükümetinin sağlık sektörünü özelleştirme çalışmaları kapsamında...