Navigation

Buradasınız

İşçi Sınıfının Sesi, Gerçeğin Dili, Tarihin Köprüsü

Gazetemiz İşçi Dayanışması 12,5 yılı geride bırakarak 150. sayısıyla okurlarına merhaba diyor. İşçi Dayanışması çıktığı günden beri geçmişle gelecek arasında köprü oldu; insanlığın ve işçi sınıfının geçmiş deneyimlerini, bilgi ve birikimlerini günümüze aktardı, aktarmaya da devam edecek. İşçi Dayanışması, işçilerin uluslararası bir sınıf olduğu gerçeğinden hareketle dünya işçilerinin dayanışmasını, birliğini, örgütlülüğünü savunuyor. Tüm işçileri sömürüye ve ezilmeye karşı çıkmaya, bir araya gelmeye, birleşmeye, bilinçlenmeye, sınıf dayanışmasını büyütmeye; sendikal, siyasal ve ekonomik hakları için mücadele etmeye çağırıyor. İşçi Dayanışması, insanın insanı sömürmediği, savaşların, her türlü ezme ve ezilme ilişkisinin son bulduğu, kadınların şiddet görmediği, insanın özgür ve mutlu olduğu bir dünya için mücadele ediyor. Bu doğrultuda tam 150 aydır işçilerin elleri üzerinde yükseliyor. Aşağıda yer verdiğimiz, okurlarımızdan gelen kutlama mesajları da İşçi Dayanışması’nın nasıl doğru bir çizgide yürüdüğünü ortaya koyuyor.

n İstanbul/Sancaktepe’den bir işçi

İşçi Dayanışması’nın ilk sayısı 2008 yılının Nisan ayında çıktı. İşçiler olarak coşkuyla karşılamıştık gazetemizi. Artık işçi kardeşlerimizin sözünü söyleyebileceği, sorunlarını ve mücadelelerini anlatabileceği bir yayını olacaktı. 150 ay, yani tam 12,5 yıl geçti ilk sayımızın çıkmasının üzerinden. Ve biz hiç aksatmadan her ay İşçi Dayanışması’nı elimize aldık, önce biz okuduk, sonra işçi kardeşlerimize ulaştırdık. İşçi Dayanışması, mücadelemizin kopmaz bir parçası oldu. Hem Türkiye hem de dünya işçi sınıfının mücadele tarihinden deneyimleri, emekçi kadınların yaşadığı sorunları, gençliğin sorunlarını, yasal haklarımızı, patronlar sınıfının ve iktidarın işçi sınıfına yönelik saldırılarını işçi kardeşlerimize aktarmanın, örgütlenmenin çok önemli bir aracı oldu gazetemiz. 150 sayıdır hiç aksatmadan, titizlikle ve büyük bir özveriyle çalışarak gazetemizin bize ulaşmasını sağlayan, emek veren herkese sonsuz teşekkürler!

n Adana’dan bir işçi

Sınıf mücadelesi sarp yamaçları, keskin virajları olan uzun bir yoldur. Kimi zaman fırtınalar eser tepesinde kimi zaman sisle, dumanla kaplıdır, göz gözü görmez olur. Kimi zaman bir kavşakta dörde, beşe ayrılır. Yanlış yola girip uçurumdan düşmek de olasıdır, sisin ve pusun içinde kaybolmak da… Sınıf mücadelesinin bu çetin yoluna sağlam bir pusulası olmadan çıkanların akıbeti budur. İşçi Dayanışması 1. sayısından 150. sayısına kadar biz mücadeleci işçilerin gözü kulağı ve sağlam pusulası olmuştur. Şan olsun sınıfımızın mücadelesine! Şan olsun İşçi Dayanışması gazetemize!

n İstanbul/Sefaköy’den bir grup öğretmen

Sınıfımızın sesi İşçi Dayanışması, her ay hayatımıza bir sınıf kardeşimizin sıcacık gülümseyişiyle konuk oluyor. Beraberinde inançlı ve güven dolu yüreklerle gelen bu güzel gazete, işçiler arasında elden ele bir dayanışma ve mücadele ağı örüyor. Bir yandan mücadeleyi büyütürken bir yandan mücadele içinde büyüyor gazetemiz. Tıpkı bir annenin çocuğunu büyütürken kendisinin de büyümesi ve olgunlaşması gibi. Tıpkı bir öğretmenin öğrencilerini yetiştirirken kendisinin de yetişmesi ve tecrübe kazanması gibi. İşçi Dayanışması’nın 150. sayısını ve bu işçi gazetesinin hazırlanmasından işçilere ulaştırılmasına kadar emeği geçen tüm mücadeleci işçi kardeşlerimizi kutlarız. Yaşasın Sınıfımızın Örgütlü Mücadelesi!

n Kocaeli/Gebze’den bir grup metal işçisi

Herkes konuşuyor, anlatıyor, gösteriyor, yazıyor. Ama bunları kimin çıkarına ve hangi niyetle yapıyorlar? Aynı gemideyiz diyenler, işçi sınıfıyla sermaye sınıfının çıkarlarının bir olduğunu söylemiş oluyorlar. İşçi sınıfının haklarına karşı savaş açmış olanlarla hiçbir ortak yanımız yoktur. İşçi Dayanışması, kaldırılan toz duman içinde sınıf çıkarlarımızı her sayfasında, her satırında ödünsüz ortaya koyuyor. Kapitalizmin tarihsel bir krize girdiği, sistemin çıkışsızlığının ağır yükünü işçi sınıfına yüklediği böyle bir süreçte, ne mutlu ki bize sınıf birliğini ilmek ilmek ören, yalanlarla gerçekleri tüm açıklığıyla ortaya seren bir gazetemiz var. Karamsarlığın ve umutsuzluğun karşısında umut olan, çıkışsızlığın karşısında birlik ve dayanışmayı büyüten İşçi Dayanışması; emekle, inançla ve dirençle bizlere yol gösteriyor. Böyle bir yayının varlığını sağlayan, tasarlayan, mektuplarıyla, yorumlarıyla, haberleri ve değerlendirmeleriyle emek veren herkese sonsuz teşekkür ediyoruz.

n Mersin’den bir işçi

“Eyyy

İşçi kardeşlerim!

Yolumuz güneşe gidiyor.

Güneş kadar güzel,

       Güneş kadar sıcak,

Güneş kadar aydınlık bir gelecek için

                                       Çıktık yola.”

Evet, 2010 yılında bir metal işçisinin dediği gibi… Aydınlık bir geleceğe ulaşmak için çıktık biz bu yola ve çıktığımız bu yolda İşçi Dayanışması bütenimiz bize ışık olmaya devam ediyor. İlk sayıdan 150. sayısına kadar bizim nefesimiz oldu. “Bir işçi gazetesi nasıl olur?” sorusunun cevabını İşçi Dayanışması’nı elimize aldığımızda görüyor, okuyoruz. Gelenekten geleceğe yol gösteren İşçi Dayanışması’na emek veren tüm dostlarımıza selam olsun.

n İstanbul/Bakırköy’den bir üniversite öğrencisi

İşçi Dayanışması gazetesini ilk okuduğumda gerçekten çok etkilenmiştim. UİD-DER’in etkinliklerine gidiyordum ama İşçi Dayanışması okumaya başladığımda kafam daha da netleşti. Başka arkadaşlarımla da okudum gazetemizi. Onların da ilk dikkatini çeken nokta, yazıların çok anlaşılır bir dille yazılmış olması oldu. İşçi gazetemizin biz öğrenciler için de çok büyük anlamı var. Öncelikle bize çok şey katıyor, sınıfımızın gerçekliğini öğrenmemizi sağlıyor. Ayrıca elbette bu öğrendiklerimizi başkalarına aktarmamıza da yardımcı oluyor.

n İstanbul/Pendik’ten işsiz bir işçi

UİD-DER’le ilk tanışmam taşeron işçi olduğum dönemdeydi. Beni rahatsız eden o kadar çok sorun vardı ki! Ama hep kendimi “tek başıma ne yapabilirim” düşüncesi içinde buluyordum. İşte bu dönemde UİD-DER ve İşçi Dayanışması’yla tanıştım. Benzer sorunlar yaşayan tek ben değildim. Kendimi yalnız ve çaresiz hissetmeme gerek olmadığını fark ettim. Sorunlarımı anlattığım ilk mektubum İşçi Dayanışması’nda yayınlanınca benzer sorunlar yaşayan tüm işçi kardeşlerimizin de sesi olduğumu hissettim. İşçi Dayanışması gazetesi 150. sayısında, geçmişte olduğu gibi gelecek sayılarında da işçi sınıfının şanlı ve onurlu mücadele örnekleri ile yolumuzu aydınlatmaya devam edecek…

n Ankara’dan bir işçi

150 sayı, 150 ay, 12 yılı aşan bir zaman demek. Neler gördük biz işçiler bu yıllar içinde. Bir yandan patronlar sınıfının dizginsiz saldırıları bir yandan da bu saldırılara karşı grevler, direnişler, gösteriler. Tüm bu yıllar içinde saldırılara nasıl göğüs gereceğimizi de İşçi Dayanışması’ndan öğrendik, işçilerin bu saldırılara karşı verdiği mücadeleleri de. İşçi Dayanışması bize kim olduğumuzu, dostumuzu, düşmanımızı, tarihimizi, işçiyi hor gören kapitalist düzen içinde onurumuzu nasıl koruyacağımızı öğretiyor. İşçi sınıfının mücadele geleneğini bugüne taşıyor, özgür yarınları kurmanın yollarını döşerken bize kılavuzluk yapıyor. İşçi sınıfı özgürleşene kadar İşçi Dayanışması’nı ve temsil ettiği mücadeleci ruhu daha da geniş işçi kitlelerine yaymak boynumuzun borcu olsun. İşçi Dayanışması’nın 150. sayısı kutlu olsun.

n İstanbul/Esenyurt ve Kıraç’tan bir grup işçi kadın

Öncelikle İşçi Dayanışması gazetesinin 150. sayısını canı gönülden kutluyoruz. Bizler fabrikada çalışan bir grup kadın işçiyiz. İşçiyiz ve sorunlarımız çok! Fakat sorunların olduğunu bilmek ayrı bir şey, bu sorunlarla nasıl mücadele edileceğini bilmek ayrı bir şey… Bizler sorunlarımızı nasıl ortadan kaldırırız diye kafa yorarken İşçi Dayanışması’ndan yardım alıyoruz. Çünkü bu işçi gazetesinde birikmiş deneyimler var. Uygulayacağımız veya esinleneceğimiz somut örnekler var. Her şeyden öte sorunlarımızı tek başına değil, örgütlü olursak aşabileceğimiz anlatılıyor. Biz işçi kadınlar gazetemizi çok seviyoruz. Onu okurken çok şey öğreniyoruz. Çevremizdeki işçi arkadaşlarımıza ulaştırıyoruz. İşçi Dayanışması’nı okuyalım ve okutalım.

n Kocaeli/Gebze’den petrokimya işçileri

Bizler Gebze’den kadın, erkek bir grup petrokimya işçisiyiz. Kimimiz henüz çok genciz ama işçiliği, sınıfımızı ve sınıf mücadelesini öğreniyoruz. Kimimiz ise yaşça büyük, geçmiş dönem işçi mücadelelerini hatırlıyor, özlemini duyuyoruz. Kadın-erkek, genç-yaşlı petrokimya işçileri olarak birçoğumuz gibi sınıfsız, sömürüsüz bir dünyaya ulaşmak istiyoruz. İşçi Dayanışması gazetesini bir yol gösterici, bir harita olarak görüyor, okuyor, okutuyoruz. Her ay düzenli şekilde yayınlanan İşçi Dayanışması’nı fabrikalarımıza, evlerimize ve işçi arkadaşlarımıza ulaştırıyoruz. İşçi Dayanışması umudu büyütüyor, sınıfımıza güç ve moral veriyor. Petrokimya işçileri olarak İşçi Dayanışması’nın 150. sayını selamlıyoruz.

n İstanbul/Beylikdüzü’nden sağlık işçileri

Şimdiye kadar bize unutturulmak istenen sınıfımızın mücadele, zafer ve yenilgilerle dolu tarihini İşçi Dayanışması’ndan öğrendik. İşçi Dayanışması biz genç işçilere rehber oluyor. UİD-DER, işçi sınıfının birliğini ve dayanışmasını güçlendiriyor, sömürüye karşı mücadeleyi kararlı ve sabırlı adımlarla gelecek kuşaklara aktarıyor. Biz de genç işçiler olarak bu mücadele geleneğine sahip çıkıyoruz. Tüm işçileri özgür ve eşit yarınlar için birlik olmaya, sınıf bilincini kuşanmaya ve örgütlü mücadeleye davet ediyoruz.  Yaşasın İşçilerin Uluslararası Mücadele Birliği!

n Kocaeli/Gebze’den bir grup emekçi kadın

Gebze’den emekçi kadınlar olarak İşçi Dayanışması’nın 150. sayısını sevinçle kutluyoruz. Gazetemizde yer alan Emekçi Kadın köşesini özenle takip ettiğimizi belirtmek istiyoruz. Bu sayfalarda kimi zaman tarihten bir mücadele deneyimini okuduk kimi zaman yaşadığımız sorunlar karşısında almamız gereken tutumları içselleştirdik. İşçi Dayanışması biz emekçi kadınların umudunu yitirmesine izin vermedi, mücadele azmimizi daima diri tuttu. Bu çağrıyı bizler de fabrikalarımızda, mahallelerimizde, sendikalarımızda, direniş alanlarında, emekçi kadın kardeşlerimizle paylaştık. Emekçi kadınlar olarak haksızlığa, ayrımcılığa, şiddete karşı mücadelemizi büyüttük. Emekçi kadınlar olarak çifte ezilmişlikten, sömürüden, şiddetten kurtulmak; savaşların, işsizliğin ve yoksulluğun geleceğimizi karartmasına engel olmak, hayatı yaşanılır kılmak için mücadelede öne çıkıyoruz. Bize umut ve güç veren İşçi Dayanışması’na yürekten teşekkür ediyoruz.

n İstanbul/Avcılar’dan bir grup genç işçi

Bu sömürü sistemi hayatın her alanına örülmüş koca bir örümcek ağı... Sınıfını bilmeyen, mücadele etmeyen, hakkını aramayan ve kendisini yalnız hissedenlerse maalesef tek tek bu ağa yapışıp yok oluyor. Bu düzene karşı birleşip mücadele edenlerse, beraberliğin verdiği güçle o ağı yırtıyorlar. Biz bu ağı yırtıp geçenleriz! Ve daha da büyüyecek örgütlü gücümüz, o ağın örülmesini sağlayanları tarihin çöp sepetine atacağız. Bize bu yolda rehber olan İşçi Dayanışması’na, ona emek veren herkese çok teşekkür ederiz. 150. sayımıza ve gelecek tüm yeni sayılara coşkuyla, inanç ve kararlılıkla “merhaba” diyoruz!

n İstanbul/Gazi Mahallesi’nden bir lise öğrencisi

“Sen ne anlarsın?”, “Sen daha çocuksun!” gibi ifadelerle evlerimizde bile bizlere söz hakkının verilmediği bir dünyada biz gençler için İşçi Dayanışması’nın anlamı büyük. Liseliler ya da üniversiteliler olarak hayatın içindeki sorunlardan muaf değilsek bizim de bir söz hakkımız olmalı. Belki hayatın yükünü tam olarak sırtlamadık henüz ama gelecek kaygımız var, evlerimizdeki geçim sıkıntısının da ortağıyız. Tüm bu sorunlar karşısında öfkemizi doğru yere yönlendiren, işçi sınıfının mücadelesinde saf tutmamızı bize çok iyi benimseten gazetemizin 150. sayısını kutluyoruz. Yaşasın İşçi Dayanışması!

n Londra’dan bir İşçi Dayanışması okuru

İşçi Dayanışması’nın ilk sayısına hepimiz yetişemesek de UİD-DER’in internet sitesindeki arşivinden bulup sayfalarını karıştıranımız çok olmuştur. O günlere şahit olanlarımız geçmişteki mücadele günlerini yâd etmiş, yola sonradan düşenlerimiz ise geçmişe bir yolculuğa çıkmıştır. Ancak şüphe yok ki hissettirdiği şey aynıdır: UİD-DER Yürüyor, Mücadele Büyüyor!

İlk sayının ilk sayfasında dünya işçi sınıfının ortak mücadele bayrağını dalgalandıran kadınlar, erkekler, gençler selamlıyor bizi... O günden bugüne, küçülen bir dünya, büyüyen bir işçi sınıfı var.

Londra’nın sokaklarında gezinirken sık sık rast geldiğiniz inşaat işçileri ya da şehri bir ağ gibi sarmalayan demiryolu hatlarında çalışan binlerce işçi ile İstanbul’un emekçi mahallelerinde yaşayıp, gri fabrikalarda gece gündüz çalışan işçilerin kaderi bugün ortak yazılıyor. Ve dünya işçi sınıfı kadınıyla, erkeğiyle, gençleriyle gittikçe ortaklaşan sorunlara ve acılara karşı aynı cevabı veriyor; MÜCADELE! İlk günden bu yana dünya işçi sınıfının sesini sayfalarına taşıyan İşçi Dayanışması, yalnızca Türkiye işçi sınıfının değil, dünyanın dört bir yanındaki işçi ve emekçilerin de kürsüsü olmayı başarabilmiştir. 150’yi onca emekle devirdin, daha nice sayıların olsun İşçi Dayanışması! Yaşasın İşçilerin Uluslararası Mücadele Birliği!

28 Eylül 2020

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • 1974’te Çinli bir çiftçi kuyu açmak için kazmasını toprağa vurduğunda, neredeyse 2200 senelik bir sır açığa çıktı. Toprak kazıldı ve binlerce kil heykel gün yüzüne çıktı. Bunlar gerçek insan boyutlarında, zırhlarını, silahlarını kuşanmış asker...
  • Aylardır tüm dünyada gündemi koronavirüs belirliyor. Bu virüsün insanlığın başına gelmiş en büyük felaket olduğu söyleniyor. Devletler, hükümetler, ulusal ve uluslararası sağlık kurumları önlem olarak maske, “sosyal mesafe” ve dezenfektan...
  • Patronlara teşvik ve vergi indirimleri getirirken, işçilerin kıdem tazminatının fiilen gasp edilmesini, esnek ve güvencesiz çalışmanın dayatılmasını içeren torba yasa sendikalar tarafından protesto edilmeye devam ediliyor. DİSK, işçiler için kabul...
  • İşçi Dayanışması gazetemizin 151. sayısının başyazısında biz okurlara bir davet var. Başyazı şiirle başlıyor: Sararmış kitaplarda kaldı yoksulluk/Geçim sıkıntısını yazmıyor şair/Yaşam bir sevinçtir şimdi/Umut doğuran sabahlara uyanıyor çocuklar/Neşe...
  • Kardeşlerim. Ben yıllardır organize sanayiye işçi taşıyan bir servis şoförüyüm. Organize Sanayi Bölgesi şehirden yaklaşık 25 kilometre uzaklıkta, işte bu yüzden sabahın erken saatlerinde yollara düşerim. Uykulu gözleri duraklarından bir bir toplar...
  • Türk-İş, kıdem tazminatının fiilen gaspını da içeren torba yasa teklifine karşı 27 Ekimde Türkiye genelinde eş zamanlı eylemler gerçekleştirdi. Ankara, Kocaeli, İzmir, Adana ve Diyarbakır gibi pek çok kentte yapılan eylemlere Türk-İş’e bağlı...
  • Ekonomi Bakanı, bir kez daha “Yeni Ekonomi Paketi” açıkladı. İşsizlik, ekonomik kriz, hayat pahalılığı, pandemiyi fırsata çeviren patronlar ve bunların emekçiler üzerinde yarattığı baskıyla ilgili tek olumlu madde çıkmadı paketten! İşçileri...
  • Patron biz işçileri adına kısa çalışma ödeneğine başvurdu. Kısa çalışma ödeneği çıkmadı. Patron ücretsiz izin ödeneğine başvurdu. Ücretsiz izin çıktı. 7 aydır ücretsiz izinde görünüyorum. Ama aslında çalışıyoruz.
  • Hak gasplarında sınır tanımayan patronlara, pandemi süreciyle beraber adeta gün doğdu. Ekonomik kriz kör bir kuyu gibi derinleştikçe işçi haklarına karşı saldırılar da o denli arttırılıyor. Ücretsiz izinler mi dersiniz, sigortasız çalıştırma mı...
  • Son yıllarda televizyonlarda yemekle ilgili programlar, yarışma programları artmış durumdadır. Kimisi her gün yayınlanan kimisi de belli günlerde yayınlanıp reyting rekorları kıran programlar haline gelmiş. Kimi büyük kanallarda yayınlanıyor kimi de...
  • Sendikalaşma haklarına ve iradelerine karşı yapılan saldırıya boyun eğmeyen HSK işçileri, fabrika önünde başlattıkları direnişi sürdürüyor. Direnişçi işçiler, 27 Ekimde şirketin Genel Müdürlüğü önünde basın açıklaması gerçekleştirdiler, kararlı...
  • İzmir Torbalı’da bulunan Oral Etiket Baskı Ambalaj fabrikasında Selüloz-İş Sendikasına üye olduğu için işten atılan 5 işçi direnişe başladı. Selüloz-İş Örgütlenme Uzmanı Aykut Günel, fabrikada sendikanın örgütlenme çalışması devam ederken işverenin...
  • Pazara gittim, çantam dolmadı, her şey ateş pahası deme… İç bir keyif çayı rahatla! Aylardır ücretsiz izindeyim, 39 lira yetmiyor, sakın ha deme... İç bir keyif çayı rahatla! Çocuk EBA’ya girememiş, Zoom’a mooma bağlanamamış… Öfkelenme, nasıl olsa...

UİD-DER Aylık Bülteni