Navigation

Buradasınız

Nitelikli Sağlık Hizmeti Yok, GSS Soygunu Devam Ediyor

Ekim 2015, İşçi Dayanışması No:91
2002 yılında tek başına iktidar olan AKP hükümeti, işçi ve emekçilere çok parlak vaatlerde bulunmuştu. Sağlık sisteminde köklü reformlar yapacağını, bu alandaki sıkıntıları gidereceğini, artık kimsenin hastanelerde kuyruk beklemeyeceğini, kötü muamelelere maruz kalmayacağını iddia etmişti.

2002 yılında tek başına iktidar olan AKP hükümeti, işçi ve emekçilere çok parlak vaatlerde bulunmuştu. Sağlık sisteminde köklü reformlar yapacağını, bu alandaki sıkıntıları gidereceğini, artık kimsenin hastanelerde kuyruk beklemeyeceğini, kötü muamelelere maruz kalmayacağını iddia etmişti. Sağlık sistemi o kadar sorunluydu ki, bu vaatler yoksul kitlelerin desteğini kazandı. Göze çarpan birkaç iyi uygulama bu desteği iyice arttırdı. Herkes geçmişe bakarak çok iyi sağlık hizmeti aldığını düşünmeye başladı. Oysa ilk zamanlar yapılanlar, ne kadar parlak görünse de sağlık hizmetini daha pahalı ve daha sorunlu hale getirmekten başka bir şey değildi.

AKP hükümeti iktidar olduğundan beri pek çok şey değişti biz işçilerin hayatında. Patronların temsilcisi olan AKP hükümetinin ilk icraatları, tıpkı kendinden önceki hükümetler gibi işçi haklarına saldırmak oldu. “Demokrasinin sınırlarını genişleteceğim, çalışma hayatını düzenleyeceğim” diyen AKP, işçileri daha büyük cenderelerin içine attı. Önce İş Kanununda yaptığı değişikliklerle esnek ve güvencesiz çalışmanın önünü açtı. Taşeronluk denen katmerli sömürüyü alabildiğine yaygınlaştırarak milyonlarca işçiyi kölelik koşullarında çalışmaya mahkûm etti. Patronlara tanıdığı kolaylıklar sayesinde üretimde ilerleme sağlandı, çalışma temposu iyice arttı. Hızlanan özelleştirmeler ve yükü işçilere yıkılan krizler nedeniyle işsizlik arttı. İşçi eylemleri gazla, copla bastırıldı. İş kazalarında ve iş cinayetlerinde eşi görülmedik artışlara neden oldu. Tüm bunlar işçilerin, yoksulların sağlığını iyice bozdu. AKP hükümeti, bunu da fırsata çevirdi ve “Sağlıkta Dönüşüm” projesini başlattı. Bu proje ile her muayene için katkı payı alınır oldu.

2012 yılında çıkardığı torba yasayla birlikte Genel Sağlık Sigortasını hayata geçiren AKP; yoksul emekçilerin, işçilerin belini daha da büktü. Sigortasız kimse kalmayacağını iddia eden AKP hükümeti; işsizleri, gençleri, yoksulları sağlık primi adı altında vergiye bağladı. Zaten işsiz olan, hiçbir sosyal güvencesi olmayan binlerce işçi-emekçi, GSS adı altında bir soyguna tâbi tutuluyor. Hiçbir geliri olmayan binlerce insan sağlık primi ödeme zorunluluğu ile karşı karşıya bırakıldı. Bu primleri ödeyemeyecek durumda olan insanlar devlete borçlu çıkarılmış durumda. Pek çoğu durumdan haberdar bile değil. Durumdan haberdar olanlarsa, borçları daha da artmasın diye Sosyal Güvenlik Kurumlarının yollarını tutmuş durumdalar. Öyle ki 4 bin liralık, 7 bin liralık borcu olan ve çaresizlik içinde bu borcu nasıl ödeyeceğini düşünen binlerce insan var.

Elbette herkesin sağlık sigortası olması, sağlık hizmetlerinden kolayca yararlanması gerekir. Ancak GSS soygununa maruz kalan insanların bu hizmetlerden yararlandığını söylemek çok zor. Çünkü primleri ödemek pek çok yoksul için neredeyse imkânsız!

Gelir tespiti yaptırdıktan sonra GSS’ye göre;

  • Aylık geliri, asgari ücretin üçte birinden asgari ücrete kadar olduğu tespit edilenler için, 357 lira x %12 = 42,84 lira,
  • Aylık geliri, asgari ücret ve asgari ücretin iki katına kadar olduğu tespit edilenler için, 1071 lira x %12 = 128,52 lira,
  • Aylık geliri, asgari ücretin iki katından fazla olduğu tespit edilenler için, 2142 lira x %12 = 257,04 lira prim ödeme zorunluluğu var. Ayrıca bu ödemeler asgari ücrete endeksli olduğu için de miktar Ocak ve Temmuz aylarında artıyor.

Yani işsiz ve sigortası olmayan birinin “ben hasta olduğum zaman hastaneye giderim ve o zaman parasını öderim. Neden her ay ben bu parayı ödeyeyim?” deme şansı yok. “Ücretim, gelirim prim ödememe elvermiyor” deme şansı yok. Yani ister hastaneye gidin ister gitmeyin devlet size “bu parayı bana ödeyeceksin” diyor.

Zaten yüklü vergiler veren emekçiler, bir de bu şekilde yolunuyorlar. Asgari ücretten kestikleri vergiler, aldığımız ekmekten, içtiğimiz sudan aldıkları vergiler yetmiyor bir de sağlık sigortası adı altında biz işçileri borç yükünün altına sokuyorlar. Sinekten yağ çıkarmanın peşinde olan AKP, “ekonomi büyüyor” diyor; ama bu büyüme işçilere yalnızca yoksulluk olarak geri dönüyor. Her insanın en temel hakkı olan ve ulaşması gereken sağlık hizmeti, kapitalist sömürü düzeninde sadece bir kâr kapısı olarak görülüyor. Sağlık hizmetlerinin herkese ulaşması için işçilerin, yoksul emekçilerin örgütlü mücadelesi şarttır.

Herkese Parasız, Nitelikli, Kolay Ulaşılabilir Sağlık Hizmeti!

28 Ekim 2015

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • ABD’nin Alabama eyaletinde Warrior Met şirketinin kömür madenlerinde çalışan 1100 maden işçisi greve çıktı. Amerika Birleşik Maden İşçileri Sendikası’na (UMWA) üye işçiler, talep ettikleri ücretin kabul edilmemesi karşısında 1 Nisanda iş bıraktı.
  • Gece-gündüz, salgın-hastalık demeden marketten evlere, restoranlardan işyerlerine her türlü ihtiyacı taşıyan kuryeler, motorlarını ve bisikletlerini bu kez adil bir ücret ve daha iyi çalışma koşulları için sürdü. Özellikle salgın sürecinde payına...
  • Üzgünüm çocuğum, üzgünüm./ Alamadığım oyuncaklara,/ Yaşayamadığın çocukluğa,/ Alışamadığın açlığa!/
  • Pandemiyi işçilerin haklarını gasp etmenin fırsatına çeviren patronların elindeki en kullanışlı silahın Kod 29 olduğunu sürecin başından beri vurguluyoruz. Zaman içinde emekçilerin gözünde teşhir olan Kod 29’a yönelik Aile, Çalışma ve Sosyal...
  • Pandemi süreci başladığından beri Kod 29 ile işten çıkarılan işçilerin sayısı 200 bini buldu. İşçi sınıfına karşı genel bir saldırıya dönüşen Kod 29’a karşı mücadele sürüyor. İstanbul’da PTT, Sinbo, Tur Assist ve Bayrampaşa Belediye işçileri,...
  • İnsan, toplumsal iletişim aracı olarak dil ve yazının yanı sıra sembollere de başvurur. Semboller duygu, düşünce ve hayalleri etkili şekilde anlatabilmenin, toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirmenin aracıdır. Döneme, coğrafyaya, kültüre göre...
  • AKP’li belediye yönetimi tarafından işten atılan İstanbul Bayrampaşa Belediye işçileri hakları için mücadele ediyor. Aralarında işyeri temsilcilerinin de bulunduğu pek çok işçi, 30 aydır gasp edilen toplu iş sözleşmesinden doğan haklarını talep...
  • Geçtiğimiz ay genç Sarah Everard isimli genç bir kadının bir polis tarafından kaçırılıp öldürülmesinden bu yana İngiltere’de polise, sağcı hükümete ve sisteme olan öfke giderek büyüyor. Haftalardır İngiltere’nin çeşitli kentlerinde eylemler ve...
  • Sendikalı oldukları için Kod 29 bildirimiyle tazminatsız işten atılan, aralarında PTT-Sen yöneticilerinin de olduğu işçiler, haklarını almak mücadelelerini sürdürüyor.
  • Emekçi kadınların ekmek ve gül mücadelesinin sembolü olan 8 Mart’ı geride bıraktık. “Emekçi Kadın: Direncin ve Değişimin Öyküsü” yayın akışımızın gösterdiği gibi; işçi sınıfı ve onun bir parçası olan emekçi kadınlar dirençleriyle, mücadeleleriyle...
  • Hayat, toplum, dünya, insan, her şey ve herkes bir değişim ve dönüşüm içinde. Değişim hayatın gerçeği, olmazsa olmazı. Oysa ne çok duyar ya da söyleriz şu cümleleri: “Hiçbir şeyin değişeceğine inanmıyorum”, “İnsanların değişeceğine inanmıyorum”, “...
  • İstanbul İşçi Sağlığı ve Güvenliği (İSİG) Meclisi, Türkiye’de 2013 ilâ 2020 yılları arasında gerçekleşen intiharlara ilişkin bir rapor yayınladı. Rapora göre son sekiz yılda en az 502 işçi ve emekçi intihar ederek hayatına son verdi. İSİG Meclisinin...
  • Siyasi iktidar geçtiğimiz yıl Nisan ayında, işçilerin yaşamını zehir eden sözde işten atma yasağıyla birlikte kısa çalışma ve ücretsiz izin uygulamasını başlatmıştı. Nisan 2020-Şubat 2021 tarihleri arasında 3 milyon 800 bin işçi Kısa Çalışma Ödeneği...

UİD-DER Aylık Bülteni