Navigation

Buradasınız

İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası İş Kazalarına Çare mi?

Ekim 2012, No: 55
İşçilerin ölmesini umursamayan AKP hükümeti, gelen baskı sonucu İş Sağlığı ve Güvenliği adıyla bir yasa çıkardı ve bu yasanın iş kazalarını önleyeceğini iddia etti. Yalnızca Eylül ayında 83 işçinin ölmesi de gösteriyor ki, bu yasa hiçbir işe yaramamıştır. Üstelik Haziran ayında Meclis’ten geçen yasa, altyapı eksikliği nedeniyle ağır ve tehlikeli işlerde 1 yıl, az tehlikeli işlerde ise ancak 2 yıl sonra yürürlüğe girecek.

İş kazaları durmuyor. Patronların kârları büyürken işçiler ölmeye ve sakat kalmaya devam ediyor. İşçilerin ölmesini umursamayan AKP hükümeti, gelen baskı sonucu İş Sağlığı ve Güvenliği adıyla bir yasa çıkardı ve bu yasanın iş kazalarını önleyeceğini iddia etti. Yalnızca Eylül ayında 83 işçinin ölmesi de gösteriyor ki, bu yasa hiçbir işe yaramamıştır. Üstelik Haziran ayında Meclis’ten geçen yasa, altyapı eksikliği nedeniyle ağır ve tehlikeli işlerde 1 yıl, az tehlikeli işlerde ise ancak 2 yıl sonra yürürlüğe girecek.

Sendikaların ve demokratik kitle örgütlerinin fikri alınmadan, ILO ve Avrupa Birliği standartlarına uyum gerekçesiyle hayata geçirilen bu yasa, giderek artan iş kazaları ve meslek hastalıklarına çare olmaktan çok uzaktır. Yasanın adının “işçi” değil de, “iş” güvenliği yasası olması da AKP’nin işçilere önem vermediğinin bir göstergesidir.  Yasa tam olarak yürürlüğe girdikten sonra istisnasız tüm işyerleri İş Sağlığı ve Güvenliği yasasına uymakla yükümlü olacaklar. Lakin belirtmek gerekir ki, eski yönetmeliğe göre kapsayıcılığı genişlemiş olsa da, yeni yasa yüz binlerce işçiyi kapsam dışına atmaktadır. Meselâ, afet ve acil durum birimlerinde ve ev hizmetlerinde çalışanlar yasa kapsamına alınmamıştır.

Resmi rakamlara göre Türkiye’de her yıl yaklaşık 77 bin iş kazası gerçekleşiyor. Her ay ortalama 100 işçi, iş kazalarında hayatını kaybetmekte ve yüzlercesi sakatlanmaktadır.  Meslek hastalıkları ise tam olarak tespit bile edilememektedir. Bu nedenle iş kazalarını ve meslek hastalıklarını engelleyecek yasal düzenlemeler şüphesiz son derece gereklidir. Ancak devlet ve AKP hükümeti yeni yasa ile sorumluluğu üzerinden atmakta, işyerinde gerçekleşecek iş kazalarının ve meslek hastalıklarının sorumluluğunu işçi temsilcilerine ve iş güvenliği uzmanlarına yıkmaktadır.

Kanuna göre patronlar, işçilerin işle ilgili sağlık ve güvenlik tedbirlerini alacak, tedbirlere uyulup uyulmadığını denetleyecekler. 10 ve üzeri işçi çalıştıran işyerleri iş güvenliği uzmanları çalıştırmak, bu hizmeti veren şirketlerden yardım almak zorunda olacaklar. Çalıştıracakları uzman sayısı işkolunun tehlike derecesine ve işçi sayısına göre belirlenecek. 50 ve daha fazla çalışanın bulunduğu ve altı aydan fazla süren sürekli işlerin yapıldığı işyerlerinde ise işveren, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili çalışmalarda bulunmak üzere bir kurul oluşturacak.

Bu kurulda işveren ya da temsilcisi, işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ve işçi temsilcileri yer alacak. Yasa patronları, işçilerin kendi temsilcilerini seçmelerini sağlamakla yükümlü kılıyor. Eğer patron, işçilerin söz konusu kurula temsilci seçmesini sağlamazsa ceza alacakmış: Tam 200 lira! Yani açıkça işçilerle alay ediliyor. İşçilerin kendi bağımsız kararlarını alamayacağı, patronun bu kurula istediği kişileri alacağı, 200 lira cezanın bir yaptırım gücü olmayacağı yeterince açıktır. Diğer taraftan, işten atılma kaygısı duyacak ve bağımsız olamayacak olan iş güvenliği uzmanının, patronunun denetiminden çıkmayacağı da bellidir. Tümüyle patronların denetimine girecek olan İş Sağlığı ve Güvenliği Kurullarına, patronlara maliyet oluşturacak gerekli iş güvenliği önlemlerini aldırmak mümkün olmayacaktır. Hadi diyelim ki kurul gerekli kararları aldı; bu kurulun patron üzerinde hiçbir yaptırım gücü olmayacağı için patron istediği gibi hareket edebilecektir.

Yasaya göre ciddi ve yakın tehlike ile karşı karşıya kalan işçiler, İş Sağlığı ve Güvenliği Kuruluna veya işverene başvurarak durumun tespit edilmesini ve gerekli tedbirlerin alınmasını talep edebilecek. Ancak bunun kâğıt üzerinde kalacağı açıktır. İşçileri eski ve bozuk makinelerde, tedbir almadan çalıştıranlar zaten patronlar değil mi? Onlar mı üretimi durdurup tedbir aldıracaklar? İşyerindeki bina ve eklentilerde, çalışanlar için hayati tehlike oluşturan bir husus tespit edildiğindeyse, bu tehlike giderilinceye kadar, işyerinin bir bölümünde veya tamamında iş durdurulabilecek. Ancak işsizliğin, taşeron ve esnek çalışmanın alabildiğine yaygınlaştığı günümüzde işçilerin bu haklarını kullanmaları imkânsızdır! Yani işçiye iş kazası geçirme ya da işsiz kalma özgürlüğü tanınıyor!

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kurullarının denetimi kesinlikle işçilere verilmelidir. Bu kurulda yer alan işçi temsilcilerinin işten atılması yasaklanmalıdır. İşyeri hekimlerinin ve iş güvenliği uzmanlarının, patronların baskısı altında kalmaması için ücretlerini üye oldukları meslek örgütleri ödemelidir. İşçilerin denetimine verilen İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kurullarının karar alma, patronlara uygulatma yetkisi olmalıdır. Bu kararları uygulamayan patronlara ağır cezalar verilmelidir. Ayrıca işçilerin, topluca üretimi durdurma ve gerekli güvenlik önlemleri alınana kadar çalışmama hakkı olmalıdır.

15 Ekim 2012

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Bugün 4 Aralık Dünya Madenciler Günü. İş cinayetlerinin en çok meydana geldiği işkollarından biridir madencilik. Dünyada bir defada yüzlerce işçinin hayatını kaybettiği çok sayıda madenci katliamı gerçekleştir. Madenlerde iş güvenliği önlemlerinin...
  • 2020 yılında geçerli olacak asgari ücreti belirlemek üzere Asgari Ücret Tespit Komisyonu ilk toplantısını Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın başkanlığında gerçekleştirdi. Komisyon, patron örgütleri adına 5 temsilci, devlet adına 5...
  • İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, 8 Aralık Pazar günü Bakırköy Pazar Alanında bir miting düzenleyeceğini açıkladı. İstanbul Tabip Odasındaki basın toplantısı; “Yoksulluk… İşsizlik… Pahallılık… Enflasyon… Zamlar… Vergiler… Savaş… Bütçe…...
  • 24 Kasımda “kaza” denilen bir iş cinayeti gerçekleşti. Beylikdüzü Ambarlı Limanında bulunan ve uluslararası kargo taşımacılığı yapan bir işletmede, iş makinesi altında kalan Metin Delibaş adlı işçi, yaşamını yitirdi. Olay vardiya değişimi sırasında...
  • İşçilerin çalışma ve yaşam koşulları her geçen gün zorlaşıyor. Uzun çalışma saatleri, esnek çalışma, iş kazaları ve iş cinayetleri hayatın birer parçası haline geldi. Zaten kuş kadar olan ücretlerimiz gerçek enflasyon karşısında eriyip gidiyor. Ayın...
  • 11 Kasımda Tarım ve Orman Bakanlığı 11 milyon fidan diktiğini açıkladı. Öncesinde telefonlarımıza gelen mesajlarla, yayılan reklamlarla herkes çevreye bir katkıda bulunmaya, “geleceğe fidan dikmeye” davet edildi. Herkes çevre konusunda duyarlı...
  • Dünyanın birçok yerinde patlak veren protesto dalgasının son adresi Kolombiya olmuştu. Kolombiyalı işçi ve emekçiler devlet başkanı “Duque’nin büyük paketi” olarak adlandırdıkları saldırı paketine karşı 21 Kasımda genel greve çıktılar. Elbette ki bu...
  • Finlandiya’da geçtiğimiz Eylül ayında, devlete ait posta hizmetleri veren Posti şirketi önemli bir hak gaspı hazırlığı içindeydi. Şirket, “tasarruf” gerekçesiyle paket yükleme ve boşaltma işinde çalışan yaklaşık 700 işçinin ücretinde kesinti yapma...
  • “Tutturmuş bir EYT, erken emeklilik. İskandinav ülkelerinin hepsi bu sistemle battı. Bizim ülkenin başına da bu erken emekliliği dolayanlar bunun bedelini ödediler. … SGK sistemimizin çökmesini istemelerinin tek sebebi kaos ortamından kendilerine...
  • Kocaeli’nin Darıca ilçesinde bulunan VIP Tekstil’de, kötü çalışma koşullarına, düşük ücretlere ve baskılara karşı sendikalaşma hakkını kullanan ve DERİTEKS’e üye olan işçiler üzerindeki baskılar devam ediyor. Sendika üyesi işçilerin e-devlet...
  • Esenyurt’ta bulunan bir tekstil firmasından tazminatı verilmeden atılan Reyhan Kara adlı kadın işçi, işyeri önünde basın açıklaması yaptığı sırada patronun taşlı saldırısına uğradı. İşten çıkarılan Reyhan Kara, saldırı sırasında başına taş isabet...
  • İşçi sınıfının alım gücü ve reel ücretler düşerken, çarşı-pazardaki temel ihtiyaçların fiyatları günden güne artmaya devam ediyor. Elektrik, su ve doğalgaza yapılan zam oranları yüzde 50’leri aşmış durumda. Bu artışlarda TÜİK’in düşük gösterdiği...
  • Çocukluğumuzdan bu yana dinlediğimiz La Fontain’in “Aptal Karga ve Kurnaz Tilki” hikâyesiyle, karganın “kuş beyinli” bir aptal, tilkininse kurnaz, kıvrak zekâlı olduğuna inandırıldık. Peki, sersemliğiyle, çirkinliğiyle, bet sesiyle bildiğimiz o...