Navigation

Buradasınız

İşçilerin Sordukları/50

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 102

İş Kanununun 18. maddesine göre işten haksız bir şekilde atılan işçiler, işe iade davası açma hakkına sahipler. Bu madde işçinin hangi koşullarda işe iade davası açabileceğini düzenliyor: “30 veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az 6 aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.” İşçi işe iade davasını işten çıkarılmasının ardından bir aylık süre içerisinde açmalıdır. İşçiye kıdem, ihbar ve varsa diğer alacakları ödense dahi işçi davayı açabilir. Davayı kazanan işçi, mahkeme kararının kendisine bildirilmesinden itibaren 10 işgünü içinde işe başlamak için işyerine başvurmalıdır. Patron tarafından işe iadesi kabul edilmeyen işçinin tazminatı şu an var olan uygulamaya göre aşağıdaki durumlara göre hesaplanır.

İşe iade davasını kazanan işçinin boşta geçen süre için ücreti nasıl ve neye göre hesaplanır?

İşçinin dava süresince boşta geçen 4 aylık ücreti işçi sanki işyerinde çalışıyormuş gibi net ücreti üzerinden hesaplanır. Net ücret işçinin işe başlatılmadığı tarihteki ücret dikkate alınarak belirlenir. Bunun nedeni 4 aylık sürede eğer işyerinde zam yapılmışsa bu zammın işçinin ücretine yansıtılmasının sağlanmasıdır. Bu ücret hesaplanırken işçinin aldığı ikramiye, gıda yardımı, yol yardımı, yakacak yardımı ve servis gibi parasal haklar da dâhil edilir. Ayrıca boşta geçen 4 aylık süre işçinin kıdeminden sayıldığı için, söz konusu süre geçmişe dönük olarak SGK’ya bildirilmeli ve gerekli prim ödemeleri de yapılmalıdır.

4 aylık süre işçinin yıllık iznini, kıdem ve ihbar tazminatını da etkiler mi?

4 aylık süre işçinin yıllık iznini, ihbar ve kıdem tazminatını da etkilemektedir. İhbar ve kıdem tazminatı dava öncesinde işçiye ödenmiş olsa bile işçi, davayı kazandığında bu 4 aylık sürede işe başlatılmadığı tarihteki ücreti dikkate alınarak hesap edilir ve ortaya çıkan ihbar ve kıdem tazminatı ücret farkı işçiye ödenir. Eğer 4 aylık süre eklendiğinde yeni bir ihbar süresi hakkı ortaya çıkarsa bu süre üzerinden tazminatı ödenir. Eklenen bu 4 aylık süreyle birlikte işçi, yeni bir yıllık izne hak kazanıyorsa ya da kullandığı yıllık izin süresi artıyorsa bu izinlerin ücreti de işçiye işe başlatılmadığı tarihteki ücreti baz alınarak hesaplanıp ödenir.

İşe iade davasını kazanan işçinin işe alınmaması halinde hak ettiği tazminat nasıl ve neye göre hesaplanır?

Patron, işçinin işe iadesini kabul etmemesi durumunda en az 4 aylık en çok da 8 aylık tazminat ödemek zorundadır. Bu miktar sendikal faaliyet nedeniyle çıkarılan işçiler için 12 aylık olarak ödenmektedir. İşçinin işe kabul edilmemesi durumunda hesaplanacak olan tazminat yine işçinin işe başlatılmadığı tarihteki ücreti dikkate alınarak (emsal işçinin ücreti olarak da geçer) hesaplanır. Bu ücretten sadece damga vergisi alınır. Geriye kalan tazminat ücreti işçiye ödenir.

Genelde açılan işe iade davalarının ne zaman sonuçlanacağı belli olmuyor. Açtığımız işe iade davası 2 yıl sonra da sonuçlanabilir. Bu durumda 2 yıl sonra da alacağımız ücret ve tazminat hakları yine boşta geçen süre tazminatı (4 ay) ve işe başlatmama tazminatı kadardır. İş Kanununda işçilerin açtıkları işe iade davalarının 2 ay içerisinde sonuçlandırılacağı, temyize giderse de 1 ay içerisinde karara bağlanacağı belirlenmiştir. Fakat davalar genellikle yasada belirtilen bu süre içerisinde sonuçlanmıyor. İşçiler uzun süren davalar nedeniyle mağdur oluyor.

İş mahkemelerinde yeni arabuluculuk düzenlemesiyle mevcut durum değişecek

Yukarıda belirttiğimiz gibi iş mahkemeleriyle ilgili mevcut durumda işçi, işe iade davasını kazandığında hak ettiği bütün alacaklarını işe başlatılmadığı tarihteki ücret üzerinden alabiliyor. Fakat iş mahkemelerinde yapılan değişiklikle birlikte bu durum ortadan kalkacak. Arabuluculuk uygulamasıyla birlikte işçinin bütün alacakları işçinin işten çıkarıldığı tarih baz alınarak hesaplanacak. Bir kez daha işçiler hak gasplarıyla karşı karşıya bırakılacak.

29 Eylül 2016

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Pandemiyi işçilerin haklarını gasp etmenin fırsatına çeviren patronların elindeki en kullanışlı silahın Kod 29 olduğunu sürecin başından beri vurguluyoruz. Zaman içinde emekçilerin gözünde teşhir olan Kod 29’a yönelik Aile, Çalışma ve Sosyal...
  • Pandemi süreci başladığından beri Kod 29 ile işten çıkarılan işçilerin sayısı 200 bini buldu. İşçi sınıfına karşı genel bir saldırıya dönüşen Kod 29’a karşı mücadele sürüyor. İstanbul’da PTT, Sinbo, Tur Assist ve Bayrampaşa Belediye işçileri,...
  • İnsan, toplumsal iletişim aracı olarak dil ve yazının yanı sıra sembollere de başvurur. Semboller duygu, düşünce ve hayalleri etkili şekilde anlatabilmenin, toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirmenin aracıdır. Döneme, coğrafyaya, kültüre göre...
  • AKP’li belediye yönetimi tarafından işten atılan İstanbul Bayrampaşa Belediye işçileri hakları için mücadele ediyor. Aralarında işyeri temsilcilerinin de bulunduğu pek çok işçi, 30 aydır gasp edilen toplu iş sözleşmesinden doğan haklarını talep...
  • Geçtiğimiz ay genç Sarah Everard isimli genç bir kadının bir polis tarafından kaçırılıp öldürülmesinden bu yana İngiltere’de polise, sağcı hükümete ve sisteme olan öfke giderek büyüyor. Haftalardır İngiltere’nin çeşitli kentlerinde eylemler ve...
  • Sendikalı oldukları için Kod 29 bildirimiyle tazminatsız işten atılan, aralarında PTT-Sen yöneticilerinin de olduğu işçiler, haklarını almak mücadelelerini sürdürüyor.
  • Emekçi kadınların ekmek ve gül mücadelesinin sembolü olan 8 Mart’ı geride bıraktık. “Emekçi Kadın: Direncin ve Değişimin Öyküsü” yayın akışımızın gösterdiği gibi; işçi sınıfı ve onun bir parçası olan emekçi kadınlar dirençleriyle, mücadeleleriyle...
  • Hayat, toplum, dünya, insan, her şey ve herkes bir değişim ve dönüşüm içinde. Değişim hayatın gerçeği, olmazsa olmazı. Oysa ne çok duyar ya da söyleriz şu cümleleri: “Hiçbir şeyin değişeceğine inanmıyorum”, “İnsanların değişeceğine inanmıyorum”, “...
  • İstanbul İşçi Sağlığı ve Güvenliği (İSİG) Meclisi, Türkiye’de 2013 ilâ 2020 yılları arasında gerçekleşen intiharlara ilişkin bir rapor yayınladı. Rapora göre son sekiz yılda en az 502 işçi ve emekçi intihar ederek hayatına son verdi. İSİG Meclisinin...
  • Siyasi iktidar geçtiğimiz yıl Nisan ayında, işçilerin yaşamını zehir eden sözde işten atma yasağıyla birlikte kısa çalışma ve ücretsiz izin uygulamasını başlatmıştı. Nisan 2020-Şubat 2021 tarihleri arasında 3 milyon 800 bin işçi Kısa Çalışma Ödeneği...
  • 30 yaşında üniversite mezunu bir işsiz kadın arkadaşımız KPSS’den barajın üstünde puan aldıktan sonra devlet memurluğuna başvuru için klavye kursuna gidiyor. Anlattıkları milyonlarca gencin hikâyesi. Bin bir hayalle üniversiteden mezun olduktan...
  • Fırat Eroğlu henüz 17 yaşındaydı, uzun kirpikleri, kara gözleriyle şirin mi şirin bir delikanlıydı. Motokurye olarak çalışıyordu. Ne yazık ki her gün iş kazalarında yaşamını yitiren onlarca işçiden biri oldu gençliğinin baharında. UİD-DER’li...
  • Kapitalistler sadece çeşit çeşit mallar, ürünler satmaz, olağanüstü başarı hikâyeleri de satarlar. Amazon, Microsoft, Disney, Apple, Tesla… Ya da yerli hikâyeler? Sabancı, Zorlu Holding veya Acun Medya… İmkânsızlıklardan doğan bu başarı...

UİD-DER Aylık Bülteni