Navigation

Buradasınız

İşçilerin Sordukları / 35

Nisan 2015, No:85

167 ve 176 Sayılı ILO Sözleşmeleri Ne İçeriyor?

2014’te 1886 işçi iş cinayetlerine kurban gitti. Bunların 423’ü inşaatlarda, 386’sı ise maden ocaklarında katledildi. Soma’da, Ermenek’te ve Torunlar İnşaat’ta art arda işçi katliamları meydana geldi. Bunun üzerine inşaat ve madenlerle ilgili, Türkiye tarafından uzun süredir imzalanmayan ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü) sözleşmeleri gündeme geldi. Patronlar sınıfı ve onların temsilcisi AKP hükümeti bu katliamlardan sonra toplumda oluşan tepkiyi gidermek için şimdiye kadar imzalanmayan ILO sözleşmelerini imzalamak zorunda kaldı. 167 Sayılı İnşaat İşlerinde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi ve 176 Sayılı Maden İşyerlerinde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi Aralık ayının başlarında Meclis’te onaylandı. Bu iki sözleşme inşaatlarda ve madenlerde işçilerin sağlığının ve güvenliğinin korunması için uluslararası standartları içeriyor.

167 sayılı sözleşmede inşaatlarda patronların uyması gereken uluslararası standartlardan bazıları şu şekilde yer alıyor: İşçilerin sağlığına ve güvenliğine yönelik önlemler inşaat projesi hazırlanırken dikkate alınacak, işçiler sağlıklarıyla ve güvenlikleriyle ilgili görüş ve önerilerini açıklama hak ve yükümlülüğüne sahip olacak, patron olası tehlike durumunda derhal faaliyeti durdurma ve tahliye ile yükümlü olacak, iskeleler, merdivenler, kaldırma aletleri, taşıma ekipmanları ve diğer aletlere yönelik sözleşmede belirtilen standartları sağlayacak, her inşaat alanında yeteri miktarda içme suyu, tuvalet, yıkanma tesisi, yemek ve barınak yerleri bulundurulması zorunlu olacak, sözleşme hükümlerinin fiilen uygulanmasını sağlamak amacıyla devlet, caydırıcı ceza ve önlemler uygulayacak, denetimi sağlayacak…

176 sayılı ILO sözleşmesine göre ise patronların madenlerde uyması gereken standartlardan bazıları şöyle: İşveren, işçiler için yeterli kurtarıcı solunum cihazlarını sağlayacak ve bunların düzenli olarak bakımlarını yaptıracak, yeterli sayıda tuvalet ve yıkanmak, kıyafet değiştirmek ve yemek için yeterli tesisleri sağlayacak, bunların hijyenik koşullarda olmasını sağlayacak. Ayrıca işveren işçilerin fiziksel, kimyasal ve biyolojik tehlikelere maruz kalmamaları için doğacak riskleri ortadan kaldırmak veya en aza indirmek için gerekli önlemleri alacak ve kendilerine ücretsiz uygun koruma donanımı, gerekli giysileri ve diğer olanakları sunacak, işçilere işle ilgili yeterli eğitimleri ücretsiz verecek, her vardiya süresince uygun gözetim ve denetimin yapılmasını, yeraltında bulunan işçilerin tümünün isimleri ile bulundukları muhtemel mahallin doğru olarak bilinmesini sağlayacak sistemi oluşturacak, madende çalışanların düzenli sağlık kontrollerini yaptıracak…

Maden işçileri için hayati önem taşıyan yaşam odaları için açık bir hüküm bulunmuyor. İlgili 9. maddede “işçilerin sağlığı ve güvenliği açısından ciddi bir tehlike ortaya çıktığında faaliyetlerin durdurulmasının ve işçilerin bir yere tahliye edilmesinin sağlanması” şeklinde yer alıyor. Soma’da 301 işçi yaşam odası olmadığı için hayatlarını kaybetti.

Alınması gereken işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri ve bunlara uymayan patronlar ile ilgili yaptırımlar İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda, İş Kanunu’nda ve inşaat ve madenler için çıkarılmış olan yönetmeliklerde de yer alıyor. ILO’nun tek farkı uluslararası standartlarda alınması ve uyulması gereken asgari kuralları içermesidir. Kaldı ki ILO da işçi, patron ve devlet temsilcilerinden oluşan bir örgüttür ve ILO sözleşmeleri sadece işçilerin talepleriyle değil, üç tarafın müzakere ederek, uzlaşmaya çalıştıkları bir sürecin ürünü olarak ortaya çıkmaktadır. Güçlü olan taraf kendi talebini kabul ettiriyor. Yani ILO sözleşmelerini sadece işçileri koruyan sözleşmeler olarak görmememiz gerekiyor. Ayrıca ILO, sözleşme kurallarını ağır biçimde ihlal eden devletlere ve patronlara zorlayıcı ve ciddi yaptırımlar getirmiyor. Sözleşmeye uymayan devletleri raporlarla tespit ediyor, eksikliklerini teşhir etmekle yetiniyor.

Yani işçilerin denetiminde olmayan hiçbir kanun ve sözleşme işçilerin yararı, sağlığı ve güvenliği için işlemiyor. 1865’ten günümüze kadar işçi sağlığı ve güvenliğiyle ilgili 36 yönetmelik ve 4 kanun çıkarılmış ama sonuç yine değişmiyor: Patronlar önlemleri maliyetli buldukları için almıyor ve işçiler yine iş kazalarında ölmeye, yaralanmaya devam ediyor. İşçilerin sağlığını ve güvenliğini koruması gereken önlemler sözleşmelerde, kanunlarda ve yönetmeliklerde kalıyor. Denetimleri ve önlemleri patronlar sınıfı kendiliğinden almazlar. Onlara, hayatımızı koruyacak olan sağlık ve güvenlik önlemlerini aldıracak ve denetimlerini yaptıracak olan bizlerin örgütlü mücadelesidir.

15 Nisan 2015

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Kocaeli’nin Darıca ilçesinde yer alan VIP Tekstil’de sendikalaşmak istedikleri için işten atılan işçilerin, 27 Kasımda işyeri önünde başlattıkları direniş devam ediyor. İzmir Gaziemir Serbest Bölgede üretim yapan Sf Trade Tekstil’de...
  • İş Hukukunda Zorunlu Arabuluculuk 1 Ocak 2018’den bu yana uygulanıyor. Zorunlu arabuluculuk, iş mahkemelerinin yükünü ve birikmiş dava dosyalarını azaltacağı, işçilerin alacaklarını çok daha kısa sürede alacağı propagandasıyla pazarlandı. İşveren...
  • Kardeşler, SGK soyuluyor. Nasıl mı? 2012 yılında yeni bir online sisteme (MEDULA) geçiş yapılmıştı. Bu sistemle birlikte sağlık hizmetlerinin devlet tarafından elektronik ortamda izlenebileceğini söyleyen yetkililer, soygun düzeninin tamamen...
  • Metal işkolundaki grup toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin taraflarından biri olan DİSK/Birleşik Metal-İş Sendikası, kamuoyuyla bir araştırma paylaştı. 5 Şubatta çıkacağı greve hazırlanan sendikanın “Metal İşçisinin Gerçeği” başlıklı araştırmasında,...
  • Türk Metal Sendikası, Bursa’da ve Gebze’de üretim yapan Akwel otomotiv’de örgütlenme çalışmasıyla çoğunluğu sağladı. Ancak işçilerin sendikalaşma hakkını tanımayan Akwel patronu, işten atma saldırısına girişti. 13 Aralıkta 2 işçiyi işten çıkarttı....
  • Mutsuzluk, yalnızlık, karamsarlık ve geleceğe dair umutsuzluk! Gençlik yılları insanın en güzel çağı olmalıyken, sermaye düzeni yüzünden en kâbus dolu yıllar olarak geçiyor. Geleceğe dair kurduğumuz hayallerimiz birer birer sönüyor. Bu tablo tabii...
  • 3 yıllık sözleşme, esnek çalışma ve sefalet ücreti gibi dayatmalarında ısrar eden metal patronlarının örgütü MESS, Birleşik Metal-İş ve Türk Metal’in grev kararının ardından lokavt ilan etti. MESS gerçek enflasyonun yüzde 30’ların üzerinde...
  • Geçtiğimiz günlerde MESS Genel Sekreteri Özgür Barut, bir TV kanalında metal sözleşmesine dair açıklamalarda bulunmuştu. Bu “açıklamalarda” çarpıtma ve manipülasyon arşa çıktı. Hazırlanan sorular ve buna verilen cevaplarla patronlarımızın ne kadar...
  • Gebze Organize Sanayi Bölgesinde bulunan 2 fabrikasında iş makinelerinde kullanılan endüstriyel hortumlar üreten Trelleborg’da işçilerin grevi 44. gününde kazanımla sonuçlandı. Petrol-İş Sendikasının örgütlü olduğu Trelleborg fabrikalarında grev, 10...
  • “Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler!” Hemen hemen herkesin bildiği bu sözleri, Fransa kraliçesi Marie Antoinette söylemiştir. Halk ekmek bulamayıp açlık ve yoksulluktan kırılırken, kral ve soylular saraylarda vur patlasın, çal oynasın bir yaşam...
  • İngiltere merkezli uluslararası yardım kuruluşu Oxfam, servet ile sefalet arasındaki derin uçurumu gözler önüne seren bir rapor açıkladı. Oxfam raporunda ironik bir dille şu çarpıcı ifadeler yer alıyor: “Eğer herkes 100 dolarlık banknotlardan oluşan...
  • Merhaba dostlar! Metal işçisi kadınlar ve işçi eşleri olarak yazıyoruz bu satırları sizlere. Farklı şehirlerde, metale, demire şekil veren 130 binden fazla işçiyi ilgilendiren toplu iş sözleşmesini bizler de yakından takip ediyoruz. Kimimiz...
  • Birleşik Metal-İş üyesi binlerce işçi, 19 Ocakta Gebze’de MESS dayatmalarına karşı coşkulu bir miting gerçekleştirdi. Saat 11.00’de Gebze Trafo Meydanı’nda toplanan metal işçileri, “Metal işçisinin sabrı taştı! Çocuklarımız için grev! Haklarımız...