Navigation

Buradasınız

Metalde Tıkanıklık Nasıl Aşılır?

Nisan 2013, No:61

MESS’in TİS görüşmelerindeki teklifinde işçiler için yine düşük ücret, esnek çalışma, taşeronlaşma, ikramiyelerin kırpılması, telafi çalışması gibi saldırılar var. Tüm bunlar işçilere kölelik koşullarını dayatmaktan başka bir şey değildir.


Metal patronlarının örgütü Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası MESS’e bağlı işyerlerinde, 100 bin işçiyi ilgilendiren 2012-2014 Grup Toplu İş Sözleşmesi süreci uyuşmazlık aşamasına geldi. Birleşik Metal-İş, Türk Metal ve Çelik-İş sendikalarına üye işçiler, MESS’in önerdiği zam miktarına tepki gösteriyorlar ve eylemler düzenliyorlar.

MESS’in TİS görüşmelerindeki teklifinde işçiler için yine düşük ücret, esnek çalışma, taşeronlaşma, ikramiyelerin kırpılması, telafi çalışması gibi saldırılar var. Tüm bunlar işçilere kölelik koşullarını dayatmaktan başka bir şey değildir. MESS patronları, utanmadan “işçileri enflasyona ezdirmeyeceğiz” diyorlar, ama %4,6 oranında zam önermekten de geri durmuyorlar.

MESS’in dayatmaları karşısında sendikalar kendi tekliflerini açıkladılar. Metal patronlarıyla işbirliği yapan ve işçileri bezdiren Türk Metal, hazırladığı taslakla övünüyor: “31 Ağustos 2012 tarihinde saat ücretleri 5,50 ve üstünde olan üyelerimizin saat ücretlerine yüzde 18 zam istiyoruz. Böylelikle genel ortalamada ücretlere aylık net 229 lira bir artış istiyoruz. İkinci altı ayda enflasyon, üçüncü altı ayda ise enflasyon artı 2 puan, son 6 ayda ise enflasyon oranında saat ücretlerine zam yapılacak.”

İşçilerin öfkesi ve basıncı altında kalan Türk Metal, MESS’e karşı mücadele verdiğini iddia ediyor, 38 bölgede eylem gerçekleştirmekle övünüyor. Ancak talep ettiği zammı elde etse bile bu, işçilerin koşullarında gözle görünür bir düzelme yaratmayacak. Diyelim ki 1000 lira ücret alan bir işçinin ücreti 200 lira zamlandı, işçinin yaşamında olumlu anlamda nasıl bir değişiklik olacak? Bu ücrete mahkûm olan işçi, açlık sınırında ücret almaya devam edecek ve yoksulluk sınırına bile yaklaşamayacak. Türk Metal, talepleri karşılanmazsa üretimi durduracağını söylemektedir. Sözünde ne kadar duracağını göreceğiz. Ancak Türk Metal bürokrasisinin, tabandaki huzursuzluğu ve öfkeyi yatıştırmak amacıyla böyle konuştuğunu, ayrıca Türk-İş yönetimine oynadığı için bu tür sözler ettiğini de biliyoruz.

Birleşik Metal-İş’in hazırladığı taslakta ise toplam zam oranı yüzde 19’a denk geliyor. Taslakta ayrıca haftada 5 gün, günde 7,5 saatten 37,5 saatlik bir iş haftası talep ediliyor. Cumartesi ve Pazar günlerinin hafta tatili olması ve ücretlerin 45 saatlik çalışma haftası üzerinden hesaplanması, yıllık izin sürelerinin arttırılması isteniyor. Ayrıca çay ve yemek molası gibi ara dinlenmelerin çalışma süresinden sayılması, tüm mazeret izinlerinin süresinin uzatılması, vergi dilim artışlarını işverenin üstlenmesi ve sözleşmede kıdem tazminatına ilişkin İş Yasasına yönelik yapılan atıfların kaldırılması talepleri de var. Tüm bunlar, Türk Metal’in taleplerini fazlasıyla aşmaktadır ve uğruna mücadele edilmesi gereken taleplerdir. Türk Metal’in tasarısında çalışma saatlerine, yıllık izinlere, esnek çalışmaya, ağır iş koşullarına yönelik hiçbir madde yoktur.

Birleşik Metal-İş sözleşme sürecinde 63 maddede uyuşmazlık tutulduğunu ifade ederek, bütün metal işçilerini kendi teklifi altında ortak mücadele etmeye çağırdı. BMİS, örgütlü olduğu fabrikalarda yeniden Cuma yürüyüşleri organize etmeye başladı. Uyuşmazlık nedeniyle ülke genelinde yapılacak miting ve basın açıklamasının takvimini açıkladı. Ancak BMİS’in ortaya koyduğu önemli taleplerin kazanılması, sınıf sendikacılığı ilkelerini hayata geçirmekle olur. MESS’in ve işbirlikçi Türk Metal’in işçiler üzerindeki basıncını kırabilmek için kararlı bir mücadeleyi örgütlemek gerekir.

Sermayenin saldırılarının arttığı, çalışma koşullarının ağırlaşıp ücretlerin düştüğü bu dönemde, TİS sürecini işçilerin lehine dönüştürebilmek, MESS’e gereken yanıtı verebilmek için öncü işçilere ve mücadeleci sendikalara çok iş düşüyor.

16 Nisan 2013

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Manisa’nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014’te 301 madenci iş cinayetinde yaşamını kaybetmişti. Katliamın ardından açılan davada aralarında Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan’ın da bulunduğu tutuklu 5 sanık için 15 yıldan 22...
  • 2019 yılına emekçilerin dünyanın dört bir yanında ekonomik krize, yoksulluğa, yolsuzluğa ve adaletsizliğe karşı isyanları damga vurmuştu. Bir isyan yılı olan 2019’da öğrenciler de iklim değişikliğine karşı mücadeleye giriştiler. 15 yaşındaki Greta...
  • Salgın… Sokağa çıkma yasakları, kapanan restoranlar, mağazalar... Büyüyen online alışveriş firmaları… Bu firmalarda çalışanların ve kuryelerin artan iş yükü ve solan yaşamlar… Sokakta, caddede, her taraftan vızır vızır geçen, iki tekerlek üzerinde...
  • Çiftçiler Ayakkabı fabrikasında çalışan işçiler patronun keyfi uygulamalarına, yaptığı haksızlıklara karşı defalarca seslerini duyurmaya çalışmış, ancak yönetim duymazlıkdan gelmişti. Bu yaşananlar karşısında işçiler Deriteks sendikasında örgütlenme...
  • 2022 yılında Katar’da düzenlenecek Dünya Kupası için uluslararası müsabakalar yakın zamanda başladı. Müsabakalar sırasında ve sonrasında Almanya, Norveç, Hollanda ve İrlanda başta olmak üzere bazı ulusal ekiplerin gündeminde turnuvanın oynanacağı...
  • Nisan ayı başında çeşitli sektörlerden işçiler olarak buluştuk. Covid-19 pandemisi bahane edilerek patronların haklarımızı nasıl da fütursuzca gasp ettiğini konuştuk. Aynı zamanda yine bu süreçte mücadele ederek haklarını koruyabilen işçilerin...
  • ABD’nin Alabama eyaletinde Warrior Met şirketinin kömür madenlerinde çalışan 1100 maden işçisi greve çıktı. Amerika Birleşik Maden İşçileri Sendikası’na (UMWA) üye işçiler, talep ettikleri ücretin kabul edilmemesi karşısında 1 Nisanda iş bıraktı.
  • Gece-gündüz, salgın-hastalık demeden marketten evlere, restoranlardan işyerlerine her türlü ihtiyacı taşıyan kuryeler, motorlarını ve bisikletlerini bu kez adil bir ücret ve daha iyi çalışma koşulları için sürdü. Özellikle salgın sürecinde payına...
  • Üzgünüm çocuğum, üzgünüm./ Alamadığım oyuncaklara,/ Yaşayamadığın çocukluğa,/ Alışamadığın açlığa!/
  • Pandemiyi işçilerin haklarını gasp etmenin fırsatına çeviren patronların elindeki en kullanışlı silahın Kod 29 olduğunu sürecin başından beri vurguluyoruz. Zaman içinde emekçilerin gözünde teşhir olan Kod 29’a yönelik Aile, Çalışma ve Sosyal...
  • Pandemi süreci başladığından beri Kod 29 ile işten çıkarılan işçilerin sayısı 200 bini buldu. İşçi sınıfına karşı genel bir saldırıya dönüşen Kod 29’a karşı mücadele sürüyor. İstanbul’da PTT, Sinbo, Tur Assist ve Bayrampaşa Belediye işçileri,...
  • İnsan, toplumsal iletişim aracı olarak dil ve yazının yanı sıra sembollere de başvurur. Semboller duygu, düşünce ve hayalleri etkili şekilde anlatabilmenin, toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirmenin aracıdır. Döneme, coğrafyaya, kültüre göre...
  • AKP’li belediye yönetimi tarafından işten atılan İstanbul Bayrampaşa Belediye işçileri hakları için mücadele ediyor. Aralarında işyeri temsilcilerinin de bulunduğu pek çok işçi, 30 aydır gasp edilen toplu iş sözleşmesinden doğan haklarını talep...

UİD-DER Aylık Bülteni