Navigation

Buradasınız

Yıllık Ücretli İzin Hakkımızı Yedirmeyelim!

Temmuz 2010, No: 28

Uzun çalışma saatleri ve zorunlu mesailer, bütün bir yıl boyunca gezmeye, eğlenmeye, dinlenmeye, ailemizle zaman geçirmeye fırsat vermiyor. Yaz geldi, havalar ısındı. Koca bir yılın yorgunluğu üzerimizde. “Şöyle bir iznimiz olsa da dinlensek” diye düşünüyoruz. Ama önümüze türlü engeller çıkabiliyor. Patronların hakkımız olan yıllık iznimizi kullandırmaması ya da yıllık iznimizi keyfine göre bölmesi ve kullanılmaz hale getirmesi gibi sorunlarla sık sık karşılaşıyoruz. Peki, bizler yıllık izin hakkımız hakkında ne kadar bilgiye sahibiz? Patron dilediği zaman, dilediği gibi izine çıkartabilir mi, bizim rızamız olmadan?

Yıllık ücretli izin hakkı ve izin süreleri

4857 İş Kanunu’nun 53. maddesine göre bir işyerinde işe başladığımız günden itibaren, deneme süresi de içinde olmak üzere, en az bir yıl çalıştığımızda yıllık ücretli izin hakkını elde ederiz. Yıllık ücretli izin süremiz ise, çalıştığımız süreye bağlı olarak değişiyor. Yıllık ücretli iznimiz, bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dâhil) çalışmışsak 14 günden, beş yıldan fazla on beş yıldan az çalışmışsak 20 günden, on beş yıl (dâhil) ve daha fazla çalışmışsak 26 günden az olamaz. Yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemez. Yani izin hakkımız nakit olarak ödenmez. Ancak iş akdinin fesih edilmesi durumunda hak edilmiş olan yıllık ücretli izin ücretini alabiliriz.

18 ve daha küçük yaştaki işçilerle 50 ve daha yukarı yaştaki işçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi 20 günden az olamaz. Ayrıca yıllık izin sürelerimizi  iş sözleşmeleri ve toplu iş sözleşmeleri ile artırabiliriz.

İş Kanunu’nun 54. maddesine göre yıllık ücretli izine hak kazanmak için gerekli süreyi, aynı patronun bir veya çeşitli işyerlerinde çalıştığımız süreleri birleştirerek hesaplayabiliriz. Örneğin çalıştığımız işyerinin isim değiştirmesi yıllık izin hakkımızı olumsuz etkilemez. Bu konuda patronların oyunlarına karşı uyanık olmamız lazım. 

Yıllık ücretli izin patron tarafından bölünemez

İş Kanunu’nun 56. maddesi şöyle yazar: “Yıllık ücretli izin patron tarafından bölünemez.” Yıllık ücretli iznimizin İş Kanunu’nda belirtilen süreler içinde, patron tarafından bölünmeden verilmesi zorunludur. Ancak bizim rızamız ile izin süremiz, bir bölümü 10 günden aşağı olmamak üzere en çok üçe bölünebilir. Örneğin 14 gün iznimiz varsa bunun 10 günlük kısmını kullandıktan sonra kalan kısmını 1+3 veya 2+2 şeklinde kullanabiliriz. İşveren tarafından yıl içinde verilmiş olan diğer ücretli ve ücretsiz izinler veya dinlenme ve hastalık izinleri yıllık izinden düşülemez. Aynı şekilde yıllık ücretli izin günlerinin hesabında izin süresine rastlayan ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri izin süresinden sayılmaz.

Eğer yıllık ücretli iznimizi, işyerinin kurulu bulunduğu kentten başka bir yerde geçireceksek, bunu belgelediğimiz ve işyerinden istekte bulunduğumuz takdirde, gidiş ve dönüşlerde yolda geçecek süreleri karşılamak üzere patron toplam 4 güne kadar ücretsiz izin vermek zorundadır. İşveren, işyerinde çalışan işçilerin yıllık ücretli izinlerini gösteren bir izin kayıt belgesi tutmak zorundadır.

Yıllık ücretli izinler biz işçilerin ruhsal ve bedensel sağlığı için kazanılmış bir haktır. Bizlerin de insan olarak dinlenmeye, güzel bir tatile hakkı vardır. Bütün bir yıl boyunca kurulmuş bir robot gibi sabahtan akşama kadar çalışıp duruyoruz. Patronlar gibi “canım sıkkın, çok yoruldum, birkaç gün de işe gitmeyeyim, gidip tatil yapayım” deme şansımız yok. Bir yıl boyunca yıllık iznimizi bekliyoruz. Buna bile patronlar göz dikiyorlar. İşlerin yoğunluğundan bahsedip duruyorlar. Dinlenmeye ve gezmeye ihtiyacımızın olup olmadığı umurlarında bile değil. Onların çıkarlarına ne zaman uygun gelirse o zaman izinlerimizi kullandırıyorlar. İşler durmaya başladığında, örneğin kriz gerekçesiyle on binlerce işçi istemedikleri halde kışın ortasında yıllık izne çıkarıldılar. Patronun böyle bir hakkı olmadığını bilmeliyiz. Çoğu zaman haklarımızı bilsek dahi bunları uygulamaya geçiremiyoruz. Çünkü haklarımızı ancak örgütlenip mücadele edersek hayata geçirebiliriz. İzin hakkımızı yedirmeyelim, örgütlenmenin ve mücadele etmenin ilk adımı bu olsun.

15 Temmuz 2010

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • 19 Ocakta Gebze’de yapılan mitingde Birleşik Metal-İş genel başkanı, işçilerin baskısına dayanamayarak 5 Şubatta greve çıkılacağını açıklamıştı. Keza Türk Metal de grev kararı almış ama tarihini açıklamamıştı. Bu gelişme üzerine MESS tekrar...
  • Yunanistan’da kamu ve özel sektör işçileri hükümetin sosyal güvenlik sistemi için hazırladığı saldırı tasarısını 24 saatlik bir genel grevle protesto etti. Sağlık ve sosyal güvenlik sisteminin özelleştirilmesini içeren yasa tasarısına “hayır” diyen...
  • Çok uzun zamandır her sektörden işçinin gözü kulağı metal işçilerinin MESS’in dayatmalarına karşı giriştiği eylemlerdeydi. MESS’in işçileri hor gören tavrına karşı işçilerin “grev” kararlılığı sadece sendikalı işyerlerinde, fabrikalarda değil,...
  • Kasım ayında damat bakan kameraların karşısına geçmişti. “Dar gelirlilere düşük faizli ev müjdesi” açıklaması malum medya ağzıyla ballandıra ballandıra verilmeye başlandı. Üstüne de “20 yıl kira öder gibi” eklenince bu “müjdeli” açıklama asgari...
  • Benim adım Hazal. 4 buçuk yaşındayım. Benim annem her gün beni bırakıp işe gidiyor. Ben annemin işe gitmesini hiç istemiyorum, çünkü beni parka götürsün istiyorum. Her gün anneme soruyorum “Pazar günü de işe gidecek misin? Ben seni çok özlüyorum.”...
  • Şubat ayının ilk haftasında Âdem Yarıcı adlı işçi, Hatay Valiliği önünde “çocuklarım aç” diyerek kendini ateşe verdi ve hastaneye götürülürken hayatını kaybetti. Türkiye’de daha önce olmayan şeyler oluyor. İşsizlik ve yoksulluğun pençesinde kıvranan...
  • Değerli arkadaşlar, sizlere bu mektubu yazmamdaki amacım, fabrikamda yaşadığım ama aslında işçi sınıfının tümünü ilgilendiren örgütsüzlüğün bizleri ne hale düşürdüğünü göstermektir. Metal sektöründe çalışıyorum. Eşim, çocuklarımızın küçük olmasından...
  • Aylardır beklediğimiz metal işçilerinin toplu iş sözleşmesi istenmeyen bir sonuçla bitirilmiş oldu. Sözleşme süresince çeşitli fabrikalardan arkadaşlarla ve yakınlarımla fikir alışverişi yapıyorduk. Gelinen nokta ne yazık ki mücadeleci bir...
  • Ekonomik kriz ve onun yarattığı işsizlik başta olmak üzere kapitalizmin türlü sonuçları emekçilerin yaşamını cehenneme çevirmeye devam ediyor. Gün geçtikçe artan sayıda insan, intihar ederek yaşamına son veriyor. Çeşitli kentlerden art arda intihar...
  • Bizler bir kamu hastanesinde çalışan sağlık işçileri olarak yazıyoruz bu mektubu. Yakın zaman önce UİD-DER çatısı altında İstanbul’un çeşitli hastanelerinden sağlık işçileri olarak bir araya geldik. O güne dair fikirlerimizi, duygularımızı sizlerle...
  • Bursa Kestel’de bulunan Bodo Bode-Doğrusan Otomotiv fabrikasında çalışan işçiler sendikalaştıkları için işten atıldı. Türk-Alman ortaklığıyla kurulan fabrikada işçilerin sendikaya üye olduğu bilgisini alan patron, saldırıya geçti ve işten atmalara...
  • 16 yaşında, gençliğe yeni adım atmış bir kızdım. 1993 yılının Haziran ayının son günü hayatımın geride kalanı, 1 dakika içinde değişmişti. Okula gitmek için bindiğim otobüsten indiğimde arkadan gelen vidanjör bana çarpıp altına almıştı. O çarpmanın...
  • Kardeşler yaşadığımız düzende gün geçtikçe sorunlarımız artıyor. Ekonomik kriz, işsizlik, sürekli artan vergiler, zamlar, sefalet ücretlerine mahkûm edilmemiz, çocuklarımızın eğitim sorunları ve buna ekleyebileceğimiz onlarca sorun. Bu sıkıntılar...