Navigation

Buradasınız

1989 Bahar Eylemlerinden Bugüne

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 133
Türkiye işçi sınıfının 30 yıl önce yükselttiği mücadele, sınıfımızın tarihine “89 Bahar Eylemleri” olarak geçti. Toplu sözleşme dönemi gelen kamu işçilerinin fitilini ateşlediği eylemler, Türkiye’nin birçok kentine yayıldı. Kamu ve özel sektör işçilerinin katıldığı eylemler büyük bir kitleselliğe ve canlılığa ulaştı. 89 Bahar Eylemleri, 12 Eylül darbesinden sonraki en kitlesel eylemlerdi. Kasvetin dağılmasında, işçilerin güç ve güven bulmasında önemli bir rol oynadı. İşçi sınıfı olarak bir kez daha yoğun saldırılarla karşı karşıya olduğumuz şu dönemde, 1989 Bahar Eylemlerini hatırlamak büyük önem taşıyor.

Türkiye işçi sınıfının 30 yıl önce yükselttiği mücadele, sınıfımızın tarihine “89 Bahar Eylemleri” olarak geçti. Toplu sözleşme dönemi gelen kamu işçilerinin fitilini ateşlediği eylemler, Türkiye’nin birçok kentine yayıldı. Kamu ve özel sektör işçilerinin katıldığı eylemler büyük bir kitleselliğe ve canlılığa ulaştı. 89 Bahar Eylemleri, 12 Eylül darbesinden sonraki en kitlesel eylemlerdi. Kasvetin dağılmasında, işçilerin güç ve güven bulmasında önemli bir rol oynadı. İşçi sınıfı olarak bir kez daha yoğun saldırılarla karşı karşıya olduğumuz şu dönemde, 1989 Bahar Eylemlerini hatırlamak büyük önem taşıyor.

12 Eylül 1980 askeri faşist darbesiyle toplum baskı altına alınmış, yasaklarla korkutulup sindirilmişti. Her türlü grev, yürüyüş, toplantı ve eylem yasaklanmış, işçilerin hak arama yolları kapatılmıştı. Sendikaların kolu kanadı kırılmış, DİSK ve Maden-İş gibi mücadeleci sendikalar kapatılmış, işçiler işten atmalarla, tutuklamalarla yüz yüze kalmıştı. İşçilerin geçim derdi Özal hükümetinin umurunda değildi. Fakat ‘89 yılına doğru hava değişmeye başladı. Düşük ücretlere, artan yoksulluğa ve kötü çalışma koşullarına karşı fabrikalardan sesler yükseldi, işçilerin eylemleri Özal hükümetinin maskesini düşürdü.

1986’daki Netaş Grevi ve 1987’deki Kazlıçeşme deri işçilerinin grevleri 1989 baharının müjdecisiydi. Tarihler ‘89 baharını gösterdiğinde 600 bin kamu işçisi toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin tıkanması üzerine haklarını almak için çetin bir mücadele başlattı. Karabük ve İskenderun demir-çelik işçileri, Haliç ve Camialtı tersane işçileri, Cevizli tekel işçileri, karayolları ve askeri dikimevi işçileri ‘89 Bahar Eylemlerine katıldı. İşçiler fabrikalarda yaptıkları toplantılarla, attıkları cesur adımlarla haksızlıklara karşı çıkmaya başladılar. Tekel, tersane, dikimevi, demir-çelik gibi kamu işyerlerinde işçilerin aldığı mücadele kararları bir kentten diğerine sıçradı. Kamu işçileri gerçekleştirdikleri grev ve eylemlerle, miting ve yürüyüşlerle toplumsal destek kazandılar. Kararlılıkları her geçen gün artan işçiler, ülkenin en temel gündemi oldular. 600 bin kamu işçisinin sürdürdüğü görüşmeleri 1 milyon özel sektör işçisi de yakından takip ediyordu.

‘89 baharı boyunca kamu işçileri, baskı ve yasaklara rağmen hakları için kararlılıkla direndiler. “Vur Vur İnlesin Çankaya Dinlesin”, “İşçi-Memur El Ele Genel Greve” sloganları yükseliyor, işçiler hep beraber ana yolları kapatarak seslerini duyurmaya çalışıyordu. Yüz binlerce işçi Mart, Nisan ve Mayıs ayları boyunca Türkiye işçi sınıfı mücadelesine adeta baharı getirdi. Grev, yürüyüş ve eylemlerle geçen 3 ayın sonunda Özal hükümeti geri adım atmış ve kazanan işçi sınıfı olmuştu. Türk-İş ile devlet arasında yürütülen sözleşmeler neticesinde işçiler yüzde %140 oranında zam aldı. İşçi düşmanı ANAP iktidarı ilk seçimde büyük oy kaybına uğradı. Büyük kentin belediye yönetimlerini SHP kazandı.

‘89 Bahar Eylemleri özel sektörde çalışan işçilerin eylemlerini de canlandırmış metal, petrokimya ve lastik gibi işkollarında mücadele yükselmişti. 1989 Bahar Eylemleri, 12 Eylül yasalarını arkasına almış sermaye sınıfına vurulmuş bir tokattı. Türkiye’de işçi sınıfının mücadelesi giderek yükseliyordu. 1990’ın sonunda maden işçilerinin grevi patlak verdi. Maden işçilerinin aileleriyle Ankara’ya başlattığı yürüyüş, 100 bin kişiyi aşıyordu.

30 yıl önce işçiler, onları küçümseyen kibirli muktedirlere boyun eğmeyeceklerini göstermişlerdi. 12 Eylül darbesinden aldıkları güçle “gülme sırası bizde” diyen patronların yüzlerinin asılmasına neden olmuşlardı. Bürokrat/işbirlikçi sendikacılar, işçilerin tabandan yükselen mücadelesiyle koltuklarından uzaklaştırılmıştı.

Aradan 30 yıl geçti. Ne yazık ki işçi sınıfının örgütlü gücü zayıfladı. Ücretler, açlık ve yoksulluk sınırının altında. Her ay 150 işçi iş kazalarında katlediliyor. EYT’lilerin sesi boğuluyor. İşsizlik bunalımı körüklüyor. İşçiler örgütsüz, dağınık ve kutuplaştırıcı siyasetin etkisi altında bulunuyor. Taşeronlaştırma ve esnek çalışma kadrolu işçiliğe büyük darbe vurdu. Sendikasızlaştırma ve grev yasakları arttı. Ancak tarih gösteriyor ki bu durum kaderimiz değil. 1989 Bahar Eylemleri, işçi düşmanlarına cevabı yine işçilerin vereceğini gösteriyor. Er ya da geç bu olacak!

18 Nisan 2019

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Kapitalist sömürü düzeni tarihinde eşi görülmemiş bir ekonomik krizle boğuşuyor. Sistemin efendileri ise bu krizin sosyal sonuçlarından bir süreliğine de olsa kurtulmanın, zaman kazanmanın şimdilik iyi bir formülünü bulmuş görünüyor: Koronavirüs!...
  • Neredeyse günün her saati konuşulan konu Covid-19! Salgından etkilenen ve ölen insanların sayıları adeta skorlar halinde gündemimize taşınıyor. İş öyle bir hal aldı ki hangi ülkeden kaç kişinin öldüğünü ve ülkemizdeki ölüm oranlarını konuşup sürekli...
  • Neredeyse tüm ülkelerde sağlık sistemi çökmüş durumda. Kapitalizm altında her şeyi paralı hale getiren patronlar sınıfı, sağlığa da aynı mantıkla yaklaşıyor. Hastanelere ticarethane, hastalara ise müşteri gözüyle bakıyorlar. Sağlık sistemlerinin...
  • Her yerde olduğu gibi bizim fabrikada da gündem koronavirüs. İlk haftalarda göstermelik bazı tedbirler alındı. Bir A4 kâğıdına yapılması ve yapılmaması gerekenler yazıldı. Tabi tek düşünceleri “işçinin sağlığı” olan patronlarımız bunlarla yetinmedi...
  • Patronların koronavirüs salgınını bahane etmelerine, fırsatçılığına şahit oluyoruz. Kapitalist sistemin debelendiği kriz çağındayız. Ekonomik kriz nedeniyle biz işçilerin, emekçilerin payına düşen hayat şartları daha da kötüye gidiyor. Bu da...
  • Kamu hastanesinde sağlık emekçisi olarak çalışıyorum. Tüm dünyanın ve özellikle sağlık emekçilerinin gündeminde olan Covid-19 salgınıyla ilgili işyerinde başka bir arkadaşımla yaptığım sohbeti aktarmak istedim. Bizler genelde nöbet çıkışlarında...
  • Kardeşler, bizler çeşitli sektörlerde sendikalı çalışan işçileriz. Sendikalarımızın bağlı olduğu konfederasyonların patron örgütleriyle birlikte aynı bildiriye imza attığını duyunca çok öfkelendik. Bu durumu size yazmak istedik. Sermaye sınıfı, “...
  • Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs gündemi ile birlikte sermaye sınıfı işçilerde, yoksul emekçilerde ve emekçi ailelerin çocuğu olan öğrencilerde tedirginlik ve korku oluşturmaya çalışıyor. Ne yapacağını bilemeyen örgütsüz kitleler bu korkunun...
  • Son günlerde malum herkesin tek bir gündem konusu var: Koronavirüs. Telefonlarda, sokakta, işyerinde, otobüslerde herkesin sadece bu konuyu konuşuyor. Gazetelerde, televizyonlarda tüm programlar koronavirüs üzerine. İnsanlar evden çıkmaya korkar...
  • Koronavirüse karşı önlem olarak söylenen “el yıkamak” Afrika’nın yoksul emekçileri açısından mümkün değil. Suya erişimin çok kısıtlı ve pahalı olduğu Afrika ülkelerinde hastaneler dahi sudan ve temel hijyen maddelerinden yoksun. Sağlık işçileri...
  • Patronlar ve hükümet, menfaatleri gereği, hangi yalana nasıl inanmamızı istiyorlarsa, bizi en kolay nasıl aldatacaklarsa öyle çevirip kıvırıyorlar. Bir şey anında tam karşıtına dönüşebiliyor. Yıllardır doğru olduğunu adımız gibi bildiğimiz şeyler...
  • Ben özel bir hastanede çalışan sağlık işçisiyim. Koronavirüsü bahanesiyle, üç haftadır arkadaşlarımız zorunlu yıllık izne veya ücretsiz izine çıkartıldı. İzne çıkartılırken “sizi korumak adına” diyen patronlar, virüs bahanesiyle krizin yükünü...
  • İçinden geçtiğimiz süreç tam anlamıyla at iziyle it izinin birbirine karıştığı bir dönemdir. Çok masum görünen şeylerin arkasında bile burjuvazinin kandırmacaları olabileceğini akıldan çıkarmamak gerekir. Burjuvazi ve temsilcileri, yaptıkları...