Navigation

Buradasınız

5 Soruda Kıdem Tazminatı

Ekim 2011, No: 43

Patronlar haklarımızı birer birer alıyor. Bunlardan sonuncusu kıdem tazminatıdır. Yeni uygulama henüz hayata geçirilebilmiş değil. Fakat işçilerin kafası kıdem tazminatı konusunda bir hayli karıştırılmış durumda. Kıdem tazminatı nedir, bugün nasıl uygulanıyor ve patronların yeni uygulamayla yapmak istediklerine bir bakalım.

1.       Kıdem tazminatı nedir ve kimler kıdem tazminatı almaya hak kazanır?

    Kıdem tazminatı işçilerin yıpranma payıdır. Bir yıl veya daha fazla çalışan işçiler kıdem tazminatı almaya hak kazanırlar. Patronların rahat bir şekilde işçileri işten atmasını zorlaştırdığı için, bir ölçüde iş garantisi anlamına da gelir. 4857 sayılı kanuna göre kıdem tazminatı almaya hak kazananlar şunlardır:  

    • Emekliye ayrılanlar
    • Evlendikten sonra bir yıl içinde işten ayrılmak isteyen kadınlar
    • Askere giden işçiler
    • Haksız bir şekilde iş sözleşmesi fesh edilenler
    • Ölen işçilerin yakınları
    • Haklı olarak işten ayrılanlar kıdem tazminatı almaya hak kazanır.

    2.       Kıdem tazminatı neye göre hesaplanır?

      Kıdem tazminatı bir işçinin en son ay aldığı giydirilmiş brüt ücretten (brüt ücrete tüm sosyal hakların eklenmesiyle) hesaplanır. İşçiye çalıştığı her tam yıl için 30 günlük giydirilmiş brüt ücret tutarında ödeme yapılır. Örneğin 5 yıl çalışan bir işçi, 5 aylık giydirilmiş brüt ücret alır.

      3.       Patronlar kıdem tazminatını gerçekten ödüyorlar mı?

        Sendikasız, sigortasız taşeron firmalarda çalışan işçilerin neredeyse tamamı kıdem tazminatı alamıyor. Patronlar, kıdem tazminatı alma mücadelesi veren işçilere ise brüt yerine net ücret üzerinden tazminat ödemek istiyor. Bu durumun önüne geçmesi gereken hükümet, sanki sorumlu kendisi değilmiş gibi konuşmaktadır. İşçilerin önemli bir çoğunluğunun kıdem tazminatı alamamasını, kıdem tazminatının gasp edilmesine gerekçe olarak sunmaktadır.  

        4.       Patronlar kıdem tazminatının neden kaldırılmasını istiyorlar?

          Patronlar daha çok işçiyi kolaylıkla işten atmak, maliyetleri azaltmak ve kârlarını yükseltmek için kıdem tazminatını kaldırmak istiyorlar. Ayrıca işçileri kriz dönemlerinde rahatlıkla işten atabilmek için de kıdem tazminatını kaldırmak istiyorlar.

          5.       Kıdem tazminatının fona devredilmesi ne demek?

            Henüz meclisten geçmemiş ve yasallaşmamış olan taslakta şunlar öngörülüyor:

            Bir fon kurulacak. Bu fondan işçi 10 yıl çalıştıktan sonra tazminatını alabilecek. Patronlar işçilerin maaşının %3’ü oranında her ay fona ödeme yapacaklar. Askere gidenler, evlenenler, işten atılanlar veya haklı nedenle kendisi çıkanlar ancak 10 yılı doldurduklarında tazminatlarını alabilecekler. Bununla birlikte sadece sigortalı işçiler tazminat fonundan yararlanabilecek. Sigortasız çalışan milyonlarca işçi hiçbir şekilde kıdem tazminatı alamayacak. Oysa şu anki durumda bir işçi, sigortası olmasa dahi işten atıldığını belgelediğinde kıdem tazminatını alabiliyor.

            Sendikaların olduğu ve toplu sözleşmelerin yapıldığı işyerlerinde, toplu sözleşmeyle kıdem tazminatı ücreti bir aylık ücretten daha fazla olarak (örneğin 40 gün) belirleniyordu. Fakat fon kanunlaşırsa üst limit bir aylık ücret olacak. Ayrıca kıdem tazminatı hesaplanırken giydirilmiş brüt ücretten de hesaplanmayacak. Yani kıdem tazminatımız hesaplanırken, aldığımız primler, yakacak yardımı, yol ve yemek parası gibi ücretler eklenmeden hesaplanacağı için daha az tazminat alacağız.

            Sosyal haklarımızı gasp eden patronlar, şimdi de kıdem tazminatımıza gözlerini dikmiş durumdalar. Kıdem tazminatı fonunun nasıl kullanılacağı şimdiden malum. İşsizlik Sigortası Fonu gibi bu fon da bütçe açıkları için kullanılacak ve patronlara teşvik olarak verilecek. Yani bizlerin parasıyla hükümet ve patronlar istedikleri gibi oynayacaklar. Kıdem tazminatının bir fona devredilmesine karşı çıkmalı, tüm işyerlerinde patronların kıdem tazminatı vermesi için mücadele etmeliyiz.

            14 Ekim 2011

            Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

            Sınıfın Penceresinden

            • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
            • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
            • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
            • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
            • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

            Son Eklenenler

            • ABD’nin Alabama eyaletinde Warrior Met şirketinin kömür madenlerinde çalışan 1100 maden işçisi greve çıktı. Amerika Birleşik Maden İşçileri Sendikası’na (UMWA) üye işçiler, talep ettikleri ücretin kabul edilmemesi karşısında 1 Nisanda iş bıraktı.
            • Gece-gündüz, salgın-hastalık demeden marketten evlere, restoranlardan işyerlerine her türlü ihtiyacı taşıyan kuryeler, motorlarını ve bisikletlerini bu kez adil bir ücret ve daha iyi çalışma koşulları için sürdü. Özellikle salgın sürecinde payına...
            • Üzgünüm çocuğum, üzgünüm./ Alamadığım oyuncaklara,/ Yaşayamadığın çocukluğa,/ Alışamadığın açlığa!/
            • Pandemiyi işçilerin haklarını gasp etmenin fırsatına çeviren patronların elindeki en kullanışlı silahın Kod 29 olduğunu sürecin başından beri vurguluyoruz. Zaman içinde emekçilerin gözünde teşhir olan Kod 29’a yönelik Aile, Çalışma ve Sosyal...
            • Pandemi süreci başladığından beri Kod 29 ile işten çıkarılan işçilerin sayısı 200 bini buldu. İşçi sınıfına karşı genel bir saldırıya dönüşen Kod 29’a karşı mücadele sürüyor. İstanbul’da PTT, Sinbo, Tur Assist ve Bayrampaşa Belediye işçileri,...
            • İnsan, toplumsal iletişim aracı olarak dil ve yazının yanı sıra sembollere de başvurur. Semboller duygu, düşünce ve hayalleri etkili şekilde anlatabilmenin, toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirmenin aracıdır. Döneme, coğrafyaya, kültüre göre...
            • AKP’li belediye yönetimi tarafından işten atılan İstanbul Bayrampaşa Belediye işçileri hakları için mücadele ediyor. Aralarında işyeri temsilcilerinin de bulunduğu pek çok işçi, 30 aydır gasp edilen toplu iş sözleşmesinden doğan haklarını talep...
            • Geçtiğimiz ay genç Sarah Everard isimli genç bir kadının bir polis tarafından kaçırılıp öldürülmesinden bu yana İngiltere’de polise, sağcı hükümete ve sisteme olan öfke giderek büyüyor. Haftalardır İngiltere’nin çeşitli kentlerinde eylemler ve...
            • Sendikalı oldukları için Kod 29 bildirimiyle tazminatsız işten atılan, aralarında PTT-Sen yöneticilerinin de olduğu işçiler, haklarını almak mücadelelerini sürdürüyor.
            • Emekçi kadınların ekmek ve gül mücadelesinin sembolü olan 8 Mart’ı geride bıraktık. “Emekçi Kadın: Direncin ve Değişimin Öyküsü” yayın akışımızın gösterdiği gibi; işçi sınıfı ve onun bir parçası olan emekçi kadınlar dirençleriyle, mücadeleleriyle...
            • Hayat, toplum, dünya, insan, her şey ve herkes bir değişim ve dönüşüm içinde. Değişim hayatın gerçeği, olmazsa olmazı. Oysa ne çok duyar ya da söyleriz şu cümleleri: “Hiçbir şeyin değişeceğine inanmıyorum”, “İnsanların değişeceğine inanmıyorum”, “...
            • İstanbul İşçi Sağlığı ve Güvenliği (İSİG) Meclisi, Türkiye’de 2013 ilâ 2020 yılları arasında gerçekleşen intiharlara ilişkin bir rapor yayınladı. Rapora göre son sekiz yılda en az 502 işçi ve emekçi intihar ederek hayatına son verdi. İSİG Meclisinin...
            • Siyasi iktidar geçtiğimiz yıl Nisan ayında, işçilerin yaşamını zehir eden sözde işten atma yasağıyla birlikte kısa çalışma ve ücretsiz izin uygulamasını başlatmıştı. Nisan 2020-Şubat 2021 tarihleri arasında 3 milyon 800 bin işçi Kısa Çalışma Ödeneği...

            UİD-DER Aylık Bülteni