Navigation

Buradasınız

İşçinin Alınteri Üzerinde Yükselen Sermaye Kralı

Şubat 2010, No: 23

Patronların kâr düzeninde krizler her patlak verdiğinde faturası işçilere çıkartılıyor. İçinden geçmekte olduğumuz ekonomik krizde de, patronlar zararlarını biz işçilere fatura ediyorlar. Bugüne kadar haklarımız kırpıldı, ücretsiz izinlere gönderildik, birçok işyerinde ücretlerimiz düşürüldü, sendikal örgütlülüğümüz dağıtıldı… Bütün kapitalist ülkelerde işçi sınıfına karşı topyekûn saldırıya girişildi. Sermaye düzeni ilk gelişmeye başladığı zamandan bu yana bu uygulamalarını devam ettiriyor. Upton Sinclair’in yazdığı Sanayi Kralı adlı roman, otomobili icat eden Henry Ford’un bir büyük patron olarak sivrilmesinin hikâyesini anlatırken, sermaye düzenin yol açtığı her krizde işçilerin nasıl mağdur edildiklerini, milliyetçiliğin nasıl kışkırtıldığını, sendikal örgütlülüğün önüne nasıl engeller konulduğunu gözler önüne sermektedir.

Yazar, Henry Ford’u ilk arabasını ürettiği tarihten itibaren anlatmaya başlar. 1900’lü yılların başına doğru Amerika kıtasında hayatın büyük ölçüde değişmesine yol açacak bir icat yapıldı. Bir sanayi şehri olan Detroit kentinde bir süre sonra beygirsiz hareket edebilen ve petrolle çalışan arabalar görülmeye başlandı. Bu icadın sahibi Henry Ford’tu. Ford, icadını ilk denediği sıralarda etrafını çocuklar sarar, onun peşinde koştururlardı. Bu çocuklardan biri olan Abner Shutt, Ford’un bozulan arabasını hangarına itmesine yardımcı olmuştur. Daha sonra bir yetişkin haline geldiğinde Ford’un fabrikasına girip çalışmaya başlayacaktır.

Otomobil sanayii her geçen yıl hızla büyüdükçe çok sayıda ve ucuz otomobil üretilir ve birçok işçi de büyük bir hevesle otomobil sahibi olmaya başlar. Abner de araba sahibi olur ve taksitle bir ev alır kendine. Patlak verecek olan krize kadar Amerikan halkının başına tüketim çılgınlığı musallat olmuştur.

Ford’un makinesinin bir dişlisi haline gelen Abner Shutt, patronu sayesinde karnının doyduğunu düşünmekte, Ford’un büyük servetini kendilerinin sırtından kazandığını düşünen işçileriyse bozguncu ve kıskanç olarak görmektedir. Henry Ford yaygınlaşan fabrikaları ve satış acenteleriyle hızla sermayesine sermaye katarken, işçi Abner Shutt büyük bir özveriyle Ford’un fabrikalarında çalışır. Ama kriz gelip çatınca da bir zamanların “Ford amcası” gözünün yaşına bakmadan binlerce işçiyle birlikte onu da kapının önüne koyar. 1929’daki büyük kriz patlak verdiğinde Detroit kentinin sokakları işsizlerle dolar. Büyük umutlarla ev ve araba sahibi olan işçilerin birçoğu ev ve arabalarını kaybederler.

Bugün çalıştığımız fabrikalarda uygulanan bant sistemini ilk defa Ford o zaman hayata geçirir. Fabrikada üretim, gün boyu devam eden “tut-it-çevir-gevşet”le devam etmektedir. Amaç işçiden azami verim almaktır. Montaj süresi 20 dakikadan 3 dakikaya düşer. Kâr muazzam ölçüde artar. İşçilerin ağır koşullara dayanıp dayanmaması Ford’un umurunda değildir. Çünkü bu işi yapmaya hazır milyonlarca işsiz dışarıda beklemektedir.

Ford dünya ölçeğinde bir tekel patronu haline gelirken, işçi Abner de 4 çocuklu bir baba olmuştur. Çocuklarından en küçük olanı üniversite eğitiminden sonra avukat olarak işe başlamaktansa Ford fabrikasına girip işçileri örgütlemeyi tercih eder. Kaçakçılık işleriyle uğraşan diğer oğluysa, Ford’un silahlı gangster çetesinde kendine yer edinir. Ford, işçilerinin sendikalaşmasının önüne geçmek için oldukça sert tedbirler alır. Hakkını arayan işçilere karşı bu çete, gaz, cop ve ateşli silahlarla saldırmaktadır.

Romanda yüz yıl öncesine ait olaylar, işçi sınıfının örgütlülüğüne karşı girişilen saldırılar, bugün yaşadıklarımıza büyük ölçüde benzemektedir. Patronlar kapitalist sistem hakkında pembe tablolar çiziyorlar, işçileri tüketime çekip borçlandırıyorlar, sonra da işten atıyorlar. Romanda da gördüğümüz gibi, her seferinde krizin faturasını biz işçilerin sırtına yıkıyorlar. Kapitalizmin krizleri hiç bitmiyor ve bitmeyecek de. “Krizler bitecek, herkes refaha ve mutluluğa ulaşacak” yalanlarına kanmamak gerekiyor. İşçilerin yaşam koşullarının düzelebilmesinin tek bir koşulu vardır: Örgütlenmek, mücadele etmek ve kapitalizm belâsından kurtulmak!

15 Şubat 2010

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Sermaye sınıfının hizmetindeki siyasi iktidar, 2018’de ülkenin yeni bir krize sürüklenmesiyle, Kısa Çalışma ve Kısa Çalışma Ödeneği Yönetmeliğinde yaptığı değişikliklerle işverenlerin bu uygulamadan yararlanmasını kolaylaştırdı. Bu kez dünya...
  • Tüm dünyada egemen sınıf bir olmuş, koronavirüs üzerinden korku salıyor. Fakat öte yandan en basit önlemleri bile almıyorlar. Bu nasıl ikiyüzlülük? Üstelik bu süreç kapitalizmin nasıl vicdansız ve aşağılık bir sistem olduğunu başka bir noktadan da...
  • Kapitalist sistem çürümeye başladı ve yaşadığı büyük krizin içerisinde çırpınıp duruyor. Sermaye sınıfı, uzun süredir bu büyük krizi atlatma politikaları üretip, kendini aklama derdinde. Son aylarda adını bol bol duyduğumuz Covid-19’u bahane ederek...
  • Her sabah felaket senaryoları ile açıyoruz gözlerimizi. Yakın çevremizden, ailemizden aldığımız haberlerden ücretsiz izinlerin ve işten atmaların yaygınlaştığını, çalışma koşullarının ağırlaştığını ve haklarımızın git gide ellerimizden alındığını...
  • Hollywood filmlerine taş çıkartan senaryolarla küresel bir tantananın kopartıldığı, muazzam bir ikiyüzlülüğün sergilendiği günlerden geçiyoruz. Her gün yeni sayılar açıklanarak koronavirüs salgınının nasıl da hızlı yayıldığı ilan ediliyor, panik...
  • Dünyanın dört bir yanında koronavirüs salgını bahanesiyle patronlar sınıfı toplu işten atmalara başladı. Daha şimdiden dünya genelinde 20 milyonun üzerinde işçi işsiz kaldı. Henüz işten atılmayanlar ise ya ücretsiz izne çıkarılıyor ya da esnek...
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Biz Bize Yeteriz” adıyla başlattığı bağış kampanyası “hayırsever” patronlar ve siyasetçiler tarafından büyük destek gördü! Açılışı yedi aylık maaşını bağışlayarak bizzat Cumhurbaşkanı yaptı. Hemen ardından MHP Genel Başkanı...
  • Son günlerde gündemde olan tek bir konu var, o da koronavirüs. Belli ki bu virüs daha uzun süre gündemde olmaya devam edecek. Hal böyle olunca fabrikalarda, işyerlerinde, evlerde sadece bu konu konuşuluyor. Toplumun büyük bir çoğunluğu adeta...
  • Malum koronavirüs salgını hayatımızın her alanını sarmış durumda. Bu virüsün fiziksel açıdan vereceği zarardan ziyade psikolojik ve ideolojik açıdan zararlarına, saldırılar ve hak gaspları için bahane edilmesine dikkat etmeliyiz. Patronlar sınıfının...
  • Merhaba dostlar! Son zamanlarda koronavirüs sebebiyle biz işçi sınıfı ve emekçi çocukları olarak zor dönemlerden geçiyoruz. Haftalardır süren salgın haberleri, açıklamalar, sosyal medya paylaşımları insanları içinden çıkması hayli zor bir korku ve...
  • “Sakin ol şampiyon, evdeyim!” Bu lafı sosyal medyadan duymuşuzdur muhakkak. Zengin muktedir, tuzu kuru bir emek sömürücüsü, bir takipçisi “neden dışarıdasınız?” deyince böyle bir yanıt verdi. Yalısının boğaz manzaralı bahçesinde spor yapıyordu. Ne...
  • Sermaye sınıfı, ekonomik krizin üzerini örtmek ve faturayı işçi sınıfına kesmek için muazzam bir bahane keşfetmiş durumda: Koronavirüs salgını! Yıllardır bağıra çağıra geliyorum diyen ekonomik kriz, daha öncekileri adeta mumla aratırcasına sonunda...
  • Türkiye’de koronavirüsün tespit edilmesinin üzerinden iki haftadan fazlaca bir zaman geçti. Bu süre zarfında, televizyon ekranlarından sürecin açık ve şeffaf bir şekilde yürütüldüğü, tüm bilgilendirmelerin yapıldığı, önlemlerin alındığı ileri...