Navigation

Buradasınız

Kazın Ayağı Öyle Değil!

Hikâye bu ya, Nasrettin Hoca bir gün kümese dalar, irisinden kocaman bir kaz yakalar. Keser ve bir güzel kızartır. Tencereye koyarak Timur’a götürmek üzere yola koyulur. Yolda kızarmış kazın kokusu Nasrettin Hocayı etkiler. Dayanamayıp kazın budunu afiyetle mideye indirir. Karadut yaprağıyla da elinin yağlarını bir güzel temizler. Hoca, Timur’un huzuruna çıkarılınca Timur, Hoca’nın verdiği güzel kokulu tencereyi açar, kendisine sunulan kazın tek ayaklı olduğunu görür. Kendisi topal olduğu için Nasrettin Hoca bunu hakaret olsun diye yaptı sanarak ona çok kızar.

Hikâye bu ya, Nasrettin Hoca bir gün kümese dalar, irisinden kocaman bir kaz yakalar. Keser ve bir güzel kızartır. Tencereye koyarak Timur’a götürmek üzere yola koyulur. Yolda kızarmış kazın kokusu Nasrettin Hocayı etkiler. Dayanamayıp kazın budunu afiyetle mideye indirir. Karadut yaprağıyla da elinin yağlarını bir güzel temizler. Hoca, Timur’un huzuruna çıkarılınca Timur, Hoca’nın verdiği güzel kokulu tencereyi açar, kendisine sunulan kazın tek ayaklı olduğunu görür. Kendisi topal olduğu için Nasrettin Hoca bunu hakaret olsun diye yaptı sanarak ona çok kızar. Hoca, Timur’un kendisine kızdığını anlar ve der ki “ulu hakanım, bizim Akşehir’in kazları hep tek bacaklıdır. Çeşme başındaki kazlarımıza bir bakın” der. Timur da çeşme başındaki kazların tek bacaklarının üzerinde uyuduklarını görür. Timur “yooo Hoca kazın ayağı öyle değil” der. Adamlarına çeşme başındaki kazları değneklerle kovalama emri verir. Uyandırılan kazlar iki ayak üzerinde kaçmaya başlar. Timur alayla Nasrettin Hoca’nın yüzüne bakar. “Hoca, hani sizin Akşehir’in kazları tek ayaklı idi?” diye sorar. Nasrettin Hoca “vallahi hakanım, eğer o değnekleri size verselerdi tövbeler olsun, siz oradan dört ayakla kaçardınız” der.

Gelelim günümüze… Ülkeyi yönetenler tüm dünyayı etkisi altına alan bir kriz varken bizim ekonomimizin tıkır tıkır işlediğini söylüyorlar. Dolar ve altın hızla yükselerek rekor üstüne rekor kırarken Türk Lirası tarihin belki de en hızlı değer kaybına uğradı. Zaten yaşam standartlarının çok altında aldığımız maaşlarımız hızla eriyor, enflasyon hızla yükseliyor. Bir ay çalışarak kazandığımız para ise en temel ihtiyaçların karşılanmasına bile yetmiyor. Borçsuz bir güne uyanmak adeta biz işçilere haram oluyor. İşsizlik de iş kazaları da aynı oranda hızla artarak devam ediyor. Dolar tarihin en yüksek kurundan işlem görüyor. Ama muktedirler çıkıp gözümüzün içine bakarak “siz dolarla mı maaş alıyorsunuz?” diye sorabiliyorlar. Dolarla maaş almadığımız doğru ama dolardaki yükselişten fena halde etkilendiğimiz de kazın iki ayaklı olması kadar gerçek. Gerçeklerin üzerini işte böyle türlü süslü laflarla, işler tıkırında gidiyor yalanlarıyla kapatmaya çalışabilirler. İşçi kardeş, kazın ayağı öyle değil, hem de hiç değil.

İşçi sınıfının önderleri inatla ne diyor biliyor musunuz? “Gerçekler direngendir!” Gerçekleri ilânihaye saklayamazlar, saklayamayacaklar. “Ekonomi süper gidiyor. Teknolojik hamleler ile dünyanın başını döndürüyor, hatta serseme çeviriyoruz” diyorlar. Bu yalanlara inandıkça asıl biz sersemleştikçe sersemleşiyoruz. Egemenler ne zaman bir çıkmaza girse, sıkışsa güne büyük sürprizlerle uyanıyor, avutuluyoruz. Sağda solda petrol ya da doğalgaz buluyoruz. Fakat öte yandan bir türlü de enerjiyi, yer altı kaynaklarımızı çıkaramıyoruz. Neden mi? Çünkü Lozan anlaşmasında gizli madde varmış da ondan! Amaçları milliyetçi damarımızı kabartmak, bizi coşturmak, gerçek sorunlarımızın görülmesini, konuşulmasını engellemek! İşçi ve emekçilerin gözünde başka bir düşman yaratmak, sorunların kaynağını gizlemek! Bunun için her şeyi emperyalist emellerinin propagandasına dönüştürüyorlar. Varsa yoksa kendi çıkarları, emekçilerin ne yaşadığı, nasıl yaşadığı umurlarında bile değil!

6 Eylül 2020

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • 1974’te Çinli bir çiftçi kuyu açmak için kazmasını toprağa vurduğunda, neredeyse 2200 senelik bir sır açığa çıktı. Toprak kazıldı ve binlerce kil heykel gün yüzüne çıktı. Bunlar gerçek insan boyutlarında, zırhlarını, silahlarını kuşanmış asker...
  • Aylardır tüm dünyada gündemi koronavirüs belirliyor. Bu virüsün insanlığın başına gelmiş en büyük felaket olduğu söyleniyor. Devletler, hükümetler, ulusal ve uluslararası sağlık kurumları önlem olarak maske, “sosyal mesafe” ve dezenfektan...
  • Patronlara teşvik ve vergi indirimleri getirirken, işçilerin kıdem tazminatının fiilen gasp edilmesini, esnek ve güvencesiz çalışmanın dayatılmasını içeren torba yasa sendikalar tarafından protesto edilmeye devam ediliyor. DİSK, işçiler için kabul...
  • İşçi Dayanışması gazetemizin 151. sayısının başyazısında biz okurlara bir davet var. Başyazı şiirle başlıyor: Sararmış kitaplarda kaldı yoksulluk/Geçim sıkıntısını yazmıyor şair/Yaşam bir sevinçtir şimdi/Umut doğuran sabahlara uyanıyor çocuklar/Neşe...
  • Kardeşlerim. Ben yıllardır organize sanayiye işçi taşıyan bir servis şoförüyüm. Organize Sanayi Bölgesi şehirden yaklaşık 25 kilometre uzaklıkta, işte bu yüzden sabahın erken saatlerinde yollara düşerim. Uykulu gözleri duraklarından bir bir toplar...
  • Türk-İş, kıdem tazminatının fiilen gaspını da içeren torba yasa teklifine karşı 27 Ekimde Türkiye genelinde eş zamanlı eylemler gerçekleştirdi. Ankara, Kocaeli, İzmir, Adana ve Diyarbakır gibi pek çok kentte yapılan eylemlere Türk-İş’e bağlı...
  • Ekonomi Bakanı, bir kez daha “Yeni Ekonomi Paketi” açıkladı. İşsizlik, ekonomik kriz, hayat pahalılığı, pandemiyi fırsata çeviren patronlar ve bunların emekçiler üzerinde yarattığı baskıyla ilgili tek olumlu madde çıkmadı paketten! İşçileri...
  • Patron biz işçileri adına kısa çalışma ödeneğine başvurdu. Kısa çalışma ödeneği çıkmadı. Patron ücretsiz izin ödeneğine başvurdu. Ücretsiz izin çıktı. 7 aydır ücretsiz izinde görünüyorum. Ama aslında çalışıyoruz.
  • Hak gasplarında sınır tanımayan patronlara, pandemi süreciyle beraber adeta gün doğdu. Ekonomik kriz kör bir kuyu gibi derinleştikçe işçi haklarına karşı saldırılar da o denli arttırılıyor. Ücretsiz izinler mi dersiniz, sigortasız çalıştırma mı...
  • Son yıllarda televizyonlarda yemekle ilgili programlar, yarışma programları artmış durumdadır. Kimisi her gün yayınlanan kimisi de belli günlerde yayınlanıp reyting rekorları kıran programlar haline gelmiş. Kimi büyük kanallarda yayınlanıyor kimi de...
  • Sendikalaşma haklarına ve iradelerine karşı yapılan saldırıya boyun eğmeyen HSK işçileri, fabrika önünde başlattıkları direnişi sürdürüyor. Direnişçi işçiler, 27 Ekimde şirketin Genel Müdürlüğü önünde basın açıklaması gerçekleştirdiler, kararlı...
  • İzmir Torbalı’da bulunan Oral Etiket Baskı Ambalaj fabrikasında Selüloz-İş Sendikasına üye olduğu için işten atılan 5 işçi direnişe başladı. Selüloz-İş Örgütlenme Uzmanı Aykut Günel, fabrikada sendikanın örgütlenme çalışması devam ederken işverenin...
  • Pazara gittim, çantam dolmadı, her şey ateş pahası deme… İç bir keyif çayı rahatla! Aylardır ücretsiz izindeyim, 39 lira yetmiyor, sakın ha deme... İç bir keyif çayı rahatla! Çocuk EBA’ya girememiş, Zoom’a mooma bağlanamamış… Öfkelenme, nasıl olsa...

UİD-DER Aylık Bülteni