Navigation

Buradasınız

Depresyon Değil Mücadele Zamanı!

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 141
1929’da ABD’de büyük bir ekonomik kriz patlak verdi ve bu kriz kısa zamanda Avrupa’yı da etkisi altına aldı. Bu öyle büyük ve öyle sarsıcı bir krizdi ki adına “Büyük Buhran” denildi, etkileri yıllarca devam etti. O dönemde milyonlarca insan işsiz ve aç, yüz binlerce insan evsiz kaldı. Bir işçi ABD’nin bir ucundan öteki ucuna kadar dolaşıp iş arasa bile karnını doyurabileceği bir iş bulamazdı. Avrupalı işçilerin de durumu tastamam böyleydi. İnsanlar işsizdiler, açtılar, ümitsizdiler. Üstelik Avrupa’da faşist rejimler yükseliyor, dünya kanlı bir savaşa sürükleniyordu. Bu karanlık, kasvetli tablo nedeniyle toplumu ve gençleri derin bir belirsizlik ve gelecek endişesi sarmıştı.

1929’da ABD’de büyük bir ekonomik kriz patlak verdi ve bu kriz kısa zamanda Avrupa’yı da etkisi altına aldı. Bu öyle büyük ve öyle sarsıcı bir krizdi ki adına “Büyük Buhran” denildi, etkileri yıllarca devam etti. O dönemde milyonlarca insan işsiz ve aç, yüz binlerce insan evsiz kaldı. Bir işçi ABD’nin bir ucundan öteki ucuna kadar dolaşıp iş arasa bile karnını doyurabileceği bir iş bulamazdı. Avrupalı işçilerin de durumu tastamam böyleydi. İnsanlar işsizdiler, açtılar, ümitsizdiler. Üstelik Avrupa’da faşist rejimler yükseliyor, dünya kanlı bir savaşa sürükleniyordu. Bu karanlık, kasvetli tablo nedeniyle toplumu ve gençleri derin bir belirsizlik ve gelecek endişesi sarmıştı.

Büyük Buhran’ın etkilerinin devam ettiği 1938’de ABD’li gençler arasında geniş çaplı bir araştırma yapılmış ve o dönemde gençlerin önemli bir bölümünün psikolojik sorunlarla, depresyonla boğuştuğu ortaya konmuştu. Elbette o koşullarda bu sonuç şaşırtıcı değildi. Öte yandan 2010 yılında on binlerce gencin katıldığı benzer bir araştırma yapıldı ve sonuçlar 1938 yılındaki araştırmanın sonuçları ile kıyaslandı. Buna göre 2010 yılında depresyonla boğuşan gençlerin oranının “Büyük Buhran” dönemine göre 5 kat arttığı tespit edildi. 2010’dan bu yana devam ettirilen araştırmalar bu oranın giderek arttığını ortaya koyuyor. Bu nedenle kimileri, içinde bulunduğumuz çağı gençler açısından “depresyon çağı” olarak tanımlıyor.

Ne yazık ki sadece ABD’de değil tüm dünyada gençlerin önemli bir bölümü depresyonla boğuşuyor. Bu gerçeğin inkâr edilecek bir yanı yok. Çünkü dünyamıza hâkim olan manzara Büyük Buhran’dan daha büyük bir buhrana işaret ediyor. Bugün tüm dünyayı sarsan bir ekonomik kriz yaşanıyor. Krizin yükü işçi sınıfının, emekçilerin, gençlerin sırtına yıkılıyor. En iyimser resmi rakamlara göre bile yüz milyonları bulan işsizler ordusuna her ay yeni milyonlar ekleniyor. İş bulmak, iş güvencesine sahip olmak, ihtiyaçları karşılamaya yeten bir ücret almak hayal haline geliyor. Sağlıklı çalışma koşulları, emeklilik, işçiler ve özellikle genç işçiler için giderek daha ulaşılmaz oluyor. Zenginler daha da zenginleşirken yoksullar iyice yoksullaşıyor. Dünyanın en zengin 26 dolar milyarderinin sahip olduğu toplam zenginlik dünya nüfusunun 3,8 milyarlık bölümünün sahip olduğu toplam zenginliğe eşit. Dünyada yüz milyonlarca insan açlıkla boğuşuyor. Doğa tam anlamıyla talan ediliyor. Ortadoğu’nun merkezinde olduğu emperyalist savaş nice canlar almaya, nice insanı göç yollarına düşürmeye devam ediyor. Pek çok ülkede otoriter, baskıcı, faşist rejimler işbaşına geliyor. Bu atmosferde kadına yönelik şiddet almış başını gidiyor, iş bulamadığı, geçinemediği, borçlarını ödeyemediği için intihar eden insanların sayısı artıyor…

İşte gençlerin depresyonla boğuşmasının nedeni dünyayı bu hale getiren, insanın insanı sömürmesine dayanan, adaletsizlik ve eşitsizlik yaratan kapitalist sömürü düzenidir! İçinde bulunduğumuz dönem gençlerin değil kapitalizmin “depresyon çağı”dır. İşte tam da bu nedenle eşitsizliğe, yoksulluğa karşı mücadeleye girişen, meydanlarda özgürlük şarkıları söyleyen Şilili gençler duvarlara “No Era Deprassiòn Era Capıtalismo!” diye yazıyor. Yani “depresyon çağı değil, kapitalizm!” diyor. Tam da bu nedenle Lübnan’da meydanlara çıkan gençler aynı duygularla haykırıyorlar: “Kahrolsun Anksiyete!”

Şilili ve Lübnanlı gençler işsizliğe, yoksulluğa, eğitimin paralı hale getirilmesine, zamlara, baskıya isyan etmekle kalmıyorlar. Bu sloganlarla kendilerini geleceksizliğe, yalnızlığa sürükleyen ve depresyonun asıl kaynağı olan kapitalizmi teşhir ediyorlar. “İnsanlığın acılarının, gençlerin depresyonla boğuşmasının kaynağında kapitalizm vardır” diyorlar.

Büyük Buhran’ın ilk dalgalarının ardından özellikle ABD’de bilinçli ve örgütlü işçiler, gençler, birbirlerinden güç alarak, birlik ve dayanışma içinde hareket ederek kapitalistlerden hesap sormaya giriştiler. Depresyonu da, ümitsizliği de aşmayı başardılar. Bugün dünya meydanlarını dolduran, “kahrolsun anksiyete” diyen gençler de aynı yolda yürüyorlar. “Şimdi ümitsizliğin değil; sömürünün, savaşların, şiddetin, doğa talanının, depresyonun, mutsuzluğun asıl kaynağına, kapitalizme karşı mücadelenin zamanıdır” diyorlar.

23 Aralık 2019

Son Eklenenler

  • Türkiye İstatistik Kurumu Nisan ayına ait işgücü istatistiklerini açıkladı. Rakamların bolluğuna rağmen dikkatle okunması gereken TÜİK raporu şöyle diyor: “Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı, Nisanda geçen yılın aynı ayına...
  • Lübnanlı işçi ve emekçiler 2019’un son günlerinde sokaklara dökülmüş, zamlara, hayat pahalılığına, yolsuzluklara, aşırı vergilere duydukları öfkeyi ortaya koymuşlardı. Hükümet eylemleri polis ve asker baskısıyla bastırmayı denemiş ama başarılı...
  • İş güvenliği önlemlerinin alınmaması, önlem almayan patronlara ciddi bir yaptırım uygulanmaması nedeniyle gerçekleşen iş cinayetleri her ay yüzün üzerinde işçinin hayatını kaybetmesine neden oluyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin Haziran...
  • Yeni bir şehirde yaşamayı öğrenebiliriz. Yeni komşularımızla yaşamayı öğrenebiliriz. Dünyanın hiçbir yerinde din, dil, ırk ayrımı yapmadan tüm emekçi kardeşlerimizle bir araya gelip birlikte mücadele etmeyi öğrenebiliriz. Bunlar hayatımızın yeni...
  • Sabah 07.40. Servis geldi, arkadaşımla beraber bindik gidiyoruz SASA fabrikasına. Arkadaşım kendi servislerine binebileceğimi söylemişti. “Yol parası verme oraya gelmek için” demişti. SASA fabrikasını önceden duymuştum ama hiç görmemiştim. Arkadaşım...
  • Sakarya’nın Hendek ilçesindeki Büyük Coşkunlar havai fişek fabrikasında 3 Temmuzda meydana gelen patlama sonucunda 7 işçi yaşamını yitirmiş 126 işçi ise yaralanmıştı. Ayrıntılar belirginleştikçe işçilerin bir kez daha sermayenin kâr hırsının kurbanı...
  • Kıdem tazminatına devlet güvencesi geliyor! Bir gün çalışan işçi dahi kıdem tazminatı alacak! Kıdem tazminatında devrim! Gündemdeki yerini işte bu “müjdelerle” aldı kıdem tazminatıyla ilgili yeni tasarı. Biz işçiler de epey zamandır bu müjdeli...
  • Nejat Elibol Direnen Haliç romanında 1970’li yılları anlatır. Üç fabrikada işçilerin mücadelesinin ve yürüttükleri direnişin öyküsünü aktarır. Olaylar geliştikçe işçilerin değişimini görürüz. Hakları için mücadele ettikçe, birlik olmanın önemini...
  • İktidara geldiğinden beri işçi düşmanı yasaları yapmakta pek mahir olan AKP iktidarı, uzun zamandır peşinde olduğu kıdem tazminatını fon aracılığıyla ortadan kaldırmak için yeniden harekete geçti. Burjuvazi her fırsatta işçi sınıfının mücadelelerle...
  • Bir bilginin veya haberin ya da bir olayın değiştirilip, bozulup, çarpıtılıp çıkar sağlamak amacıyla yeniden dolaşıma sokulmasına dezenformasyon deniliyor. Burjuvalar yüzlerce televizyon kanalını, sayısız gazete ve dergiyi, koca bir troller ordusunu...
  • Kapitalist sömürü düzeninde egemenlerin tek bir gayesi vardır; kârlarını arttırmak ve böylece sermayelerini büyütmek. Bu uğurda yapamayacakları şey yoktur. Onların ne vicdanları, ne ahlakları, ne de insanlıkları vardır, tek kutsalları sermayeleridir...
  • İşçi sınıfının, emekçilerin, ezilenlerin safında yer almış sanatçılarından biri olan Rıfat Ilgaz, 1911’de, yoksul bir ailede, hırçın Karadeniz’in ve dik başlı Ilgaz dağlarının yanı başında doğdu. Yaşadığı döneme savaşlar, devrimler, ayaklanmalar ve...
  • Bir Amerikan hapishanesinde geçiyor Esaretin Bedeli filmi. Suçsuz olduğu halde müebbet hapse mahkûm edilmiş Andy’nin hapishaneden kaçış öyküsünü anlatıyor. Yıllarca dört duvar arasına hapsedilen insanların psikolojilerini, alışkanlıklarını,...

UİD-DER Aylık Bülteni