Navigation

Buradasınız

İşçilerin Sordukları/71

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 134

Şirket satılırsa, devredilirse ya da isim değiştirirse kıdem tazminatımı talep edebilir miyim?

Bir şirket, isim değiştirmeden satış yoluyla bir başka kişi veya firma bünyesine geçebilir, özelleştirilebilir ya da kiralanabilir. Şirketin bir bölümü taşerona devredilebilir yahut patron değişmezken şirket isim değiştirebilir. 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 6. Maddesine göre bu durumlarda işçilerin iş sözleşmeleri aynen geçerli olur. İşçinin sözleşmesini feshetmesi için haklı sebep oluşmaz. İşçi devirden önce olduğu gibi çalışmaya devam eder. Bu nedenle işçi kıdem tazminatını talep edemez.

Şirket satılırsa, devredilirse ya da isim değiştirirse hak kaybı yaşar mıyım?

Şirketin satılması, devredilmesi, isim değiştirmesi durumlarında yeni patron devri gerekçe göstererek işçiyi işten atamaz. İşçi alacakları konusunda herhangi bir hak kaybı yaşamaz.

  • Yeni patron devir sırasındaki işçi alacaklarından yükümlü olur. İşyerinin veya bir bölümünün devri ile birlikte yeni patron, işçilerin tüm hak ve borçlarını üstlenmiş olur. Fakat ilgili kanun maddesi eski patronun sorumluluğunu da ortadan kaldırmamaktadır.
  • Devredilen bir işyerinde işçilerin; fazla mesai, prim, ikramiye, hafta tatili, genel tatil ve/veya ücret alacakları varsa ödeme sorumluluğu 2 yıl süreyle hem eski hem de yeni patronda bulunmaktadır. İşçi, bu alacaklarını her iki patrondan birden isteyebilir. Devir tarihinin üzerinden 2 yıl geçmişse eski patronun ödeme sorumluluğu kalkar, yeni patronun ise devam eder.
  • İşyeri devri ile birlikte iş sözleşmesi sona ermediğinden gerek kıdem ve ihbar tazminatı, gerekse de ücretli yıllık izin haklarının belirlenmesinde devir öncesi ve devir sonrası toplam çalışma süresi esas alınır.
  • Eski patronun sorumluluğu sadece devirden önce doğmuş haklar için 2 yıllık süre ile sınırlandırılmıştır. Kıdem tazminatı devirden önce doğan bir hak değil, iş akdinin feshedilmesiyle doğan bir haktır. Dolayısıyla kıdem tazminatı için eski işverenin sorumluluğunda süre sınırlaması yoktur. Bu yüzden işten çıkarılması ya da haklı nedenlerle iş akdini feshetmesi durumunda işçi devir öncesi oluşan kıdem tazminatı hak edişini eski patrondan talep edebilir. Burada yasal zamanaşımı süresine uyulmalıdır. Yargıtay kararlarında kıdem tazminatının işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanması gerektiği belirtilmektedir. Bununla birlikte, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları, işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır.
  • Kullanılmayan yıllık izin ücreti ve ihbar tazminatı iş sözleşmesinin feshedilmesiyle, bu yönüyle yeni patron döneminde doğan/doğacak olan haklar olduğu için işçinin tek muhatabı yeni patrondur.
  • Şirket isim değişikliğine giderse kıdem süresi ölmez, işçi haklarında kayıp yaratmaz. Fakat bu noktada şirket işyeri numarasının aynı olması gerekmektedir. İşçiler e-devlet üzerinden işyeri numarasını sorgulatabilir, bordrolarını kontrol edebilirler. Yeni şirket yetkililerinden haklarının yeni unvanlı şirkette devam ettiğine dair devir sözleşmesi isteyebilirler.
  • İlgili yasa maddesi bu hükümlerin sadece iflas dolayısıyla malvarlığının tasfiyesi sonucu işyerinin veya bir bölümünün başkasına devri halinde uygulanmayacağını ortaya koymuştur.

Gerek işyeri veya bir bölümün devri gündeme geldiğinde gerekse de şirket isim değiştirdiğinde işçilerin oldukça uyanık ve dikkatli olması gerekmektedir. Patronlar cambazlıkta sınır tanımıyorlar ve işçilere sanki prosedür gereğiymiş gibi yeni iş sözleşmeleri imzalatıyorlar. Böylece işçilerin kıdem tazminatlarını, yıllık izin haklarını gasp ediyorlar. İşçilerin bu tür durumlarda hak kayıpları yaşamamasının tek bir yolu bulunuyor. O da haklarını bilmekten ve işyerindeki diğer işçilerle güçlü birlikler kurmaktan, örgütlenmekten geçiyor.

23 Mayıs 2019

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Pandemiyi işçilerin haklarını gasp etmenin fırsatına çeviren patronların elindeki en kullanışlı silahın Kod 29 olduğunu sürecin başından beri vurguluyoruz. Zaman içinde emekçilerin gözünde teşhir olan Kod 29’a yönelik Aile, Çalışma ve Sosyal...
  • Pandemi süreci başladığından beri Kod 29 ile işten çıkarılan işçilerin sayısı 200 bini buldu. İşçi sınıfına karşı genel bir saldırıya dönüşen Kod 29’a karşı mücadele sürüyor. İstanbul’da PTT, Sinbo, Tur Assist ve Bayrampaşa Belediye işçileri,...
  • İnsan, toplumsal iletişim aracı olarak dil ve yazının yanı sıra sembollere de başvurur. Semboller duygu, düşünce ve hayalleri etkili şekilde anlatabilmenin, toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirmenin aracıdır. Döneme, coğrafyaya, kültüre göre...
  • AKP’li belediye yönetimi tarafından işten atılan İstanbul Bayrampaşa Belediye işçileri hakları için mücadele ediyor. Aralarında işyeri temsilcilerinin de bulunduğu pek çok işçi, 30 aydır gasp edilen toplu iş sözleşmesinden doğan haklarını talep...
  • Geçtiğimiz ay genç Sarah Everard isimli genç bir kadının bir polis tarafından kaçırılıp öldürülmesinden bu yana İngiltere’de polise, sağcı hükümete ve sisteme olan öfke giderek büyüyor. Haftalardır İngiltere’nin çeşitli kentlerinde eylemler ve...
  • Sendikalı oldukları için Kod 29 bildirimiyle tazminatsız işten atılan, aralarında PTT-Sen yöneticilerinin de olduğu işçiler, haklarını almak mücadelelerini sürdürüyor.
  • Emekçi kadınların ekmek ve gül mücadelesinin sembolü olan 8 Mart’ı geride bıraktık. “Emekçi Kadın: Direncin ve Değişimin Öyküsü” yayın akışımızın gösterdiği gibi; işçi sınıfı ve onun bir parçası olan emekçi kadınlar dirençleriyle, mücadeleleriyle...
  • Hayat, toplum, dünya, insan, her şey ve herkes bir değişim ve dönüşüm içinde. Değişim hayatın gerçeği, olmazsa olmazı. Oysa ne çok duyar ya da söyleriz şu cümleleri: “Hiçbir şeyin değişeceğine inanmıyorum”, “İnsanların değişeceğine inanmıyorum”, “...
  • İstanbul İşçi Sağlığı ve Güvenliği (İSİG) Meclisi, Türkiye’de 2013 ilâ 2020 yılları arasında gerçekleşen intiharlara ilişkin bir rapor yayınladı. Rapora göre son sekiz yılda en az 502 işçi ve emekçi intihar ederek hayatına son verdi. İSİG Meclisinin...
  • Siyasi iktidar geçtiğimiz yıl Nisan ayında, işçilerin yaşamını zehir eden sözde işten atma yasağıyla birlikte kısa çalışma ve ücretsiz izin uygulamasını başlatmıştı. Nisan 2020-Şubat 2021 tarihleri arasında 3 milyon 800 bin işçi Kısa Çalışma Ödeneği...
  • 30 yaşında üniversite mezunu bir işsiz kadın arkadaşımız KPSS’den barajın üstünde puan aldıktan sonra devlet memurluğuna başvuru için klavye kursuna gidiyor. Anlattıkları milyonlarca gencin hikâyesi. Bin bir hayalle üniversiteden mezun olduktan...
  • Fırat Eroğlu henüz 17 yaşındaydı, uzun kirpikleri, kara gözleriyle şirin mi şirin bir delikanlıydı. Motokurye olarak çalışıyordu. Ne yazık ki her gün iş kazalarında yaşamını yitiren onlarca işçiden biri oldu gençliğinin baharında. UİD-DER’li...
  • Kapitalistler sadece çeşit çeşit mallar, ürünler satmaz, olağanüstü başarı hikâyeleri de satarlar. Amazon, Microsoft, Disney, Apple, Tesla… Ya da yerli hikâyeler? Sabancı, Zorlu Holding veya Acun Medya… İmkânsızlıklardan doğan bu başarı...

UİD-DER Aylık Bülteni