Navigation

Buradasınız

Kavel Grevinde Emekçi Kadınlar

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 143
MESS’in dayatmalarına karşı “grev” diye haykıran Birleşik Metal-İş üyesi işçiler, Gebze’deki mitingde grev hakkının onlara miras olduğunu anlatıyorlardı. Bu mirası onurlu bir şekilde taşıyıp çocuklarına bırakacaklarını vurguluyorlardı. İşte bu mirasın adı, onların da dillendirdiği gibi Kavel greviydi.

MESS’in dayatmalarına karşı “grev” diye haykıran Birleşik Metal-İş üyesi işçiler, Gebze’deki mitingde grev hakkının onlara miras olduğunu anlatıyorlardı. Bu mirası onurlu bir şekilde taşıyıp çocuklarına bırakacaklarını vurguluyorlardı. İşte bu mirasın adı, onların da dillendirdiği gibi Kavel greviydi.

Kavel grevi Türkiye işçi sınıfı tarihine altın harflerle yazılmıştır. Büyük mücadelelerin yolunu açmış ve grev hakkının kazanılıp yasalara geçmesini sağlamıştır. Bu, Kavel işçilerinin kararlılığı, greve verilen destek ve dayanışma sayesinde mümkün oldu. Diğer fabrikalardan işçilerin, İstinye halkının, hele ki işçi sınıfının kahırlı ama bir o kadar da direngen ve korkusuz emekçi kadınların dayanışması, grevin kazanımla sonuçlanmasında hayati değerdeydi.

1961 Anayasası ile işçilere grev ve toplu sözleşme yapma hakkı tanınmış ama bu hak yasalara geçirilmemişti. İşçi sınıfı içinde huzursuzluk devam ederken İstinye’de bir kablo fabrikası olan Kavel Kablo’da Maden-İş’te örgütlü işçiler, yıllık ikramiyelerinin eksik ödeneceği haberini aldılar. Bu durumu fabrika yönetimiyle konuşmak için aralarından üç temsilci seçtiler. Konuşmaya giden bu temsilciler ve işyeri baştemsilcisi işten atıldı. Bu, bardağı taşıran son damla oldu. İşçiler önce fabrika içinde ardından fabrika önünde 62 gün sürecek olan çetin bir mücadeleye başladılar. Bu tam bir sınıf kavgasıydı. Bir tarafta fabrika patronları, kolluk güçleri, yargı ve hükümet; diğer tarafta ise işçiler, eşler, çocuklar, esnafından imamına mahallenin emekçileri.

Grev yaptıkları için işçilerin işten çıkarılması üzerine eşler, çocuklar, analar, babalar fabrika önüne geldiler. Çoban ateşi yakıldı. İşçi çocukları babaları üşümesin diye tepelerden çalı çırpı toplayıp ateşi besliyordu. Grevin devam eden günlerinde bu çocuklar fabrikanın önüne gelip “Babalarımızın hakkını verin” diyerek eylem yaptı. İşçiler önce fabrika içinde başladılar greve ama patron grevi kırmak için fabrikayı tatil etti. Bunun üzerine işçiler, grevi fabrika önüne taşıma kararı aldılar. İşçiler fabrikadan çıkarken polis saldırısına uğradılar. Bunu duyan mahalle halkı akın akın fabrika önüne geldi. Ön saflarda polis coplarına karşı ellerinde şemsiyeleriyle kadınlar vardı. 20-30 işçinin gözaltına alınması üzerine kadınlar bu sefer polis arabalarını tek tek aramaya ve işçileri kurtarmaya başladı. Grev süresince polis ve yargı baskısı hiç eksik olmadı. Her gün mahalleden kadınları toplayıp fabrikanın önüne getiren grevcilerin anası Hasibe Nineydi. Hasibe Nine, işçilere fabrikanın önünden dağılın diyen valinin yakasına yapışıp tepkisini gösteriyordu. Başından beri grevin parçası olan kadınlar, patronun fabrikadan mal çıkarma girişimine karşı, bu sefer aralarında hamileler de olmak üzere kamyonların önüne yatarak bedenleriyle barikat oluşturdular. Böylece mal çıkışını engellediler. Bu arada işçiler de polisleri kartopuna tuttu (Olayların ayrıntısı için Derinden Gelen Kökler kitabına bakılabilir).

Kadınıyla erkeğiyle işçi sınıfı koca bir çınardır. Biz emekçi kadınlar, patronlar sınıfının bize reva gördüğü kahırlı yaşamı erkek işçilerle, eşlerimizle, ağabeylerimizle, kardeşlerimizle birlikte omuzluyoruz. Kavel grevinde gösterilen dayanışma örneği ve yüzlerce benzeri deneyim, hak mücadelemizi de ancak omuz omuza vererek, safları sıklaştırdığımızda kazanabileceğimizi gösteriyor. Tam da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar gününü kutladığımız bugünlerde tüm kadın ve erkek işçileri, bizi hor gören patronlar sınıfına karşı kavgaya çağırıyoruz.

Dünya yerinden oynar işçiler birlik olsa

Kitleler tarih yapar örgütlü güce varsa

Hey hey işçi kardeş kulak ver sesimize,

UİD-DER bunu söyler; GÜÇLÜSÜN ÖRGÜTLÜYSEN!

1 Mart 2020

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) geçtiğimiz günlerde Ekim 2020 dönemi için işsizlik verilerini açıkladı. Rakamlarla oynayarak istediği değerleri elde etme konusunda ustalaşan TÜİK, mucizesini yine gösterdi. Açıklanan verilere göre 15 ve üzeri...
  • Kalyon Holding’in İstanbul Uluslararası Finans Merkezi Ziraat Kuleleri inşaatında çalışan işçilerin öğle yemeğinden hamamböceği çıktı ve işçiler bu durumu protesto etti. Şantiyede tüm uyarılara karşın düzeltilmeyen kötü koşullara duyulan öfke...
  • Hükümetin medya kalemleri aralarında işbölümü yapmış; kimisi tetikçi, kimisi akıl hocası, kimisi muhalif olanlara karşı karalama görevini üstlenmiş. Bazıları da yılın 365 günü “emekliye müjde” başlığıyla her gün gazetede, televizyon ekranında,...
  • Hindistanlı işçilerin ve tarım emekçilerinin mücadelesi 50 günü aşkın bir zamandır sürüyor. Kötü hava koşullarına, su baskınlarına rağmen bir araya geldikleri ve kamp kurdukları eylem alanlarından ayrılmayan tarım emekçileri protesto gösterilerine...
  • Somalı madenciler 13 Mayıs 2014’te gerçekleşen ve 301 madencinin ölümüyle sonuçlanan büyük maden faciasının ardından maden ocaklarının kapanmasıyla işsizliğe mahkûm edilmiş, tazminat ve alacakları da ödenmemişti. Bağımsız Maden-İş ve işçilerin...
  • Nisan 2020 itibariyle siyasi iktidar pandemi nedeniyle işten çıkarma yasağı getirdiğini “müjdelemişti”. Oysa gerçekler söylenenlerin tam tersiydi. İşten atma yerine ücretsiz izin uygulaması hayata geçirildi. Böylece patronların inisiyatifine...
  • Kayı İnşaat Cezayir’deki askeri hastane ve tesislerin inşaat şantiyelerinde çalıştırdığı işçilerin 1 yıllık ücretlerini ödemedi. İnşaat-Sen’de örgütlenen işçiler, 2019’un Aralık ayında ücretlerinin ödenmesi talebiyle Cezayir’de grev yaptılar, dava...
  • Genç işsizliğin yüzde 30’lara çıktığı, yoksulluğun her geçen gün arttığı Tunus’ta emekçilerin haklı öfkesi sokaklarda yankılanmaya devam ediyor. Hükümetin, emekçilere hiçbir güvence vermeden salgına karşı önlem adı altında sadece sokağa çıkma...
  • Geçtiğimiz haftalarda, çok bilindik bir program olan “Güldür Güldür”de işçi sınıfının örgütlülüğünün dağıtılarak yıllar içinde nasıl sorgulamayan işçiler yaratıldığı anlatıldı bir skeçle. İzlediklerimiz komik bir şekilde ele alınmıştı ancak bir kez...
  • DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikasında örgütlendikleri için işten atılan ve 43 gündür fabrika önünde direnişte olan Ekmekçioğulları Metal işçileri 19 Ocak günü Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığıyla görüşmek için Ankara’ya gittiler....
  • Dünya işçi sınıfı 2021’i sermaye sınıfının yoğunlaşan sömürüsü, baskısı ve yasaklarıyla karşıladı. İşten atma saldırıları, ücret kesintileri, hak gaspları artarak devam ediyor. Ancak işçiler de bu saldırılara karşı birleşmekten, direnmekten,...
  • Arkadaşlarla bir hafta sonu bizim evde buluşma ayarladık. Sokağa çıkamadığımızdan dolayı evde zaman geçirmek istedik. Herkes bir fikirle gelmişti. Bir arkadaşım kutu oyunu getirmişti. Oyunun adı “Monopoly.” Oyunun amacı şu; banka sana hayatta...
  • Geçtiğimiz günlerde koronavirüs önlemlerinin alınıp alınmadığını denetlemek için işyerimize kamu görevlileri geldi. Tabi bu denetimin nedeni bir arkadaşımızın işyerinde koronavirüse karşı yeterli önlemlerin alınmadığına dair yaptığı şikâyetmiş. Bir...

UİD-DER Aylık Bülteni