Navigation

Buradasınız

“Hadi Voltran’ı Oluşturalım!”

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 143
1980’li yıllarda çocuk olanların iyi bildiği bir çizgi dizi vardır: “Voltran; Evrenin Koruyucusu.” Bu çizgi dizide her biri dev mekanik aslanlara, yani robotlara kumanda eden 5 genç pilotun kahramanlıkları anlatılır. Bu kahraman pilotlar, her bölümde robot aslanlar aracılığıyla amansız bir savaş yürütürlerdi. Tek başlarına alt edemedikleri düşmanları karşısında birlik olmanın verdiği güçle zafer kazanırlardı. Bunun için içlerinden birinin “Hadi Voltran’ı oluşturalım” demesi yeterliydi. Bu işaretle birleşerek tek ama çok daha güçlü bir savaşçı robota dönüşüyor, yenilmez oluyorlardı!

1980’li yıllarda çocuk olanların iyi bildiği bir çizgi dizi vardır: “Voltran; Evrenin Koruyucusu.” Bu çizgi dizide her biri dev mekanik aslanlara, yani robotlara kumanda eden 5 genç pilotun kahramanlıkları anlatılır. Bu kahraman pilotlar, her bölümde robot aslanlar aracılığıyla amansız bir savaş yürütürlerdi. Tek başlarına alt edemedikleri düşmanları karşısında birlik olmanın verdiği güçle zafer kazanırlardı. Bunun için içlerinden birinin “Hadi Voltran’ı oluşturalım” demesi yeterliydi. Bu işaretle birleşerek tek ama çok daha güçlü bir savaşçı robota dönüşüyor, yenilmez oluyorlardı!

Bu çizgi dizi, yayınlandığı yıllarda adeta efsane olmuştu. Heyecanla ekran karşısına oturan çocuklar, çoğu defa birlikte izledikleri Voltran’dan büyük haz alırlardı. O kadar güçlüydü ki hikâyenin etkisi, meselâ daldan bir yemiş toplamak istediklerinde yahut dayanışma içerisinde bir oyun oynadıklarında “hadi Voltran’ı oluşturalım!” derlerdi. “Şu işe bir el at”, “hadi beraber yapalım”, “gücümüzü birleştirelim” gibi yerleşik kalıpları kullanmak akıllara pek gelmezdi. Bunun neden akıllara gelmediği ya da Evrenin Koruyucusu sloganıyla Voltran dizisini yapanların ne mesaj vermek istediği, bu yazımızın konusu değil. Nihayetinde “Voltran oluşturmak” gayet olumlu anlama sahip bir söz öbeği…

Her halkın dilinde birlik, birleşme, dayanışma ve buradan doğan güç kavramı vardır. Meselâ “gücümüz birliğimizden gelir!” sloganını ele alalım. Bu slogan geçmiş işçi kuşaklarından bize miras kalmıştır. Sermaye sınıfının karşısına tek vücut olarak çıkmanın zorunluluğunu anlatır. Örgütlenen, birleşen ve bilinçli hareket eden işçilerin ortaya çıkardığı enerji muazzamdır. Bu enerji tek tek işçilerin gücünün aritmetik ortalamasının çok çok daha fazlasıdır. İşçilerden oluşan bir Voltran gücüdür. Geçmiş yıllarda işçilerin böyle bir gücü vardı, bugün ise yok. Zaten sorunlarımızın büyümesinin, haklarımızın elimizden alınmasının nedeni de bu değil mi?

Siyasi iktidar işsizliğin tanımını daraltarak milyonlarca insanı işsiz saymıyor. Ama buna rağmen resmi işsiz sayısı bugün 4 milyon 308 bini aşmıştır. Oysa 2003 yılında bu sayı 580 bin civarındaydı, yani AKP’li yıllarda kayıtlı işsiz sayısı tam tamına 8 kat arttı! Üniversite mezunu işsiz sayısında da benzeri bir tablo var; 2004 yılında 100 bini bile bulmayan diplomalı işsiz sayısı, bugün 1 milyon 40 bin civarındadır. Her 4 üniversite mezunundan biri işsizdir. Peki ya hasbelkader iş bulabilenler? Hepimizin bildiği gibi burada da durum değişmiyor. Bugün Türkiye’de her üç işçiden biri kayıt dışı yani güvencesiz çalışmaktayken, milyonlarca işçiye açlık sınırının altında bir ücret reva görülüyor. Milyonlarca EYT’linin hakları tanınmıyor.

Her iki ayda bir Soma katliamı yaşanıyor Türkiye’de, çünkü ayda ortalama 150 işçi kardeşimiz iş cinayetlerinin kurbanı oluyor. Şu çelişkiye ve adaletsizliğe bakın: İşsizlerin oldukça az bir kısmının yararlanabildiği işsizlik fonundan patronlar sınıfı “teşvik” adı altında her yıl 10-15 milyar lira çalıyor! 100 şirketin 45 milyar liralık vergi borcunu silen iktidar, emekçilerin sırtındaki vergi yükünü her geçen gün arttırıyor. Üstelik bunun adına da “vergide adalet” diyor! Kıdem tazminatımıza göz dikiliyor, grevler yasaklanıyor, baskılar ve yasaklar artıyor… Tablo ortada fakat gerçeklere takla attırma noktasında pek mahir olan siyasi iktidara ve sermaye medyasına bakacak olursak her şey güllük gülistanlık!

İnsan ayakta kalabilmek, yaşama tutunabilmek için bir başka insana ya da insanlara ihtiyaç duyar. Tarih boyunca bu böyle olmuştur, insanlar kimi zorlukları birbirlerinden yardım alarak aşmışlardır. Bu davranışlarına uygun sözcükler de üretmişlerdir; birlik, dayanışma, ortaklaşma, kenetlenme, imece… İşçi ve emekçilerin birlik olmaya, dayanışmaya bugün oldukça fazla ihtiyacı var. Üstelik yemiş toplamak ya da oyun oynamak için de değil, bu sömürü sisteminin hayatımıza boca ettiği acılardan, sorunlardan kurtulmak için! Her ne kadar çetrefilli gibi görülse de karşılaştığımız tablo kaderimiz değil. Yeter ki onların bizim fikir dünyamıza aşıladığı “ben tek başına ne yapabilirim ki” düşüncesinden sıyrılalım. Tek başına değilsin, değiliz! Biz işçi sınıfıyız, üreten sınıfız ve milyonlarız. Yeter ki birleşelim, şu işe bir el atalım ya da Voltran’ı Oluşturalım. Her nasıl adlandırmak istersek öyle olsun, yeter ki olsun!

1 Mart 2020

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Krizin ve Covid-19 salgınının yükü işçi ve emekçilerin üzerine yıkılmaya devam ediyor, yoksullaşma derinleşiyor. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK’in Covid-19 Döneminde İşsizlik Sigortası Fonu Raporu, İşsizlik Sigortası Fonunun...
  • Tüm dünya yeni bir yıla “merhaba” dedi. Çeşitli dillerde, farklı tonlarda çıktı bu merhabalar. İnsanlar yeni yılda yeni dilekler dilediler. Kimisi milyarlarına milyar istedi yüzü kızarmadan, mücevher takımına yeni yeni mücevherler istedi. Kimisi iş...
  • Otomotiv sektörüne plastik araba parçaları üreten bir fabrikada çalışıyorum. Covid-19 salgınıyla birlikte çalıştığımız fabrikada bir panik havası vardı. Televizyonlardan, internetten yayılan korku ve panik havası hemen herkesi çok etkiledi. Toplum...
  • Bir yılı daha geride bıraktık. 2020’nin ilk aylarında hayatımıza giren pandemiyle birlikte yaşamımız içinden çıkılmaz hale geldi. İşsizlik, yoksulluk derken bir de üstüne gelen yasaklarla beraber nefes alamaz olduk. Biz işçiler için zor bir yıldı....
  • Siyah emekçilere yönelik ırkçı saldırılar devam ediyor. ABD’de geçtiğimiz Mayıs ayında George Floyd’un katledilmesi üzerine tüm dünyada emekçilerin adalet talebi yükselmiş, meydanlar ırkçı nefrete karşı dolup taşmıştı. Kıtadan kıtaya sıçrayan...
  • Sağlık sistemindeki çöküş salgınla birlikte daha görünür hâle geldi. Sağlık çalışanlarının yükü artarken, dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de sağlık işçileri bu duruma sessiz kalmıyor. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikasının (SES...
  • Çok şahit olmuşuzdur ilginç haber başlıklarına. “Emeklilere Müjde”, “Çalışanlara Müjde”, “Artık Herkes Kıdem Tazminatı Alacak” vs... Ama haber içeriğine baktığımızda hiç de müjdeli bir şeyle ya da başlıkta söylendiği gibi heyecan verici bir haberle...
  • “Bir adım öne geçme zamanı! 60 yıllık tecrübemizi çalışma hayatımızın yarınları için seferber ediyoruz. Ülkemizi geleceğin merkezi yapmak için teknoloji hareketini başlatıyoruz.” Metal Sanayicileri Sendikası MESS ilk ürününü paylaşmaktan gurur...
  • Sağlıklı bireyler olabilmek başta sağlıklı beslenmekten geçiyor. İyi beslenenler daha az hasta olurlar. Özellikle kanser gibi önemli hastalıklara yakalanma riskleri de düşer. Bağışıklık sistemleri güçlü olduğundan Covid-19 gibi bulaşıcı hastalıklara...
  • Koronavirüs salgını dünyanın her yerinde sağlık işçilerinin iş yükünü daha da arttırdı. Bu süreçte hayata geçirilen tüm uygulamalar bilim kisvesi altında yapılırken gelin biz de artan iş yükü ve gece mesailerini bilimsel çerçevede değerlendirelim....
  • Ah ah ne günlerdi! Hasta olmaktan ve iğnelerden korksam da hasta olunca yiyeceğim güzel yemeklerin hayalini kurardım çocukken. O zamanlar pek öyle dolabımız dolmazdı. Okula giderken yılda toplasan beş defa bile harçlık aldığımı bilmem. Alsak bile en...
  • Pandemi ortaya çıktığından beri biz işçilerin sırtına binen yük her geçen gün artıyor. Biz işçiyiz, yük hayvanı, bir alet ya da makine parçası değiliz. Bizlerin de yaşamları, aileleri ve özlemleri var. Ama öyle bir düzende yaşıyoruz ki, biz işçiler...
  • Dünyanın birçok ülkesinde ücret artışı, iş güvenliği önlemlerinin alınması, ağır çalışma koşullarının düzeltilmesi, sağlık alanında daha fazla istihdam gibi taleplerle sokaklara çıkan sağlık işçilerine İranlı sağlık işçileri de katıldı. İşçiler 2...

UİD-DER Aylık Bülteni