Navigation

Buradasınız

Kemal Türkler ve Başı Dik İşçilerin Mücadelesi

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 136
İşçi sınıfının mücadele tarihi birçok önemli dersle doludur. İşçi mücadelesinin yükseldiği dönemlere damgasını vuran anlar, eylemler, örgütler ve kişiler vardır. 1960 ilâ 1980 arasındaki dönemde Kavel, 15-16 Haziran 1970, 1 Mayıs 1977 gibi işçi eylemleri, Türkiye işçi sınıfı mücadelesinin köşe taşlarındandır. İşte Kemal Türkler işçi sınıfının görkemli eylemleriyle ayağa kalktığı bu dönemin sembol isimlerinden biridir. Mücadeleden taviz vermeyen, sendikal örgütlenmeyi işçi tabanına yayan, işçilerle kader ortaklığı yapan ender sendikacılardan biri oldu Türkler.

İşçi sınıfının mücadele tarihi birçok önemli dersle doludur. İşçi mücadelesinin yükseldiği dönemlere damgasını vuran anlar, eylemler, örgütler ve kişiler vardır. 1960 ilâ 1980 arasındaki dönemde Kavel, 15-16 Haziran 1970, 1 Mayıs 1977 gibi işçi eylemleri, Türkiye işçi sınıfı mücadelesinin köşe taşlarındandır. İşte Kemal Türkler işçi sınıfının görkemli eylemleriyle ayağa kalktığı bu dönemin sembol isimlerinden biridir.

Mücadeleden taviz vermeyen, sendikal örgütlenmeyi işçi tabanına yayan, işçilerle kader ortaklığı yapan ender sendikacılardan biri oldu Türkler. Bu nedenle egemenler 12 Eylül 1980 askeri faşist darbesinin zeminini hazırlarken onu katlettiler. Kemal Türkler öncülüğünde yaratılan sendikal gelenek, bugün hâlâ sermaye sahiplerini ve bürokrat sendikacıları ürkütmeye devam ediyor. Kemal Türkler’le simgelenen bu mücadeleci anlayış bilinçli işçilereyse güç ve umut veriyor.

1926’da Denizli’de göçmen bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Kemal Türkler, 1954’te Maden-İş’in genel başkanı oldu. Bu tarihten, katledildiği 22 Temmuz 1980’e kadar dürüst, çalışkan, özverili bir işçi lideri olarak mücadeleci sınıf sendikacılığı anlayışının en önemli temsilcilerinden biriydi. Maden-İş ve DİSK o dönemde işçilerin inandığı, güvendiği güçlü mücadele örgütleriydi. Patronlar sınıfının dayattığı uzlaşmacı sendikacılık anlayışına karşı işçilerin büyük bir güvenle sahip çıktıkları mücadeleci sendikalardı. Peki, işçilerin Kemal Türkler’e, Maden İş’e ve DİSK’e bu denli güvenmesinin nedeni neydi?

Kemal Türkler’in yönetimi altında DİSK, işçilerin gerçek bir mücadele örgütü halini almıştı. İşçiler DİSK’li olmakla gurur duyuyorlardı. Örgütlerinin mücadele çağrısına coşkuyla karşılık veriyorlardı. DİSK’e bağlı işyerlerinde işçiler düzenli olarak eğitimlerden geçiriliyordu. Bu eğitimlerde işçi sınıfının tarihi, patronlar sınıfına karşı mücadeleleri, hakları, siyasal çıkarları konu ediliyordu, yani işçi sınıfının bilinçlenmesi ve güçlenmesi için eğitimler yapılıyordu.

1952 yılında kurulan Türk-İş, devlet eliyle kamu ve özel işyerlerinde yetkili kılınan sendikaların konfederasyonuydu. Türk-İş başkanları adeta hükümetin bakanları gibi işçi sendikalarını yönetiyorlardı. Sendika bürokratları, işçilerin örgütlendiği bu yıllarda, işçileri siyaset ve örgütlenmelerden uzak tutmak için adeta sendikaların başına atanmış kontrol memurlarıydı. İşçi sınıfını kendi bağımsız çıkarları çerçevesinde siyaset yapmaktan yani patronlar sınıfı karşısında güçlenmekten alıkoymak istiyorlardı. Kemal Türkler, Türk-İş’in “partiler üstü” siyaset anlayışına karşı çıktı ve sermaye sınıfına karşı işçi sınıfının mücadelesini savundu. Kemal Türkler ve daha sonra DİSK’i kuracak sendika liderleri 1961’de Türkiye İşçi Partisini kurdular. Bu dönemde sosyalist örgütlenmeler gelişip serpiliyor ve işçi sınıfı içinde güç kazanıyorlardı.

Kemal Türkler ve arkadaşları mücadeleci bir sendikal anlayışa can vermek amacıyla, 13 Şubat 1967’de Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nu (DİSK) kurdular. İşçiler DİSK’in kuruluşunu coşkuyla karşıladılar ve hızla DİSK’in çatısı altında örgütlendiler. Kemal Türkler’in yönetimi altında DİSK, işçilerin gerçek bir mücadele örgütü halini almıştı. İşçiler DİSK’li olmakla gurur duyuyorlardı. Örgütlerinin mücadele çağrısına coşkuyla karşılık veriyorlardı. DİSK’e bağlı işyerlerinde işçiler düzenli olarak eğitimlerden geçiriliyordu. Bu eğitimlerde işçi sınıfının tarihi, patronlar sınıfına karşı mücadeleleri, hakları, siyasal çıkarları konu ediliyordu, yani işçi sınıfının bilinçlenmesi ve güçlenmesi için eğitimler yapılıyordu. Bu eğitimlerin yapıldığı Gönen tesislerinin inşaatında elinde kürek, alnında terle bizzat Kemal Türkler çalışıyor, çevre halkının derin saygısını ve sevgisini kazanıyordu.

DİSK’in kurulmasıyla işyerlerinde komitelerini oluşturan işçiler, bir araya gelip taleplerini belirliyor, bu talepleri toplu sözleşmelere yansıtıyorlardı. Sonuna kadar taleplerinin arkasında duruyor, geri adım atmıyorlardı. O yıllarda işçi sınıfının mücadelesi ve kazanımları sadece ekonomik alanla sınırlı değildi. İşçiler demokratik haklarına da sahip çıkıyorlardı. İşçiler, 15-16 Haziran 1970’te iki gün boyunca meydanlara inmiş, sendikaları DİSK’in kapatılmasına izin vermemiş, onu patronlara yedirmemişlerdi. Keza demokratik hakları yok etmek üzere kurulan Devlet Güvenlik Mahkemelerine karşı büyük bir direniş sergilemişlerdi.

Bugünün işçi kuşakları Kemal Türkler’i de işçi sınıfının geçmişteki mücadelelerini de unutmamalıdır. Sendikalar işçi örgütleridir ama bugün bürokratlaşmış sendikacıların amacı işçilerin haklarını genişletmek değil, kişisel kariyerlerinin peşinden koşmaktır. Bu bürokrat sendikacılar sendikalardan söküp atılmadan işçi sınıfı ekonomik ve demokratik haklarını geliştiremez. İşte bu doğrultuda, geçmişin deneyimleri ve Kemal Türkler gibi işçi önderlerinin mücadelesi yol gösterici olmalıdır.

20 Temmuz 2019

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Hollywood filmlerine taş çıkartan senaryolarla küresel bir tantananın kopartıldığı, muazzam bir ikiyüzlülüğün sergilendiği günlerden geçiyoruz. Her gün yeni sayılar açıklanarak koronavirüs salgınının nasıl da hızlı yayıldığı ilan ediliyor, panik...
  • Dünyanın dört bir yanında koronavirüs salgını bahanesiyle patronlar sınıfı toplu işten atmalara başladı. Daha şimdiden dünya genelinde 20 milyonun üzerinde işçi işsiz kaldı. Henüz işten atılmayanlar ise ya ücretsiz izne çıkarılıyor ya da esnek...
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Biz Bize Yeteriz” adıyla başlattığı bağış kampanyası “hayırsever” patronlar ve siyasetçiler tarafından büyük destek gördü! Açılışı yedi aylık maaşını bağışlayarak bizzat Cumhurbaşkanı yaptı. Hemen ardından MHP Genel Başkanı...
  • Son günlerde gündemde olan tek bir konu var, o da koronavirüs. Belli ki bu virüs daha uzun süre gündemde olmaya devam edecek. Hal böyle olunca fabrikalarda, işyerlerinde, evlerde sadece bu konu konuşuluyor. Toplumun büyük bir çoğunluğu adeta...
  • Malum koronavirüs salgını hayatımızın her alanını sarmış durumda. Bu virüsün fiziksel açıdan vereceği zarardan ziyade psikolojik ve ideolojik açıdan zararlarına, saldırılar ve hak gaspları için bahane edilmesine dikkat etmeliyiz. Patronlar sınıfının...
  • Merhaba dostlar! Son zamanlarda koronavirüs sebebiyle biz işçi sınıfı ve emekçi çocukları olarak zor dönemlerden geçiyoruz. Haftalardır süren salgın haberleri, açıklamalar, sosyal medya paylaşımları insanları içinden çıkması hayli zor bir korku ve...
  • “Sakin ol şampiyon, evdeyim!” Bu lafı sosyal medyadan duymuşuzdur muhakkak. Zengin muktedir, tuzu kuru bir emek sömürücüsü, bir takipçisi “neden dışarıdasınız?” deyince böyle bir yanıt verdi. Yalısının boğaz manzaralı bahçesinde spor yapıyordu. Ne...
  • Sermaye sınıfı, ekonomik krizin üzerini örtmek ve faturayı işçi sınıfına kesmek için muazzam bir bahane keşfetmiş durumda: Koronavirüs salgını! Yıllardır bağıra çağıra geliyorum diyen ekonomik kriz, daha öncekileri adeta mumla aratırcasına sonunda...
  • Türkiye’de koronavirüsün tespit edilmesinin üzerinden iki haftadan fazlaca bir zaman geçti. Bu süre zarfında, televizyon ekranlarından sürecin açık ve şeffaf bir şekilde yürütüldüğü, tüm bilgilendirmelerin yapıldığı, önlemlerin alındığı ileri...
  • Geçtiğimiz günlerde patron bize “virüsten dolayı işlerin çok düştüğü” gerekçesiyle ücretsiz izin kâğıtları imzalattı. Sonrasında bir kısmımızı ücretsiz izinde olmamıza rağmen parasını ödeyeceğini iddia ederek 10 gün daha çalıştırdı. Aynı zamanda çok...
  • Geçen günlerde yapılan bir araştırmaya göre Türkiye’de işçilerin yaklaşık yüzde 70’i işini kaybetme korkusuyla yaşıyor. Nasıl yaşamasın? Daha şimdiden birçok işyeri işçileri işten çıkardı. Çıkarmaya da devam ediyorlar. Fakat bu kargaşanın içinde...
  • Her gün, her tarafta karşımıza 14 madde çıkıyor. Sağlık Bakanlığı tarafından ilan edilen bu maddelerin bizi koronavirüsten koruyacağı söyleniyor, işyerlerinden billboardlara, TV’lerden cep telefonlarına gelen mesajlara kadar bu maddeler tekrar...
  • Ben yaklaşık 10 yıldır çeşitli sektörlerde çalışan bir işçiyim. Uzun zamandır İşçi Dayanışması bültenini okuyorum, orada ortaklaştırdığımız deneyimlerden nasibimi alıyorum ve arkadaşlarımla bu deneyimleri paylaşıyorum. Bu mektup ile de sizlere ilk...