Navigation

Buradasınız

Medya, Şiddet ve Emekçi Kadın

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 136
İzleyenler bilir, 31 Mart seçimlerinden önce Güldür Güldür Show’da bir skeç yayınlanmıştı. O skeçte bir gazetenin genel yayın yönetmeni editörlere “aman ha, negatif habercilik yapmayın” minvalinde sözler ediyordu. Ona göre ekmeğe gelen zammın haberi “obeziteye tokat” manşetiyle verilmeliydi. Bu skece hepimiz kahkahalarla güldük ama gülerken düşündük de, çünkü bu skeçte anlatılanların hepsini gerçek yaşamda görüyorduk.

İzleyenler bilir, 31 Mart seçimlerinden önce Güldür Güldür Show’da bir skeç yayınlanmıştı. O skeçte bir gazetenin genel yayın yönetmeni editörlere “aman ha, negatif habercilik yapmayın” minvalinde sözler ediyordu. Ona göre ekmeğe gelen zammın haberi “obeziteye tokat” manşetiyle verilmeliydi. Bu skece hepimiz kahkahalarla güldük ama gülerken düşündük de, çünkü bu skeçte anlatılanların hepsini gerçek yaşamda görüyorduk.

O günlerde soğanın, patatesin, biberin fiyatı el yakıyordu. Halk, pazarlarda, marketlerde bu sebzelerin yanına yaklaşamıyordu. Ama “kriz mriz yok” deniliyor, pazar esnafı, marketçiler suçlanıyordu. Bu sebzeleri daha ucuza almak için tanzim satış noktalarında oluşan kuyruklara “varlık kuyruğu” deniliyordu! Pahalılığın gerçek nedenleri anlatılmıyor, işsizlik kuyrukları gösterilmiyor, altında ezildiğimiz vergilerden, faturalardan bahsedilmiyordu. Sanki her şey güllük gülistanlıktı. Üç kuruşluk sadaka gibi sosyal yardımlar, ücret zamları “müjde” diye büyütülüp haber yapılıyordu.

Skeçteki gibi ekmeğe ya da gerçek hayattaki gibi soğana, patatese, bibere gelen zamlarla, tanzim satış kuyruklarıyla ilgili haberlerin çarpıtılarak verilmesi, gerçeklerin biz milyonlarca işçi ve emekçiden gizlendiği, aldatıldığımız anlamına gelir. Medyanın “negatif habercilikten” uzak durmasının nedeni bizim gerçekleri görmemizi ve hesap sormamızı engellemektir. Medya patronları, siyasi iktidarlar bunu sistematik olarak yaparlar. Sahip oldukları televizyon kanallarını, gazeteleri, dergileri, internet sitelerini, sosyal medya araçlarını kullanarak yalanları üretir ve yayarlar. En zehirli fikirleri zihnimize enjekte ederler. Bizi oyalar, kandırır, yalan yanlış düşüncelerle körleştirirler!

Tam da bu noktada bir soru daha soralım: Emeğiyle geçinen insanları ilgilendiren böyle önemli konularda “negatif habercilik yapmamak” yaklaşımıyla tüm olumsuzlukları gizleyen medya, sıra kadına yönelik şiddet, kadın cinayeti, taciz, tecavüz, çocuk istismarı haberlerine gelince neden bambaşka bir tutum alıyor? Neden bu haberleri ısıtıp ısıtıp en ürkütücü görüntü ve başlıklarla önümüze koyuyor? Neden bu konuda negatif haberciliğin âlâsı yapıyor?

Gerçekten bu nokta çok dikkat çekicidir. Emekçi kadınların hayat pahalılığı, yoksulluk, işsizlik, doğum-emzirme izni, kreş hakkının gasp edilmesi gibi sorunları medyada hasıraltı edilir. Kadın-erkek işçilerin bu sorunları çözmek için verdiği mücadelelere kör ve sağır kalınır. Ama kadına yönelik şiddet haberleri özellikle öne çıkarılır. Üstelik nedenleri, nasıl çözülebileceği üzerine tek bir kelime bile edilmeden! Çünkü amaç emekçi kadınların sorunları ve bu sorunların çözülmesi için çaba göstermek değildir!

Asıl amaç emekçi kadınları korkutmak, baskı altına almak, evinin dört duvarı arasına hapsetmek, körleştirmek, pasifleştirmek, itaat etmeye zorlamaktır! Zihnini esir almak, her an her yerde şiddete uğrayabileceği korkusuyla yaşamasını, kendini yalnız ve çaresiz hissetmesini sağlamaktır! Emekçi kadınların sorunlarını çözmek için irade göstermesini, harekete geçmesini ve birleşip örgütlenmesini engellemektir! Kadın-erkek tüm işçilerin birleşip sömürü düzenini ve yarattığı tüm sorunları yok etmek için birlikte mücadele etmesini engellemektir!

Kadınıyla erkeğiyle patronlar sınıfı bizi en azgın biçimde sömürüyor. Yoksulluğa, güvencesizliğe mahkûm ediyor. Sömürü düzeni erkek egemen anlayışı kışkırtıyor. Kadını ikinci sınıf insan yerine koyuyor. Kadına yönelik şiddeti meşrulaştırıyor. Bu nedenle kadına yönelik şiddetin asıl sorumlusu sermayenin sömürü düzenidir. Ama medyanın da yardımıyla bu konuda da bizi aldatıyorlar! Emekçi kadına “senin düşmanın sömürü düzeni değil erkektir” diyorlar.

Şimdi elimizde tuttuğumuz sayfaları çevirelim ve Dünyadan köşesinde yer alan Güney Afrikalı Madencilerin “EŞİTLİK” Grevi başlıklı haberi okuyalım. İşçi sınıfının kadınları ve erkekleri dayanışma içinde olduğunda, birlikte mücadele yürüttüğünde kadına yönelik şiddet de dâhil olmak üzere emekçi kadınların sorunlarının nasıl da çözüm bulduğuna şahit olalım. Dostumuz kim, düşmanımız kim, bir kez daha görelim.

27 Temmuz 2019

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • İşçilerin, emekçilerin, gençlerin kapitalist sömürü düzenine ve bu düzenin yarattığı sorunlara karşı öfkesi büyüyor. Dünya meydanlarında işçi sınıfının öfkeli sesi, talepleri, özlemleri yankılanıyor. Ne baskılar ne yasaklar ne de polis-asker şiddeti...
  • Bir lise öğrencisi: Bir öğrenci olarak az çok tahmin edeceğiniz masraflarım var, ancak aynı masrafları karşılamak için artık daha fazla para gerekiyor. Ailem ve ben okul masraflarının pahalılığından şikâyetçiyiz. Örneğin benim okulum devlet okulu...
  • Birçok ülkede, farklı tarihlerde “çocuk günü” vardır ve o günlerde çocuklar hatırlanır, iyi dileklerde bulunulur. UNICEF ise 191 ülke tarafından kabul edilen Çocuk Hakları Sözleşmesinin imzalandığı gün olan 20 Kasımı Dünya Çocuk günü olarak kutluyor...
  • TÜİK’in Ağustos ayına ait işgücü istatistikleri, işsizliğin her geçen ay daha da arttığını gösteriyor. TÜİK’in rakamlarına göre, 2019 Ağustos döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre işsiz sayısı 980 bin kişi artarak 4 milyon 650 bine yükseldi....
  • UİD-DER’li bir emekçi kadın çalıştığı işyerinde kadın arkadaşlarıyla yaptığı bir sohbeti şöyle aktarıyor: “İsviçre’de kadınların eşit işe eşit ücret talebiyle yaptığı grev üzerine sohbet ediyorduk. Arkadaşlarımın bu grevden haberi yoktu....
  • DİSK’e bağlı işyerlerinde çalışan işçiler, yarım gün iş bırakarak “kıdem tazminatının gaspına hayır, vergi adaleti istiyoruz” sloganıyla Konak Meydanına yürüdü. 181 gündür işlerine dönmek için direnen Aliağa Belediyesi işçileri de kendi...
  • DİSK, Türk-İş ve Hak-İş genel başkanları, vergi adaletinin sağlanması talebiyle Türk-İş Genel Merkezinde bir araya gelerek ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ve Hak-İş...
  • Başarıya giden yol nedir, hiç düşündünüz mü? Şimdi bu soruyu niye sordum merak ediyor olabilirsiniz. Kurbağalar ile ilgili bir hikâye okudum. Bu hikâye çok hoşuma gitti ve sizlerle paylaşmak istedim. Üzerine biraz düşününce hayatımızda da bu...
  • İstanbul Fatih’te 6 Kasım Çarşamba günü dört kardeş evlerinde ölü bulundu. Tanıdıkları haber alamayınca evlerine gittiler ve kapıda “Dikkat siyanür var, polisi arayın, içeri girmeyin” notu ile karşılaştılar. Notu gören kardeşlerin tanıdıkları polise...
  • Milyonlarca işçinin brüt ücretinden yapılan kesintiler, işçinin yıllık gelirine göre değişiyor. Geliri 18 bin liraya kadar olanlardan yüzde 15, 18 binle 40 bin lira arasında olanlardan yüzde 20, 40 binle 148 bin lira arsında olanlardan ise yüzde 27...
  • TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, beklenen büyük İstanbul depreminin olası sonuçlarına ilişkin 11 Kasımda bir çalıştay düzenledi. Düzce depreminin 20. yılında Kadıköy’de düzenlenen İstanbul Deprem Çalıştayında, 20 milyonluk mega kentin depreme...
  • Zeytinoğlu Grubu’na bağlı Entil Endüstri, Halpaki Döküm ve Tarkon Makine işçilerinin kıdem tazminatları ve 5 aylık ücretlerinin ödenmesi talebiyle 4 Kasımda başlattıkları nöbet eylemi devam ediyor. 3 fabrikada çalışan işçiler, taleplerini duyurmak...
  • 17 Ağustos depremini Kocaeli Karamürsel’de yaşamış birisi olarak, o gece ve sonrasında yaşadıklarımı sizlerle paylaşmak istedim. O zamanlar eşim İstanbul’da çalışıyor, ben 1 yaşındaki kızım ve 4 yaşındaki oğlumla annemde kalıyordum. 17 Ağustos...