Navigation

Buradasınız

Patron Güvenlik Önlemlerini Almadı, AKP Hükümeti Göz Yumdu: Soma’da Toplu İşçi Katliamı!

Sermayenin Kâr Hırsı Yüzlerce Kardeşimizin Canını Aldı

13 Mayıs akşam saatlerinde Manisa’nın Soma ilçesinde Soma Holding’e ait bir kömür ocağında patlama meydana geldi. Vardiya değişimi sırasında meydana gelen kazada şu ana değin, 301 işçi yaşamını kaybetti. Onlarca yaralı var.

Patronların açgözlülüğü ve AKP hükümetinin suç ortaklığı yüzlerce işçi kardeşimizi aramızdan aldı. Yüzlerce ailenin ocağına ateş düştü. Anneler, babalar, eşler, çocuklar, akrabalar ağlıyor! Yaşamını kaybeden işçilerin acısı yalnızca ailelerinin acısı değildir. Bu acı hepimizin acısıdır, bu acı işçi sınıfının acısıdır, bu acı hepimizin yüreğini dağlıyor. Başta yitirdiğimiz işçilerin aileleri olmak üzere tüm işçi sınıfımızın başı sağolsun!  

Kardeşler!

Yüzlerce kardeşimizi aramızdan alan katliamın sorumlusu başta Soma Holding patronu olmak üzere sermaye düzeni ve onun çıkarlarına hizmet eden AKP hükümetidir. İşçi kardeşlerimizi toplu bir şekilde öldüren, insanı değil parayı yücelten kapitalist sömürü sistemidir.

Soma’da meydana gelen hadise iş kazası denilip geçiştirilemez. Maden ocağında toplu bir iş cinayeti yaşanmıştır. Bunun faili Soma Holding patronu ve onun suç ortağı AKP hükümetidir. Gözünü kâr hırsı bürüyen patronlar, gerekli güvenlik önlemlerini almazken, işyerlerini denetlemesi gereken AKP hükümeti ise bu noktada hiçbir şey yapmamaktadır. Meydana gelen kazadan tam 14 gün önce, yani 29 Nisanda Soma’daki maden ocaklarının araştırılması için Meclis’e verilen bir önergeyi AKP reddetmiştir.

2011’de İstanbul Esenyurt’ta bir AVM inşaatında çıkan yangında 11 işçi kardeşimiz yanarak can vermişti. Bu AVM inşaatının patronu, hemen yangın öncesinde bizzat Başbakan Erdoğan tarafından ödüllendirilmişti. Erdoğan o ödül toplantısında konuşurken, patronların önündeki tüm engelleri temizleyeceklerini, ayaklarındaki prangaları çözeceklerini açıklamıştı. İşte Soma’da işçi kardeşlerimizin canını alan patlama, Erdoğan’ın çözdüğü “pranga”ların bir sonucudur. Tüm güvenlik önlemlerinin eksiksiz alınması, nitelikli ve donanımlı işçilerin çalıştırılması gereken maden ocakları özelleştirilmiş ve taşeronlaştırılmıştır. Maliyetleri düşürmek amacıyla gerekli güvenlik önlemleri alınmazken, kalifiye olmayan, kısa süreli sözleşmeye ve düşük ücretle çalışmaya mecbur edilen işçiler madenlere doldurulmuştur. Soma Holding’a ait maden ocağındaki işçi katliamı bu gerçeği gözler önüne seriyor. Yaşamdan kopartılan işçilerden Cemal Yıldır yalnızca 19 yaşındaydı.

Kazanın meydana geldiği madende ve başka maden ocaklarında çalışan işçiler peş peşe açıklamalar yaparak iş güvenliği önlemlerinin alınmadığını belirtiyorlar. 6 bin işçinin çalıştığı Soma Holding’e bağlı maden ocaklarında yalnızca 9 iş güvenliği uzmanının olması çarpıcıdır. Aslında iş güvenliği uzmanı sayısının çok fazla olması da önemli değildir. Zira bu uzmanlar ücretlerini patronlardan almakta ve işten atılma korkusuyla patronların arzuları doğrultusunda hareket etmektedirler. Aynı şekilde devlete bağlı müfettişlerin raporlarının önemli bir kısmı da işveren lehine olmaktadır. Kazanın meydana geldiği ocakta 2 yıl içinde sözümona 5 kez inceleme yapılması fakat “bir soruna rastlanmaması” bu gerçeği gözler önüne sermektedir. Emek örgütlerinin yoğun baskısı sonucunda 2012’de İş Sağlığı ve İş Güvenliği adıyla son derece sınırlı bir yasa çıkartan AKP hükümeti, bu yasanın uygulanması için bile gerekli denetimleri yapmamaktadır. Üstelik yasanın önemli maddeleri, patronların arzuları doğrultusunda 2014 ve 2016’ya kadar ertelenmiştir.

Soma Holding yönetim kurulu başkanı Alp Gürkan, Hürriyet Gazetesi’ne verdiği bir mülakatta şirketinin nasıl büyüdüğünü ballandıra ballandıra anlatırken, yılda 6 milyon ton kömür çıkartıldığını övünerek söylemektedir. Üstelik kömürün tonunun maliyetini 140 dolardan 24 dolara indirmekle övünürken, hiç utanmadan bunu “özel sektörün çalışma tarzı”na bağlamaktadır. Kapitalistlerin bu “başarı”larının işçilerin hangi bedelleri ödemesi pahasına olduğunu bir kez daha görüyoruz. Unutmayalım ki patronların başarı öyküsü, işçi sınıfının yoğun sömürüsü üzerinde yükselmektedir.

Kardeşler!

AKP hükümeti, patronların ayağındaki tüm prangaları çözerek ekonominin büyümesini sürdürmek istemektedir. Çünkü AKP, ekonominin büyümesi ile iktidarının uzun ömürlü olması arasında bir ilişki olduğunu biliyor. AKP iktidarı döneminde 13 bine yakın işçi iş kazalarında yaşamını kaybetti ve daha fazlası yaralandı, sakatlandı. Bu veriler, ekonominin büyümesi ile iş kazaları ve iş cinayetleri arasında doğrudan bir ilişki olduğunu gözler önüne sermektedir. Türkiye’nin, patronlara ve devlete sorumluluklar yükleyen Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 176 numaralı “Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi”ni 19 yıldır imzalamadığını da burada hatırlatmak lazım.

Geçen sene Soma Holding’e ait bir maden ocağının açılışına katılan Enerji Bakanı Taner Yıldız, patronlara sesleniyor ve gelen baskıları kafanıza takmayın diyerek yol gösteriyordu. Daha önceki senelerde Başbakan Erdoğan da yaşamını kaybeden madenciler için “bu işin doğasında var, kaderdir” diyerek iş cinayetlerini meşrulaştırmaya çalışmıştı.

AKP ve patronlar Türkiye ekonomisinin büyümesiyle çok övünüyorlar. Soma’daki yüzlerce kardeşimizi alıp götüren katliam da ortaya koyuyor ki, bu büyüme işçilerin kanı ve canı üzerinde yükselmektedir. Büyüyen ekonomiden işçilerin payına ağır çalışma koşulları, sefalet ücreti, acı ve gözyaşı düşmektedir.

İş kazaları ve iş cinayetleri işçi sınıfımızın en büyük sorunlarından biridir. Bu konuda duyarlılık oluşturmak amacıyla bir kampanya başlatan derneğimiz UİD-DER, “İş Kazaları Kader Değildir, İşçi Ölümlerini Durduralım!” sloganıyla yüz binlerce emekçiye ulaşmış, 100 bini aşkın imza toplamış ve bu imzaları işçilerin sesini duyurmak amacıyla Meclis’e de ulaştırmıştı. Süregiden iş kazaları ve iş cinayetleri, derneğimizin kampanyasının ne denli önemli olduğunu bir kez daha doğruluyor. Şunu hiç unutmayalım: İşçi sınıfı örgütlenip mücadele etmediği müddetçe, patronlar ve onların hizmetindeki hükümetler gerekli güvenlik önlemlerini almayacaklar. İş cinayetleri işçi sınıfı için yakıcı bir mücadele konusudur. Bu konuda yükseltilecek mücadele ise, kapitalist sömürü sitemini hedef almadan asla amacına ulaşamaz!

pdf
14 Mayıs 2014

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • İçim içime sığmıyor, yükseklerden uçuyorum, bir türlü gökten yere inemedim. Çünkü ekonomimiz göklerden yerlere inmiyormuş. Havadis böyle. Bakanımız diyor ki “ekonomimiz uçuyor.” Biz de uçuyoruz! Doğalgaz bulunmuş, bulundu da gaz da uçucu bir madde...
  • Orta Afrika’da bir ülke olan Kongo Cumhuriyeti’nde 11 Eylül Cuma günü üç altın madeninde gerçekleşen göçükte 50’den fazla maden işçisi hayatını kaybetti. Güney Kivu eyaletindeki madenlerde onlarca can alan göçüğün günlerdir yağan şiddetli yağmur...
  • Birleşik Hizmet Sendikası Ver.di’ye bağlı işçiler toplu sözleşmelerdeki ücret anlaşmazlığı karşısında uyarı grevleri gerçekleştirdi. İlk olarak 10 Eylülde uluslararası Alman yayın kuruluşu Deutsche Welle (DW) çalışanları yarım günlük bir uyarı...
  • Koronavirüs salgını ile birlikte dünyanın her yerinde sağlık işçilerinin iş yükü daha da arttı. Hem fiziksel hem de ruhsal olarak yıpratılan sağlık işçileri bir de ekonomik sıkıntılarla, sefaletle karşı karşıya bırakılıyorlar. Egemenler bir yandan...
  • İşçiler ağır koşullar altında, uzun saatler boyunca çalışıyorlar. Milyonlarca işçi iş güvencesi olmadan, her an işten atılma korkusuyla canını dişine takarak çalışıyor. Üretim baskısı da cabası. MT Reklam işçileri de yıllarca benzer sorunlar...
  • Çukurova bölgesindeki Adana, Mersin, Tarsus, Ceyhan işçi dernekleri, tarım işçilerine “işe çıkmama” çağrısında bulundu. Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB) ile yaptıkları görüşmelerde işçi yevmiyeleri konusunda anlaşma sağlayamadıklarını duyuran...
  • Merhaba emekçi kardeşlerim. Ben UİD-DER’li emekçi bir anneyim. UİD-DER’le tanıştığım günden bu yana İşçi Dayanışması’ndan, UİD-DER’in sitesinden okurdum grev ve direniş haberlerini. Ama kendim hiç gitmemiştim. Çarşamba günü benim için farklı bir gün...
  • Çalıştığımız işyerinde kısa bir süre önce başımızdan geçenleri sizinle paylaşmak istedik. Sağlık personeli olarak çalıştığımız rehabilitasyon merkezinde sürekli baskı ve mobbinge maruz kalıyoruz. Koronavirüs sonrası patronların üzerimizdeki baskısı...
  • Ben kamuda çalışan bir öğretmenim, eğitim işçisiyim yani... Geçtiğimiz günlerde Maya Okulları patronu ve aynı zamanda Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk maaşlarımız ile ilgili bir açıklama yaptı. Bu açıklama ile yoksulluk sınırının altında çalışan biz...
  • Türkiye gibi Şili’nin tarihi de kanlı askeri darbelerle doludur. Şili halkı büyük acılar çekmiş bir halktır. 11 Eylül 1973’te ABD emperyalizminin desteklediği ordu; işçilerden, emekçilerden, gençlerden yana olan Sosyalist Allende hükümetini devirdi...
  • Türkiye’de 1970’li yıllar işçilerin daha örgütlü olduğu ve kendilerine daha çok güvendikleri yıllardı. Yükselen işçi hareketi, yaygınlaşan ve kazanımla sonuçlanan grevler, direnişler patronlar sınıfına korku veriyordu. İşçiler arasında mücadeleci...
  • Koronavirüs bahanesiyle biz işçilerin haklarına saldırılırken çocuklarımızın eğitimi de bu saldırının bir parçası olarak askıya alınıyor, yeni eğitim öğretim yılı kocaman belirsizliklerle başlıyor. Özel okullar zinciri sahibi olan Milli Eğitim...
  • Ben tekstil atölyesinde çalışan bir işçiyim. 60-70 civarında işçi çalışıyor bu atölyede. Sayıyı tam veremememin nedeni bu işçilerin bir kısmının sigortasız göçmen işçilerden ve gündelik işçilerden oluşması… Patronumuz koronavirüs yasakları ve...

UİD-DER Aylık Bülteni