Navigation

Buradasınız

UİD-DER Kadın Komitesi: Emekçi Kadınlar Savaş da İstemiyor Düşmanlık da!

Ekim 2015, İşçi Dayanışması No:91

Emekçi kadınlar, kardeşler,

Yaşam bizim için çok zor, çok çileli. Evinin, evlatlarının yükünü omuzlayan, işyerlerinde üç kuruş paraya çalıştırılan biziz. İkinci sınıf insan yerine konulan, şiddete, tacize, tecavüze maruz bırakılan biziz. Emeği yok sayılan, fikri değersiz sayılan biziz.

Peki, neden bizim yaşamımız bu kadar kahırlı? Bizim kaderimiz çok çalışmak, ezilmek, geçim derdi çekmek, ömrümüzü tasa içinde geçirmek mi?

Elbette değil. Tüm sorunlarımızın kaynağında, bizim sırtımızdan kazandıkları servetler ile zevkusefa içinde yaşayan patronlar sınıfı var.

Biz emekçi kadınlar diyoruz ki: Savaş isteyenler! Buyurun siz savaşın. Biz çocuklarımızı, barış isteyen mücadele arkadaşlarımızı, yaşamlarımızı para babalarının iktidar hırsına kurban etmek istemiyoruz. Artık yeter, acımız da sefaletimiz de bitsin!

Patronlar, düzen siyasetçileri, bilcümle egemenler değil mi ücretimizin kaç kuruş olacağını belirleyen? Onlar değil mi günde kaç saat çalışacağımıza karar veren? Onlar değil mi bizi işsiz bırakmakla tehdit eden? Onlar değil mi cebimize gireni vergi diye, sağlık harcaması diye, eğitim masrafı diye elimizden alan? Onlar değil mi ekmeğimizi küçülten, derdimizi büyüten? Onlar değil mi bizi iş cinayetlerinde kurban eden? Onlar değil mi kanlı savaşlar çıkaran?

Ermenek’te ölüme gönderilen işçilerin anaları evlatlarına ulaşmak için tırnaklarıyla kazdılar toprağı, avuçlarıyla boşalttılar suyu. Ama evlatlarına ulaşamadılar. Emekçi anaların gözleri bugün de toprakta. Çünkü gözünü iktidar hırsı bürümüşler, egemenler, emekçilerin evlatlarını genç yaşta toprağın altına gönderiyor. Bu sömürü düzeninde patronların dini imanı para, zenginlik, iktidar! Biz, bizim evlatlarımız, eşlerimiz onlar için ya işyerlerinde ucuz işgücü ya da savaşta ölecek ucuz can!

Davutoğlu çıkıp “evlatlarımızı feda etmeye hazırız” diyor. Kimin evlatlarını ölüme gönderiyorlar? Bizimkileri! Onların evlatları “gemicik filosu” kurmakla meşguller. Acılı bir anne, şöyle soruyor: “Yavrumu vurduranlar, kardeşi kardeşe vurduranlar, siz hiç yavrunuzu toprağın altına koydunuz mu? Çocuğunuzun üstüne toprak attınız mı? Yavrum, diyerek taşı toprağı kucakladınız mı?” Emekçi kadınlara bu acıyı yaşatanların oyunlarını bozmazsak sıra bizim evlatlarımıza gelecek! 

10 Ekimde Ankara’da gerçekleştirilen katliam 100’den fazla canımızı yaşamdan söküp aldı. O bombaları patlatanlar, emekçi kardeşlerimizi katledenler “sonsuza kadar savaş” diyenlerdir. Kendi çıkarları için savaş çıkarıp insan kanını oluk oluk akıtmaktan çekinmeyen egemenlerdir. 

Biz emekçi kadınlar diyoruz ki: Savaş isteyenler! Buyurun siz savaşın. Biz çocuklarımızı, barış isteyen mücadele arkadaşlarımızı, yaşamlarımızı para babalarının iktidar hırsına kurban etmek istemiyoruz. Artık yeter, acımız da sefaletimiz de bitsin!

Dünyanın tüm emekçileri bizim kardeşlerimizdir, tüm sömürücüleri düşmanımızdır. Emekçi kadınlar, egemenlerin emelleri uğruna evlatlarını, kardeşlerini feda etmeyecek. Kardeşin kardeşe vurdurulmasına izin vermeyecek! İktidar sahipleri için, kapitalistler için dökecek tek bir damla kanımız da feda edecek evladımız da yok!

Bizler evlatlarımızın ölüme sürüklendiği haksız ve kirli savaşlar son bulsun istiyoruz. Kürt, Türk, Arap ve tüm halklar kardeş olsun istiyoruz. Artık Kürt sorunu çözülsün istiyoruz. Kirli savaşlar için ayrılan kaynaklar biz işçi ve emekçilere ayrılsın diyoruz. Bizim sesimiz bombaların gürültüsüyle boğulmayacak, zalimler döktükleri kanda boğulacak.

Biz emekçi kadınlar kendimiz ve evlatlarımız için şiddetin, savaşların, sömürünün olmadığı bir dünya istiyoruz. Gelin UİD-DER Kadın Komitesi’nin çağrısına kulak verelim ve böyle bir dünyayı var etmek için birlikte mücadele edelim.

UİD-DER Kadın Komitesi

20 Ekim 2015

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Manisa’nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014’te 301 madenci iş cinayetinde yaşamını kaybetmişti. Katliamın ardından açılan davada aralarında Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan’ın da bulunduğu tutuklu 5 sanık için 15 yıldan 22...
  • 2019 yılına emekçilerin dünyanın dört bir yanında ekonomik krize, yoksulluğa, yolsuzluğa ve adaletsizliğe karşı isyanları damga vurmuştu. Bir isyan yılı olan 2019’da öğrenciler de iklim değişikliğine karşı mücadeleye giriştiler. 15 yaşındaki Greta...
  • Salgın… Sokağa çıkma yasakları, kapanan restoranlar, mağazalar... Büyüyen online alışveriş firmaları… Bu firmalarda çalışanların ve kuryelerin artan iş yükü ve solan yaşamlar… Sokakta, caddede, her taraftan vızır vızır geçen, iki tekerlek üzerinde...
  • Çiftçiler Ayakkabı fabrikasında çalışan işçiler patronun keyfi uygulamalarına, yaptığı haksızlıklara karşı defalarca seslerini duyurmaya çalışmış, ancak yönetim duymazlıkdan gelmişti. Bu yaşananlar karşısında işçiler Deriteks sendikasında örgütlenme...
  • 2022 yılında Katar’da düzenlenecek Dünya Kupası için uluslararası müsabakalar yakın zamanda başladı. Müsabakalar sırasında ve sonrasında Almanya, Norveç, Hollanda ve İrlanda başta olmak üzere bazı ulusal ekiplerin gündeminde turnuvanın oynanacağı...
  • Nisan ayı başında çeşitli sektörlerden işçiler olarak buluştuk. Covid-19 pandemisi bahane edilerek patronların haklarımızı nasıl da fütursuzca gasp ettiğini konuştuk. Aynı zamanda yine bu süreçte mücadele ederek haklarını koruyabilen işçilerin...
  • ABD’nin Alabama eyaletinde Warrior Met şirketinin kömür madenlerinde çalışan 1100 maden işçisi greve çıktı. Amerika Birleşik Maden İşçileri Sendikası’na (UMWA) üye işçiler, talep ettikleri ücretin kabul edilmemesi karşısında 1 Nisanda iş bıraktı.
  • Gece-gündüz, salgın-hastalık demeden marketten evlere, restoranlardan işyerlerine her türlü ihtiyacı taşıyan kuryeler, motorlarını ve bisikletlerini bu kez adil bir ücret ve daha iyi çalışma koşulları için sürdü. Özellikle salgın sürecinde payına...
  • Üzgünüm çocuğum, üzgünüm./ Alamadığım oyuncaklara,/ Yaşayamadığın çocukluğa,/ Alışamadığın açlığa!/
  • Pandemiyi işçilerin haklarını gasp etmenin fırsatına çeviren patronların elindeki en kullanışlı silahın Kod 29 olduğunu sürecin başından beri vurguluyoruz. Zaman içinde emekçilerin gözünde teşhir olan Kod 29’a yönelik Aile, Çalışma ve Sosyal...
  • Pandemi süreci başladığından beri Kod 29 ile işten çıkarılan işçilerin sayısı 200 bini buldu. İşçi sınıfına karşı genel bir saldırıya dönüşen Kod 29’a karşı mücadele sürüyor. İstanbul’da PTT, Sinbo, Tur Assist ve Bayrampaşa Belediye işçileri,...
  • İnsan, toplumsal iletişim aracı olarak dil ve yazının yanı sıra sembollere de başvurur. Semboller duygu, düşünce ve hayalleri etkili şekilde anlatabilmenin, toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirmenin aracıdır. Döneme, coğrafyaya, kültüre göre...
  • AKP’li belediye yönetimi tarafından işten atılan İstanbul Bayrampaşa Belediye işçileri hakları için mücadele ediyor. Aralarında işyeri temsilcilerinin de bulunduğu pek çok işçi, 30 aydır gasp edilen toplu iş sözleşmesinden doğan haklarını talep...

UİD-DER Aylık Bülteni