Navigation

Buradasınız

Kim Bu Fırsatçılar?

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 127
Ülkeyi yönetenler halka dönük konuşmalarında “kriz filan yok, hepsi manipülasyon”, “ekonomik sıkıntılar psikolojik, aslında kriz yok”, “bu da geçer yahu”, “kriz fırsatçıları devrede”, “suç stokçularda, fırsatçılarda”… diyorlar. Bu sözleri edenler sonra dönüyorlar patron örgütlerine, başka bir şey söylüyorlar: “Krizi fırsata çevireceğiz, merak etmeyin!” Elbette bu açıklamalar kafa karışıklığının ürünü değil. İktidardakiler bilerek, söyleyeceklerini ölçüp biçerek konuşuyorlar. Amaçları sorumluluklarını gizlemek ve hedef şaşırtmak!

Ülkeyi yönetenler halka dönük konuşmalarında “kriz filan yok, hepsi manipülasyon”, “ekonomik sıkıntılar psikolojik, aslında kriz yok”, “bu da geçer yahu”, “kriz fırsatçıları devrede”, “suç stokçularda, fırsatçılarda”… diyorlar. Bu sözleri edenler sonra dönüyorlar patron örgütlerine, başka bir şey söylüyorlar: “Krizi fırsata çevireceğiz, merak etmeyin!” Elbette bu açıklamalar kafa karışıklığının ürünü değil. İktidardakiler bilerek, söyleyeceklerini ölçüp biçerek konuşuyorlar. Amaçları sorumluluklarını gizlemek ve hedef şaşırtmak!

Eğer egemenlerin, para babalarının yalanlarına inanırsak krizin bedelini ödemek biz yoksul işçi ve emekçilere kalır. Oysa “bu yalanlara karnımız tok” dersek; zamlara, pahalılığa, işten çıkarmalara, haklarımızın gasp edilmesine karşı birleşirsek, krizin faturasını ödemeyi reddedebiliriz. Eğer gerçekleri görür ve birleşebilirsek, bu “krizi fırsata çeviren” taraf biz oluruz.

Egemenler, yaşanan krizin gerçek nedenlerini ve sorumlularını görmeyelim diye önce “dış mihraklar” yalanına sarıldılar. Sonra koskoca ülkeyi sarsan krizin, yoksulun belini büken hayat pahalılığının fırsatçıların, stokçuların işi olduğunu söyler oldular. Marketlere baskınlar düzenlemeye başladılar, ürünleri pahalıya satanları ihbar etmemizi istediler. Fırıncıya, marketçiye, esnafa tepki göstermemizi sağlamaya çalıştılar.

Kardeşler, çok açık ki bu oyunlarla bizi kandırıyor, oyalıyorlar. Diyelim ki gerçekten de bir grup stokçu ve fırsatçı bütün bir ülkeyi krize sürükleyebiliyor, enflasyona tavan yaptırabiliyor. O halde buna karşı önlem alması gerekenler ne yapıyor? Meselâ arabalardaki cam filmine varıncaya kadar her şeyi kanun hükmünde kararnamelerle düzenleyen Cumhurbaşkanı, neden bir kararnameyle fiyatları sabitlemiyor? Neden temel tüketim ürünlerine yapılan zamları geri çekmiyor? Hatırlanacak olursa ilk olarak akaryakıta, doğalgaza, elektriğe, suya zam yapıldı. Bu zamları da “stokçular” değil devlet yaptı. Üstelik aynı devlet enflasyon karşısında ezilen işçilerin ücretlerini yükseltmedi, emekçileri rahatlatacak önlemler almadı. Demek ki sorun sadece “stokçular”, “fırsatçılar” sorunu değil!

Elbette stokçular, fırsatçılar yok demiyoruz. Ama bu stokçular, fırsatçılar daha önce yoktu da bir anda yerden mi bitti? Elbette hayır! Bu düzende fırsatçılar, stokçular hiçbir zaman eksik olmamıştır, olmayacaktır da. Çünkü bu düzen fırsatçılığı teşvik ediyor. Yaşadığımız dünyaya hâkim olan kapitalist sömürü düzeninde sermaye sahipleri daha fazla kazanç elde etmek için her fırsatı değerlendirir. Kârlarını büyütmek için işçileri üç kuruşa köle gibi çalıştırır. Maliyetleri arttıracak diye en basit iş güvenliği önlemlerini bile almaktan kaçınır. Doğayı fütursuzca talan eder. Böylelikle varlık, bolluk bir tarafta; yoksulluk, yoksunluk bir tarafta birikir. Zengin daha zengin, yoksul daha yoksul olur. Altta kalanın canı çıksın mantığı işler. Kriz dönemleri gelince “aynı gemideyiz” yalanları piyasaya sürülür. Krizlerin ağır bedeli en alttakilere fatura edilir. Kısacası, en büyük fırsatçılar sermayedarlar ve egemenlerdir. Bu her zaman böyledir.

Sözde krizden kurtulmak için reçete olarak sunulan ekonomi programları sadece bu fırsatçıları kurtarmaya, rahatlatmaya odaklanıyor. Patronlara vergi indirimleri yapılıyor, teşvikler veriliyor, borçları erteleniyor, kredi muslukları açık tutulmaya çalışılıyor. Öte yandan bütün yük iki yakası bir araya gelmeyen işçilerin, yoksul emekçilerin sırtına yıkılıyor. Bu programlarla işçilerin kıdem tazminatı hakkı ortadan kaldırılmak, Zorunlu Bireysel Emeklilik Sigortası uygulamasından çıkışın önü kapatılmak isteniyor. İşsizlik Sigortası Fonu patronların yağmasına açılıyor. Tüm bu planlar krizi atlatmak bahanesiyle meşru gösterilmek isteniyor. Öte yandan patronlar kriz gerekçesiyle işçi çıkarıyor, ücretleri aşağı çekiyor, mesai ücretlerine el koyuyor. Bu patronları cezalandırmak, işçilerin alacaklarını, haklarını koruyacak bir mekanizma geliştirmekse iktidardakilerin aklına bile gelmiyor. Bu durum esas fırsatçıların kimler olduğunu açıkça gösteriyor. “Fırsatçılar” el ele vermiş işçinin sırtına bindikçe biniyor!

Eğer egemenlerin, para babalarının yalanlarına inanırsak krizin bedelini ödemek biz yoksul işçi ve emekçilere kalır. Oysa “bu yalanlara karnımız tok” dersek; zamlara, pahalılığa, işten çıkarmalara, haklarımızın gasp edilmesine karşı birleşirsek, krizin faturasını ödemeyi reddedebiliriz. Eğer gerçekleri görür ve birleşebilirsek, bu “krizi fırsata çeviren” taraf biz oluruz.

22 Ekim 2018

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Kaz Dağlarında altın arayan Alamos Gold adlı Kanadalı şirket ve onun yerli ortağı Doğu Biga Madencilik, şu ana kadar 200 bin civarında ağacı kesmiş ve doğada büyük bir tahribata yol açmıştır. Bu şirketler, siyanürle altın arıyor ve yerin altını...
  • Bursa Orhangazi’de bulunan Cargill fabrikasında Tekgıda-İş Sendikasında örgütlendikleri için işten çıkarılan işçilerin mücadelesi sürüyor. 10 Temmuzda görülen işe iade davasının karar duruşmasında, mahkeme 14 işçinin haksız yere işten atıldığına ve...
  • Haksızlıklar karşısında susmayanlar için söylenen bir söz vardır, “doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.”  Bu topraklarda nice yazar, çizer, aydın, devrimci ve demokrat kişiler burjuvazinin ve faşist rejimlerin hedefi haline gelmiş, ama aydınlık...
  • Geçen gün bir internet sitesinde rastladığım haberde şöyle yazıyordu: “İşçi istifa etse de yıllık izin ücretini alabilecek!” Habere göre Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, kullanılmayan yıllık izinlerin ücrete dönüşmesiyle alakalı emsal nitelikte bir karar...
  • Merhaba arkadaşlar, bizler UİD-DER’in yetiştirdiği işçi, emekçi gençleriz. UİD-DER sitesinde emekçi kadınların ve sonrasında gençlerin yazdığı mektup bizlere de cesaret verdi. Bu nedenle Esenyurt’lu gençler olarak sizlerle kendi duygularımızı...
  • Yine bir üniversite sınavını ve tercih dönemini geride bıraktık. Milyonlarca genç, gelecek hayalleriyle beraber girdi sınava. Şimdi yüz binlerce öğrenci üniversitelere yerleşmiş olacak ve milyonlarcası ise umudunu bir başka bahara bırakırken,...
  • 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 20 yıl geçti. Aradan bunca yıl geçmesine rağmen, depreme karşı gerçek anlamda önlem alınmış değil. Her an olabilecek büyük İstanbul depremi sırasında halkın toplanması için boş bırakılan alanlara da AVM’...
  • Portekiz’de yakıt tankeri sürücüleri, 12 Ağustosta ülke genelinde süresiz genel greve çıktı. Tehlikeli Malzeme Taşıyıcıları Ulusal Sendikası’na (SNMMP) üye işçiler, maaş zammındaki anlaşmazlık nedeniyle kontak kapattı. Kosta Rika’daki devlet...
  • Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 15 Ağustos 2019 günü Mayıs 2019 dönemi Hanehalkı İşgücü Araştırmasını açıkladı. DİSK-AR hem TÜİK hem de İŞKUR’un Haziran 2019 verilerini değerlendirdi.
  • Yerel seçimlerin üzerinden bir hayli zaman geçmesine rağmen el değiştiren belediyeler üzerinden ortaya çıkan yolsuzluklar, haksızlıklar ile ilgili tartışmalar devam ediyor. Önceki belediye başkanlarının yaptıkları yolsuzluklar, haksızlıklar, kirli...
  • KHK ile kadroya geçirilen işçiler de dâhil edildiğinde, yaklaşık 500 bin işçiyi ilgilendiren kamu toplu iş sözleşmesi (TİS) imzalandı. Türk-İş ve AKP hükümeti arasında bayramın ikinci günü yapılan bir toplantıda imzalanan sözleşmeye göre, 2019’un...
  • Merhaba işçi kardeşlerim. Sizlere çalıştığım işyerindeki bir sohbeti aktarmak istiyorum. Ama konuya geçmeden önce, İşçi Dayanışması’nda çıkan bir yazıyı hatırlamak istiyorum. Yazının adı “Elma Hadisesi” idi. Yazıda 70’li yıllarda, bir fabrikadaki...
  • Merhaba dostlar! Geçtiğimiz günlerde uidder.org’da çıkan “Emekçi Kadınların Gözünden UİD-DER” başlıklı bir mektup okuduk. Çok geçmedi “İşçi Sınıfının Gençlerinin Gözünden UİD-DER” başlıklı Sefaköy’den bir grup genç arkadaşımızın sıcacık duygularını...