Navigation

Buradasınız

İşçilerin Sordukları/1

Nisan 2012, No: 49

İş kazası olduğunda işçi ne yapmalı?

Türkiye’de her gün ortalama 100’ün üzerinde işçi, iş kazasında hayatından oluyor. Bir işçi iş kazası geçirdiğinde, işyeri yönetimi durumu derhal polise ve Sosyal Güvelik Kurumuna bildirmek zorundadır. Bu, yasal bir zorunluluk olmasına rağmen, patronlar iş kazasını ilgili yerlere bildirmiyor ve üstünü örtmeye çalışıyorlar. Böylece alacakları cezadan da kurtulmuş oluyorlar. Bu nedenle iş kazası geçiren işçi ilk olarak hastanede mutlaka iş kazası tutanağı tutturmalı, aynı tutanağı polise de tutturmalı ve bir kopyasını almalıdır. İş kazası geçiren işçinin arkadaşları onu derhal hastaneye götürmeli ve ona şahitlik etmelidirler. İş kazasına karşı bütün işçiler, işçi güvenliği ve sağlığı önlemlerinin alınması için güçlerini birleştirmeli, patrona baskı yapmalıdırlar.

Fazla mesai zorunlu mudur?

Haftalık yasal çalışma süresi 45 saattir. 45 saati aşan her saat için fazla mesai ücreti ödenir. Ayrıca, hiçbir işçi fazla mesai yapmaya zorlanamaz. İşverenler bunu bildikleri için, iş sözleşmelerine, peşinen, işçilerin fazla mesai yapmayı kabul ettiklerine dair maddeler eklerler. Ancak aslında her yıl için ayrı bir yazılı onay alınması gerekir. İşçinin onayı alındığında bile, yasal olarak yılda 270 saatten fazla mesai yaptırılamaz. İşçi bu onayı vermemişse, fazla mesaiye kalmadığı için tazminatsız işten çıkartılamaz.

Haftalık çalışma süresi 45 saattir. Bu 45 saat haftaya yayılırken, işçi, günde 11 saatten fazla çalıştırılamaz. Dolayısıyla da bunun üzerinde bir fazla mesaiye bırakılamaz. Gece çalışmalarında ise günlük 7,5 saati aşan çalışma durumunda fazla mesai ücreti ödenmek zorundadır.

Maaş gününde ödenmediğinde işçi çalışmama hakkını kullanabilir mi?

İş yasasının 34. maddesine göre, ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde ücreti ödenmeyen işçi, iş bırakma hakkına sahiptir. Örneğin, ücretlerin her ayın 5’inde ödendiği bir işyerinde işçi, eğer ücreti ödenmemişse ayın 26’sından itibaren iş bırakma hakkını kullanabilir. İşçiler bu nedenle işten çıkartılamaz ve yerlerine yeni işçi alınamaz.

Yıllık izin süreleri nasıl belirlenir?

Bir yıldan beş yıla (beş yıl dâhil) kadar çalışanlar 14 işgünü; beş yıldan fazla on beş yıldan az çalışanlar 20 işgünü; on beş yıl ve üzeri çalışanlar 26 işgünü yıllık izin hakkı kazanırlar. Toplu sözleşmelerle bu süreler uzatılabilir. 18 yaşından küçük ve 50 yaşından büyük işçilerin kullanacağı yıllık izinler 20 günden az olamaz.

Hafta tatili ve resmi tatiller yılık izinlere dâhil midir?

Hafta tatilleri yıllık izinlere dâhil değildir. Meselâ, bir yılını doldurmuş bir işçinin kullanacağı yıllık izin hakkı 14 işgünüdür. Yıllık izin süresine denk gelen genel tatil, hafta tatili, ulusal ve dini bayramlar yıllık izin süresine dâhil değildir. Bu tatil günleri işçinin yıllık izin süresine eklenir.

İşten ayrılmak isteyen veya işten atılan işçinin yıllık izin hakkı yanar mı?

İşten çıkan veya işten atılan bir işçinin yıllık izin hakkı yanmaz, bu hakkın parasal karşılığı işçiye ödenir. Ayrıca yıl boyunca kullanılan mazeret, hastalık veya ücretsiz izinler yılsonunda yıllık izin hakkından düşürülemez. Yıllık izinleri kullandırılmayan işçiler, 5 yıl içinde dava açma hakkına sahiptirler.

15 Nisan 2012

Son Eklenenler

  • Kapitalist sömürü sistemi toplumsal eşitsizlikleri büyütmeye devam ediyor. Bir avuç sermaye sahibinin elindeki zenginlik artarken; işsizliğe, açlık ve yoksulluğa itilen nüfus büyüdükçe büyüyor. Ekonomik kriz gerekçe gösterilerek işçilerin hakları...
  • Çalıştığım fabrikanın bahçesinde patronun iki köpeği var. Köpeklere özenle bakım yapılıyor. Geçen aylarda dişi köpek dokuz yavru dünyaya getirdi. Yavru köpekler sayesinde patron öğlen yemeğinde bize tatlı dağıttı. İşçi arkadaşlardan biri “ulan...
  • Yaşadığımız kapitalist sömürü düzeninde gün geçmiyor ki yeni bir rezalet duymayalım, gün geçmiyor ki çürümüşlüğün kokusu burnumuzun direğini kırmasın! Sırf para kazanma ve daha çok kâr elde etme dürtüsüne dayalı kapitalist sistemin insanları ne hale...
  • Patronlar işçilere lütufta bulunmazlar. Örgütsüz ve dağınık işçileri kölece çalıştırmaktan, iliklerine kadar sömürmekten asla geri durmazlar. Sermaye sınıfını dize getirecek olan işçilerin mücadelesidir. Bu iki sınıf arasındaki mücadelenin sonucunu...
  • İşçi sınıfının mücadele tarihi birçok önemli dersle doludur. İşçi mücadelesinin yükseldiği dönemlere damgasını vuran anlar, eylemler, örgütler ve kişiler vardır. 1960 ilâ 1980 arasındaki dönemde Kavel, 15-16 Haziran 1970, 1 Mayıs 1977 gibi işçi...
  • Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin ilk “kalkınma planı” olan 11. Kalkınma Planı, Cumhurbaşkanının onayının ardından TBMM Genel Kurulu’na sunuldu ve çeşitli itirazlara rağmen kabul edildi. 2019-2023 dönemine ilişkin ekonomik hedeflerin bulunduğu...
  • Metal işkolunda sendikalı bir işçi olarak çalışıyorum. Sendikasız bir işyerine oranla birtakım haklarımız var ama problemlerimiz de çok. İşçi arkadaşlar dün öğle molasında işyerindeki çalışma koşullarından şikâyet ediyorlardı. “Tehlikeli bir...
  • İşçi sınıfı olarak bugünkü örgütsüzlüğümüzden, dağınıklığımızdan, güçsüzlüğümüzden kurtulmak istiyorsak geçmişimize bakmalıyız. Yaşadığımız katmerli sorunlar son bulsun istiyorsak tarihimizi incelemeli, hafızamızı geri kazanmalıyız. 15-16 Haziran...
  • Hepimiz işyerlerimizde krizin etkilerini iliklerimize kadar hissediyoruz. İşten çıkarmaların artması, maaşların geç yatması, zorla mesai dayatmaları, iş güvenliği ihmalleri gibi bir sürü sıkıntıyla boğuşmak zorunda kalıyoruz. Ben de çalıştığım yerde...
  • Kırşehir’de bulunan Petlas’ın taşımacılık ve lojistiğini yapan Abdulkadir Özcan Otomotiv Lastik işçileri, DİSK’e bağlı Nakliyat-İş Sendikasına üye oldukları için işten atıldı. Petlas/AKO işçileri fabrika önünde sendikalaşma üzerindeki baskıların...
  • Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Dairesi (DİSK-AR), “İşsizlikte Tırmanış Sürüyor!” başlıklı bir rapor yayınladı. TÜİK ve İŞKUR tarafından yayınlanan verilerin değerlendirildiği raporda, oldukça yakıcı gerçekler gözler önüne...
  • Çocuk yaşta işçiliğe başladım. İçimde duyduğum sadece aileme karşı bir sorumluluk duygusuydu. Çünkü babam ne kadar çok çalışsa da geçinmekte zorlanıyorduk. Neden böyle olduğunu bilmiyordum. Mahallemizdeki tüm komşularımız da aynı durumdaydı. Kıt...

UİD-DER Aylık Bülteni

Broşürlerimiz