Navigation

Buradasınız

İşçilerin Sordukları/70 - Mazeretsiz Devamsızlık Yapan İşçinin Hafta Tatili Ücreti Kesilir mi?

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 133
İşçi sınıfının ağır saldırılar ile karşı karşıya kaldığı günlerden geçiyoruz. EYT’lilerin emeklilik hakkı gaspının sürdürülmesi, kıdem tazminatı fonu planı, zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi, dolaylı vergilerin arttırılması, İşsizlik Sigortası Fonunun yağmalanması bu saldırılardan sadece bir kaçı. Dahası krizi gerekçe gösteren işverenler, ücret ve mesai ücretlerinden, ayni ödemelerden kesinti yapıyor, iş saatlerini arttırıyor, yemek ve servis hakkını kısıtlıyor, işçileri iş güvenliği malzemelerini ceplerinden karşılamaya zorluyor…

İşçi sınıfının ağır saldırılar ile karşı karşıya kaldığı günlerden geçiyoruz. EYT’lilerin emeklilik hakkı gaspının sürdürülmesi, kıdem tazminatı fonu planı, zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi, dolaylı vergilerin arttırılması, İşsizlik Sigortası Fonunun yağmalanması bu saldırılardan sadece bir kaçı. Dahası krizi gerekçe gösteren işverenler, ücret ve mesai ücretlerinden, ayni ödemelerden kesinti yapıyor, iş saatlerini arttırıyor, yemek ve servis hakkını kısıtlıyor, işçileri iş güvenliği malzemelerini ceplerinden karşılamaya zorluyor… Sırtlarını siyasi iktidara dayayan patronlar, bunlarla da yetinmiyor, işçilerin haklarını gasp etmek için yeni yollar buluyorlar. Yasaları ve Yargıtay içtihatlarını tamamen keyfi biçimde yorumlayarak işçileri yanıltmaya, aldatmaya ve ücretlerine el koymaya çalışıyorlar.

Petrokimya sektöründeki bir işyerinde yaşanan olay, işverenlerin pervasızlığını bir kez daha ortaya koyuyor. Söz konusu işyerinde çalışan bir kadın işçinin, bir günlük mazeretsiz devamsızlık yaptığı gerekçesiyle, işe gitmediği günle birlikte hafta tatili ücreti de kesildi. İşveren temsilcileri bu durumun gerekçesini işçiye şöyle bildirdi: “Hafta içinde mazeretsiz devamsızlık yaptığınız ve 45 saatlik haftalık çalışma süresini tamamlamadığınız için hafta tatiline hak kazanmadınız. Bu nedenle devamsızlık yaptığınız günün yanı sıra hak etmediğiniz hafta tatilinin ücreti de size ödenmemiştir.”

4857 Sayılı İş Kanununun 46. ve 63. maddeleri hafta tatili konusunu düzenler. 63’üncü madde şöyle der: “Genel bakımdan çalışma süresi haftada en çok kırk beş saattir. Aksi kararlaştırılmamışsa bu süre, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanır. Yer altı maden işlerinde çalışan işçilerin çalışma süresi; günde en çok yedi buçuk, haftada en çok otuz yedi buçuk saattir. Tarafların anlaşması ile haftalık normal çalışma süresi, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine, günde on bir saati aşmamak koşulu ile farklı şekilde dağıtılabilir. Bu halde, iki aylık süre içinde işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık çalışma süresini aşamaz. Denkleştirme süresi toplu iş sözleşmeleri ile dört aya kadar arttırılabilir. Turizm sektöründe dört aylık süre içinde işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık çalışma süresini aşamaz; denkleştirme süresi toplu iş sözleşmeleri ile altı aya kadar artırılabilir.”

46’ıncı madde ise şöyledir: “Bu kanun kapsamına giren işyerlerinde, işçilere tatil gününden önce 63’üncü maddeye göre belirlenen iş günlerinde çalışmış olmaları koşulu ile yedi günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az yirmi dört saat dinlenme (hafta tatili) verilir. Çalışılmayan hafta tatili günü için işveren tarafından bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücreti tam olarak ödenir.”

Genel tatil ücretini düzenleyen 47. madde ise şöyle der: “Bu kanun kapsamına giren işyerlerinde çalışan işçilere, kanunlarda ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışmazlarsa, bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücretleri tam olarak, tatil yapmayarak çalışırlarsa ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücret ödenir.”

Yani kanunda mazeretsiz olarak işe gelmediği için haftalık çalışma süresini doldurmayan işçinin hafta tatili ücretinin kesileceğine ilişkin açık bir hüküm yoktur. Söz konusu işverenin ve işveren vekillerinin bu uygulamaya dayanak olarak gösterdikleri Yargıtay içtihadı ise şöyledir:

“Haftanın tatilden önceki iş süresinde toplam 45 saatlik çalışma olmamışsa, işçi sadece hafta tatili günü çalışmış olmasından dolayı haftalık çalışma süresi doluncaya kadar normal yevmiyesini isteyebilir, ilave ücret isteyemez.”[1] Görüldüğü gibi bu ifadelerde de mazeretsiz olarak işe gitmeyen işçiye uygulanan ücret kesintisi müeyyidesinin yanı sıra hafta tatili ücretini kesme müeyyidesinin uygulanacağına ilişkin açık bir ibare yoktur. Bu içtihadı dayanak göstermek açıkça işverenlerden yana yorum yapmaktır.

Son olarak şunu da vurgulamak gerekir: Yasada “mazeretsiz işe gitmeyen işçinin hafta tatili ücreti de kesilir” şeklinde açık bir hüküm bulunmuyorken bu ifadeleri böyle yorumlamak “işçi lehine yorum” ilkesinin “işveren lehine yorum” şeklinde tersyüz edilmesidir. İşçiler patronlar sınıfının haksızlıkları karşısında yasaların ötesinde örgütlü güçlerine güvenmelidir.



[1] Yargıtay 9. HD,18.11.1988,E. 1998/11542,K.1988/10951

25 Nisan 2019

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Dünya işçi sınıfı 2021’i sermaye sınıfının yoğunlaşan sömürüsü, baskısı ve yasaklarıyla karşıladı. İşten atma saldırıları, ücret kesintileri, hak gaspları artarak devam ediyor. Ancak işçiler de bu saldırılara karşı birleşmekten, direnmekten,...
  • Arkadaşlarla bir hafta sonu bizim evde buluşma ayarladık. Sokağa çıkamadığımızdan dolayı evde zaman geçirmek istedik. Herkes bir fikirle gelmişti. Bir arkadaşım kutu oyunu getirmişti. Oyunun adı “Monopoly.” Oyunun amacı şu; banka sana hayatta...
  • Geçtiğimiz günlerde koronavirüs önlemlerinin alınıp alınmadığını denetlemek için işyerimize kamu görevlileri geldi. Tabi bu denetimin nedeni bir arkadaşımızın işyerinde koronavirüse karşı yeterli önlemlerin alınmadığına dair yaptığı şikâyetmiş. Bir...
  • Kapitalist sistemin yarattığı büyük çelişkiler, eşitsizlikler, adaletsizlikler, derinleştirdiği toplumsal sorunlar her geçen gün daha fazla can yakıyor. 21’inci yüzyılın teknolojik gelişmişlik ve üretim düzeyine rağmen yüz milyonlarca insan açlık...
  • “Biz ekmeğimizin peşindeyiz.” Ne çok duyarız bu sözleri çalıştığımız fabrikalarda, işyerlerinde, grev ve direnişlerde. Kimi zaman yapılan bir yanlışın üzerini örtmek, bahane bulmak için kullanılır. “Bakma yapmak istemezdim ama işte ekmeğimizin...
  • Krizin ve Covid-19 salgınının yükü işçi ve emekçilerin üzerine yıkılmaya devam ediyor, yoksullaşma derinleşiyor. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK’in Covid-19 Döneminde İşsizlik Sigortası Fonu Raporu, İşsizlik Sigortası Fonunun...
  • Tüm dünya yeni bir yıla “merhaba” dedi. Çeşitli dillerde, farklı tonlarda çıktı bu merhabalar. İnsanlar yeni yılda yeni dilekler dilediler. Kimisi milyarlarına milyar istedi yüzü kızarmadan, mücevher takımına yeni yeni mücevherler istedi. Kimisi iş...
  • Otomotiv sektörüne plastik araba parçaları üreten bir fabrikada çalışıyorum. Covid-19 salgınıyla birlikte çalıştığımız fabrikada bir panik havası vardı. Televizyonlardan, internetten yayılan korku ve panik havası hemen herkesi çok etkiledi. Toplum...
  • Bir yılı daha geride bıraktık. 2020’nin ilk aylarında hayatımıza giren pandemiyle birlikte yaşamımız içinden çıkılmaz hale geldi. İşsizlik, yoksulluk derken bir de üstüne gelen yasaklarla beraber nefes alamaz olduk. Biz işçiler için zor bir yıldı....
  • Siyah emekçilere yönelik ırkçı saldırılar devam ediyor. ABD’de geçtiğimiz Mayıs ayında George Floyd’un katledilmesi üzerine tüm dünyada emekçilerin adalet talebi yükselmiş, meydanlar ırkçı nefrete karşı dolup taşmıştı. Kıtadan kıtaya sıçrayan...
  • Sağlık sistemindeki çöküş salgınla birlikte daha görünür hâle geldi. Sağlık çalışanlarının yükü artarken, dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de sağlık işçileri bu duruma sessiz kalmıyor. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikasının (SES...
  • Çok şahit olmuşuzdur ilginç haber başlıklarına. “Emeklilere Müjde”, “Çalışanlara Müjde”, “Artık Herkes Kıdem Tazminatı Alacak” vs... Ama haber içeriğine baktığımızda hiç de müjdeli bir şeyle ya da başlıkta söylendiği gibi heyecan verici bir haberle...
  • “Bir adım öne geçme zamanı! 60 yıllık tecrübemizi çalışma hayatımızın yarınları için seferber ediyoruz. Ülkemizi geleceğin merkezi yapmak için teknoloji hareketini başlatıyoruz.” Metal Sanayicileri Sendikası MESS ilk ürününü paylaşmaktan gurur...

UİD-DER Aylık Bülteni